Kosova, Sırbistan ya da ülkenin kuzeyinde pratikte özerk yaşayan Kosovalı Sırplarla arasında sorun çıktığında haber olur genelde. Belgrad, bağımsızlığını tanımaya niyetli olmadığı Kosova'yı, hâlâ resmen Sırbistan'ın ayrılmaz parçası addediyor.
Ibar Nehri'nin kuzeyinde nüfusun çoğunluğunu oluşturan etnik Sırplar, Priştine'deki yetkililerin, Kosova'nın bu bölümünde de tam egemenlik sağlama çabalarına direnmekten vazgeçme emaresi göstermiyor. Hiçbir ilerleme kaydedilemezken, sadece iflah olmaz Balkan gözlemcileri statükoda bazı küçük potansiyel değişiklikler saptayabiliyor.
Geçen hafta Kosovalılar, bağımsızlıklarını ikinci kez kutlama fırsatı buldu. Kosova, Şubat 2008'de Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etmişti. O zamandan beri aralarında 22 AB üyesi ülke, Türkiye ve ABD'nin de bulunduğu 89 devlet Kosova'yı tanıdı. AB ve ABD'nin tanıma koşullarından biri, genç cumhuriyetin özellikle demokrasi ve insan hakları alanında performansını gözlemleyecek Uluslararası Yönlendirme Grubu'nun (UYG) kurulmasıydı. Bu, Kosova'nın bağımsız, ama uluslararası gözetim-denetim altında olacağı anlamına geliyordu.
Bu denetim, UYG'yi oluşturan 25 devletin, Kosova'nın ilgili tüm koşulları yerine getirdiğini duyurmasının ardından, geçen pazartesi sona erdi. Kararı coşkuyla karşılayan Haşim Taci'nin başbakanlığındaki hükümet, iki gün kutlama etkinlikleri düzenledi.
Belgrad'ın tepkisini tahmin edersiniz. Sırplar açısından değişen bir şey yok. Kosova'nın ne denetlenen ne de denetlenmeyen bağımsızlığını kabul ediyorlar. Gelgelelim AB üyeliğine başvurduğundan beri, Sırbistan'a Nuh deyip peygamber demeyen tavrını değiştirmesi için baskılar artıyor. Açıksözlü Alman hükümeti tarafından desteklenen üst düzey Alman yetkililer, Kosova'nın bağımsızlığını tanımanın, Sırbistan'ın üyeliğinin önşartı yapılmasını önerdi. Avrupa Komisyonu, ekimde Sırbistan ile ilgili ilerleme raporunu açıklayacak. Komisyon'un Sırbistan'ın entegrasyon çabalarından tatmin olmadığına dair spekülasyonlar, şimdiden Sırp basınında çıkıyor. Dolayısıyla Brüksel, Belgrad'ın umutlarını boşa çıkaracak ve AB üyelerine yıl sonunda Sırbistan ile üyelik müzakerelerine başlanması yönünde bir tavsiyede bulunmayacak büyük ihtimalle. İlk göz kırpan kim olacak, göreceğiz, ama AB müzakerelerinin çabucak başlaması pek olası gözükmüyor. Bu, Sırbistan-Kosova ilişkilerinde düzelme umudunun daha geri plana atılması anlamına geliyor aynı zamanda.
Başladığımız yere geri mi döndük? Tam değil. Birkaç gün önce New York Times'ta yayımlanan güzel makalesinde, James Montague, Kosova Futbol Federasyonu kurma ve Kosova milli takımının resmen tanınmasına destek toplama girişimlerinin hikâyesini anlatarak bir nebze umut ışığı sundu. Muhabir, 11 Eylül'de Dünya Kupası elemelerinde Arnavutluk'u ağırlayan İsviçre'ye giden iki Kosovalı yetkiliye eşlik etmiş. Maç günü sahaya çıkan 22 futbolcudan 9'u ya Kosova doğumlu ya da Kosova kökenli. Bunlardan Arnavutluk için oynayan 6'sının, fırsat doğarsa, Arnavutluk formasını çıkarıp Kosova'nınkini giymeleri büyük bir sürpriz olmaz. En ilgi çeken ise Kosova asıllı üç İsviçreli futbolcu arasında en meşhuru olan Xherdan Shaqiri. 20 yaşındaki yetenekli orta saha oyuncusu Shaqiri, Bayern Münih'te top koşturuyor. Kosovalı yetkililer, Shaqiri ile iki mili takım arkadaşını, Avrupa futbolunu yöneten UEFA'ya verilecek dilekçeyi imzalamaya ikna etmeye çalıştı. Dilekçede, UEFA'dan, daha esnek davranması ve ülkenin henüz BM üyesi olmamasına rağmen, Kosova milli takımının diğer milli takımlarla maç yapmasına izin vermesi talep ediliyor.
Bir federasyonun UEFA üyesi olmasının resmi şartlarından biri, ülkenin BM üyesi olması. Kosova'nın bağımsızlığını tanımayan İspanya ve Rusya, bu sava başvurarak, Kosova'nın futbol rüyasını engelleyebilir. Yine de futbol tecridinin kalıcılaşmaması mümkün. Mayısta Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA'nın İsviçreli Başkanı Sepp Blatter, Kosova'nın başka ülkelere karşı dostluk maçları oynamasına izin verilebileceğini duyurdu. Bu, pek çoklarınca, tam üyeliğe ilk adım olarak yorumlandı. DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ