Mısır ’da Yüksek Askeri Konsey (YAK), iki önemli karar çıkararak -Ahmet Şefik’in cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adaylığının kesinleşmesi ve parlamentonun feshi- ürkütücü siyasi kurnazlık içeren kartlarla oynadığını kanıtladı. YAK tankları, zırhlı araçları, radyo ve televizyon binalarını işgal edip bildiri yayınlamayı değil, ‘esnek güç’ kullanarak devrime darbe planı yapmış görünüyor. YAK’a yanıt da aynı yöntemle verilmeli.

Bu kurnazlık, üçüncü dünya ülkelerindeki askeri kurumların özelliklerinden değil ve Mısır da istisna değil. Zira devrimin bitirilmesi, Mübarek rejiminin kopyalanması, Camp David anlaşmalarının ve ABD ile stratejik ilişkilerin korunması, ABD , İsrail ve Arapların ortak çıkarı. Çünkü Mısır’ın Batı bloğundan çıkması, Rusya ve Çin gibi yükselen güçlerin dolduracağı stratejik boşluğun oluşması, NATO’nun Libya müdahalesinin etkisinin kalkması, terörle savaşın çökmesi ve İsrail ’in varlığının tehdit edilmesi anlamına geliyor.

Halihazırda Mısır’a hükmeden Mübarek rejimi güvenlik, yargı ve medya kurumları. Devrim ise Tahrir Meydanı’yla sınırlı kaldı. Devrimciler gösteri yapıyor, YAK ise planlar yapıp uyguluyor. Önceki gün yaşananlar bu hususta en belirgin örnek. Peki Halk Meclisi’nin anayasal olmayan yasasının sorumlusu kim? Bağımsızlara ait koltuklara aday göstererek meclis sandalyelerinin çoğunu ele geçirmek isteyen bazı siyasi güçlerin açgözlülüğü değil mi? Siyasi tecrit yasasının anayasal olmayışının müsebbibi kim? Bu yasanın üzerinde iyi çalışmadan çıkarılması, Ömer Süleyman’ın adaylığına tepki değil mi? Peki geçen aylarda meclis neredeydi ve niçin bu süreçte eski rejimin kalıntıları tecrit edilmedi?

İhvan, Selefiler ve milliyetçiler YAK’ı devrim sürecinden saptıracak biçimde hatalar işledi. YAK ve önceki rejimin adamları, yandaşlarını sandığa gitmeye sevk ederken, Mısırlıları İslamcılara ve iktidarı ele geçirme hırsına karşı korkuturken, devrim yandaşları boykotu ve boş oy kullanma fikrini pohpohluyordu.

Ortada bundan daha fazla dargörüşlülük, siyasi aptallık ve siyasi olayları bilinçli biçimde okuma acizliği var mı? Bu esnek askeri darbeye yanıt, şu an sokaklara dökülmekle değil, sandığa gitmekle olur.

Şefik’in konuşmasında, adeta Hüsnü Mübarek ’i gördüm. “İsteseler de istemeseler de dönüyoruz’ diyerek tavrını gizlemedi. Peki bu dönenler, Mübarek’in adamları değil mi?

Vaatlere boğmak, her ülkenin seçimlerinde olağan bir durum, ancak Şefik’i dinleyenler, seçimi kazandığı takdirde halka Karun’un hazinelerini vereceğini düşünür. Tüm maaşları arttırma, işsizlere iş bulma, vergileri düşürme, işçilere ve çiftçilere destek olma, taksicilerin borçlarını iptal etme, güvenlik ve istikrarı sağlama, yeni iş imkânları yaratacak dış yatırımlar gibi yüz milyarlarca doları çekme ve işsizlere işsizlik yardımı ödeme taahhüdünde bulundu.

Soru, Şefik’in bu vaatleri yerine getirmesi için gerekli parayı nereden getireceği. Tarihin en büyük ekonomisine liderlik eden ABD Başkanı Obama, vaatlerinin onda birini yerine getiremedi. Bu paralar, iflas etmiş ABD ’den mi gelecek, yoksa ekonomisi çökmüş Avrupa’dan ya da binlerce milyar dolar üzerinde uyuyan Arap Körfez ülkelerinden mi? Bu paraların hangi şartlarda verileceği ve Mısır’ın ödeyeceği bedel nedir?

Şu an Mısırlıların önündeki meydan okuma, YAK’la mücadele etmektir. Seçimleri boykot edip devrimi kalbinden yaralamak, Mısır tarihinin en önemli kazanımından kaçmaktır. Gerçek milliyetçiler, solcular, Hamdin Sabbahi ve Abdulmünim Ebulfütuh’un taraftarları ve Selefiler, sorumlu davranmalı. Aksi takdirde her şeyi kaybederler. (Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, 15 Haziran 2012)

Kaynak: Star