Yunan partisinin "kemer sıkma politakaları"na karşı öfkesi radikal sağa zemin hazırlayabilir. Euro, Avrupa Birliği ve NATO'dan ayrılmayı öven (Fransız Ulusal Cephe'nin programıyla örtüşmesi gibi) ultra oluşumun tırmanışını besleyebilir. 25 Ocak'ta Yunanistan'ın NATO, AB ve Euro Bölgesi'nde kalmasını savunan (Yunan kamuoyu araştırmalarında ortaya çıktığı gibi) Syriza Partisi'nin açık zaferi bu yolu açtı.

Seçim sonuçları belli olduktan hemen sonra kolayca duyulan deprem retoriğini (Avrupa'da şok dalgası, euroya yeni başkaldırı biçiminde) hafifletmeyi gerektiren birinci ders, bazılarının ayağını yerden kesti, bazılarını burnundan soluttu. Bu durum, ne Avrupa Birliği ne de euro için sürpriz değil. Aslına bakılırsa, radikal sol olarak sunulmakla birlikte çok geniş bir görüş yelpazesine kapısını açan Aleksis Çipras'ın (artık Başbakan) Syriza partisinin nasıl tanımlanacağı henüz belli değil. Fakat yüzde 36,3'lük bir oy oranıyla zaferi kesin. Salt çoğunluğu az farkla kaçırdı.

Kredi sağlayıcıları (IMF, Avrupa Merkez Bankası ve Brüksel Komisyonu yani meşhur "troyka") ile karara bağlanan bütçe kesintileri ve yapısal reformlarla geçen altı yılın ardından Yunanistan politika değişikliği talep etti. Avrupa sayesinde iflastan kurtuldu. Fakat milli geliri yüzde 26 oranında geriledi, işsizlik yüzde 27'ye çıktı. Nüfusun bir bölümü sefalet sınırında yaşıyor. Kamu finansmanı sağlanırken devlet borcu 300 milyar euroya (milli gelirinin yüzde 175'ine) yükseldi.

Uluslararası Para Fonu, bu son derece radikal fakat zaten kan kaybetmiş mali geliri budayan, ülkenin borcunu artırmaktan başka bir işe yaramayan kemer sıkma politikasının öngörüldüğünden daha ciddi bir resesyona yol açtığını kabul etti. Yunanistan'ın dezavantajı (düşük verimlilik, yolsuzluk, ve yetkin bir maliyeden yoksun oluşuna bağlı olarak) öncelikle ulusal ölçekte. Fakat Brüksel ve Berlin'de bu seçim sonuçlarından başka bir ders de çıkarılmalı. Euro Bölgesi'nde Avrupa Merkez Bankası tarafından yönetilen dinamik para politikalarına eşlik edecek ulusal bütçe politikalarının makul düzeyde gevşetilmesine ihtiyaç var. Buna karşılık Yunanistan'ın da reel yapısal reformaları gerçekleştirmesi gerekiyor.

Avrupa Birliği, Yunanlıların yükünü hafifletmek amacıyla müzakereye hazır olduklarını zaten belirtmişti. Uzlaşmaya varılması gerekiyor ve manevra alanı var. Çipras için zorluk da burada başlıyor çünkü çok vaatte bulundu. "Kemer sıkma politikasına ve troykaya son" vereceğini ilan etti. Fakat Atinalılara yaptığı konuşmalarla platformlarında Avrupa basınına güvence verdiği konuşmalar arasında kimi zaman farklar vardı.

Muhasip cimriliğine düşmeden Çipras'a yardım edilmeli fakat içeride de en az bütçe düzenlemesi kadar zor olan siyasi düzenleme, pek de gerçekçi olmayan kampanya programından daha fazla sevimsiz ve daha az "cazip" hükümet programına geçilerek, devam etmeli. Bu dönemeci geçmek için çok fazla siyasi kabiliyet gerekiyor. Fakat geleceğin başbakanı bu niteliği pekala karşılayabileceğini gösterdi. Kendisine başarılar diliyoruz. Avrupalılar ve Yunanlıların anlaşmaya varmaktan başka çareleri yok.

Le Monde Başyazısı
Dünya Bülteni için çeviren: Muhsin Korkut