Darbenin yıldönümünde Mısır tam bir çılgınlık hali yaşıyor. Seyyid Kutup ile birlikte Hasan el Benna’nın kitapları ulu orta yasaklanıyor, yakılıyor ve imha ediliyor. Ortalarda kolektif çılgınlık haline dur diyecek bir Allah’ın kulu da yok. Başsavcı Hişam Berakat’ın suikasta kurban gitmesinden sonra cunta yönetimi adeta olmayan dengesini de kaybetti. Esasında suikast yöntemine karşı olan Yusuf Karadavi bu işin azmettiricisi olarak gösteriliyor. Nefs-i müdafaa ilkesi başka suikastları yöntem olarak benimsemek ve kullanmak daha başkadır. Kimileri hakkında yetkili makamlara suç duyurusunda bulundu. Failleri yakalamadan azmettiricileri buldular! Mısır’da darbeciler adeta çıldırma noktasına geldiler. Ahmet Mansur adlı e Cezire çalışanına sahte interpol evraklarıyla tuzak kurmaları gibi Hişam Berakat’ın öldürülmesiyle ilgili de Karadavi gibilerini azmettiricilikle suçluyorlar. Karadavi hakkında birkaç çalışmaya imza atan talebelerinden Ekrem Kessab ile İsam Telime’nin darbe yargıçlarının öldürülebileceğine dair görüş belirttikleri ifade edilerek bir şekilde bu görüşler talebeleri üzerinden Karadavi’yi de mal ediliyor. Bununla birlikte Karadavi Hişam Berakat suikastının bir tertip olduğunu ve bu tür olayların, siyasi olarak nemalanmak, azıklanmak (zıkkımlanmak) isteyenlerin marifeti olduğunu söylemiştir. Kader cihetiyle olayın, etme bulma dünyası veya ‘el cezau min cinsi’l amel/mükafat, ceza işin türündendir’ deyimiyle izah edilebileceğini söylese de yine de faillerinin, başsavcının mensubu olduğu çevrelerde aranması gerektiğini ifade etmiştir. Karadavi rejimin ülkeyi şiddet sarmalına sokarak ayakta kalmayı tasarladığına inanıyor. Bu inançta olanların sayısı giderek artıyor. Bu nedenle faillerin aynı çevrede aranması gerektiğini ifade etmiştir.
*
Müslüman Alimler Birliği’nden genel sekreter yardımcısı Karadaği ise Hişam Berakat suikastını kınadığı gibi aynı zamanda bir dairede kıstırılan Müslüman Kardeşlerden 9 (13) ileri gelen kişinin infaz edilmesini de kınamış ve dünyanın akil insanlarının kontrolden çıkan duruma el koyması gerektiğini söylemiştir. Yusuf Karadavi de Karadaği gibi Arap ve Müslüman dünyasındaki hikmet sahibi insanların Mısır’ı düştüğü çukurdan kurtarmasını istemiştir.
Yazıda asıl konu etmek istediğim husus Yusuf Karadavi’nin Ezher’in görevlendirmesi veya teklifiyle 1962 yılında kaleme almış olduğu İslam’da Haramlar ve Helaller kitabının başına gelenler. İslam’da Haramlar ve Helaller kitabı son dönellerde Mısır’da yasaklanması bile imha edilen kitaplar arasına girmiştir. Sırf Karadavi imzası nedeniyle! Kurum olarak Ezher de yazılması için önayak olduğu kitaba sahip çıkamamıştır. Artık Mısır’da cadı avında detayın önemi kalmamıştır. Karadavi’yi ait her şeyin itlafı mübah hale gelmiştir. Bu durum Hayret Şatır gibiler için de geçerlidir ve çocuklarının faaliyetleri ‘aile çetesi’ kapsamında değerlendirilmektedir.
TRT Arapça’da bu konuların uzmanı Mısırlı alimlerden Vasfi Aşur ile tanıştık. Karadavi’nin İslam’da Haram ve Helal adlı kitabının bir zamanlar Fransa’da yasaklandığını ve kitap fuarlarına sokulmadığını hatırlattım. Bir dokundum bin ah işittim. Meğer bu konularda doluymuş, boşaldı. Belli ki kitabı haramlar konusunda radikal bulmuşlar. Mesela eşcinsellik konusuna ağır bulmuş olabilirler. Vasfi Aşur bey bu hatırlatmamdan sonra bana hayal edemeyeceğim bir şeyi söyledi. ‘ Bu kitap daha önce Suudi Arabistan tarafından da yasaklandı. Zira hafif bulunuyordu. Hatta Suudlular kitaba bir de kulp takmışlardı. İslam’da Haram ve Helal kitabı yerine İslam’da Helal ve Helal kitabı olduğunu söylüyorlardı. Bununla Karadavi’nin haramları da helal saydığını ifade etmek istiyorlardı…”
Demek ki Karadavi’nin bu kitabı Selefiler tarafından da tasvip edilmemişti. Halbuki, bu kitap Türkçeye 1970’li yıllarda çevrilmiş ve Hilal Yayınları arasında yayınlanmıştı. O zaman bu kitapla alakalı olarak Şevket Eygi bey gibi isimler kitabın dört mezhebin görüşlerini aksettirmediğini, karşılamadığını ve dikkate almadığını yazmış ve bu yönde bir tartışma başlatmışlardı. Kitabın mezhepsiz veya selefi meşrep bir ürün/kitap olduğunu söylüyorlardı. Dolayısıyla Selefiliğin merkezi Suudi Arabistan ile Türkiye’de kitapla ilgili algı, tamamen zıt ve ters istikamette seyretmiştir. Bu da bizim bazen dünyadan kopuk değerlendirmeler yaptığımızı gösteriyor. Elbette Karadavi’nin bazı hususlarda kendisine has görüşleri veya değerlendirmeleri olabilir. Lakin bu değerlendirmeler genel selefi akım içinde mütalaa edilemez. Genellemeler veya tamimler genellikle fikri körlüğe neden olmaktadır. Bir kere daha gördüm ki, çalakalem değerlendirmeler sığlıkla malul oluyor, pek sağlıklı olamıyor.