Gelişmekte olan Güney ülkeleri, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen akabinde Batı tarafından dayatılan uluslararası düzeni değiştirmek istiyor. En azından, XXI. asrın yeni iktisadi güçlerinin temsilcisi BRICS’in (Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan, Güney Afrika) dile getirdiği bu. İnanmak gerekir mi? Emin değiliz.
BRICS, altı seneden beri yıllık zirve düzenliyor. Bu sene, 15-16 Temmuz tarihleri arasında, Brezilya’nın önce Fortaleza daha sonra da Brasilia kentinde toplanıyor. Şuan itibariyle önümüzdeki üç seneye dönük olarak, Temmuz 1944’te ABD tarafından kurulmuş olan Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu ile rekabet etmesi öngörülen finansal kuruluşlar oluşturmayı ilan edecek.
BRICS, sermayesi 10 ila 50 milyar dolar arsında bir kalkınma bankası kurmak ve döviz rezervine tahsis edilmiş yaklaşık 100 milyar dolarlık bir fon oluşturmak istiyor. Gerçekleşirse, Şangay’da kurulması amaçlanan kalkınma bankası için gereken sermayenin önemli bir bölümü, büyük ihtimalle Çin tarafından sağlanacak .
BRICS’in argümanı üç geleneksel gözleme dayanıyor. Hâlihazırdaki uluslararası finans kuruluşları ekonomik yükleriyle veya sorumluluklarıyla bağdaşan bir konumda değiller. Başta ABD olmak üzere daha ziyade, daha fazla fon sağlayıcı ülkeleri besliyorlar. Sonuç olarak, artık dayanağı kalmayan Amerikan üstünlüğünü garanti altında tutan doların egemen olduğu bir dünyayı temsil ediyorlar.
İddia, son derece politik hatta Moskova ve Pekin’de Amerikan karşıtı, Delhi ve Pretoria’da daha ılımlı tonları olan bir tutumla temellendiriliyor. İnce ayarlanmış bu üslubu takdir etmek gerekir.
BRICS’in amacı, BRICS ülkelerinin ABD’den ve Avrupa ülkelerinden daha iyi durumda olduğu bir dönemde, 2008 krizinde doğmuştu. Bugün, temsil ettikleri gelişme potansiyeli Kuzey ülkelerinin potansiyelinden daha yüksek olmasına rağmen profilleri daha gösterişsiz.
İkinci ve yakın bir gelecekte birinci ekonomik güç Çin, Dünya Bankası’nda belli oranda sermaye ve siyasi nüfuz sahibi olmakla istediğini elde etti. Fakat Amerikan kongresinin muhafazakâr muhalefeti, Çin’in Uluslararası Para Fonu’nda da aynı derecede meşru amacını gerçekleştirmesini halen engellemeye devam ediyor. Öte yandan, BRICS temelde bölünmüş vaziyette. 1945’te uygulamaya konan uluslararası düzeni değiştirmek üzere kendilerini ortak bir iradede birleştirecek stratejik bir birlik ufkundan yoksun.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyeliğini elde tutuyor olmaları sebebiyle başta Çinliler ve Ruslar da bu düzenin mutemetleri. Üstelik bu zümrenin, kapılarını Güney’deki diğer büyük güçlere açma niyetleri yok. Ayrıca Çin, gelişen ekonomisini garanti altına almak için ABD’nin teşvik ettiği iktisadi düzeni (özellikle serbest piyasayı) memnuniyetle benimsiyor. Bu alanda hiçbir alternatife yanaşmıyor ve parasını gerçek bir para birimine dönüştürmeye hazır olmadığı için dolarla iyi geçiniyor.
BRICS, ABD’yi etkisiz hale getirmeyi dillendiriyor etrafta. Ne var ki henüz uluslararası düzenin muadili bir siyasi ve iktisadi proje değil.
Le Monde, Başyazı