Türkiye yeni bir seçim sürecine girdi.

Bu seçimleri diğerlerinden farklı kılan husus, artık bir iktidar seçimiyle sınırlı olmadığıdır. Seçim sonuçları ne olursa olsun toplum çok net ve keskin biçimde ikiye ayrılmış görünüyor. Bir tarafta iktidar partisine ne pahasına olursa olsun karşı olanlar, diğer tarafta ölümüne iktidarı destekleyenler… Ara tercihlerin nerdeyse kalmadığı, sadece siyasal değil sosyal anlamda da kamplaşmanın iyice keskinleşmeye başladığı bir dönemde seçime gidiyor Türkiye.

İktidar partisinden her ne pahasına olursa olsun kurtulmak gerektiğini düşünenlerin ideolojik ve siyasal farklılıklarına rağmen benzer dil kullanmaları, benzer argümanlarla ona karşı çıkmaları ilginçtir. Oysa hem tüm muhalefet partileri ekonomik ve siyasal anlamda iktidar partisinden temelde farklı bir sistem önermezken bu seçimlerde bol keseden verilen seçim vaatlerinden umut besler hale geldiler.

Bu seçimin en önemli iki sonucundan birincisi CHP’nin kalıcı bir dönüşüm ve değişim geçirip geçirmeyeceğidir. Ortodoks Kemalist söylemi terk etmiş bir CHP’nin ortaya çıkması seçimin memleket için pozitif yanlarından biri olabilir.

Bir diğer önemli gelişme HDP’nin barajı geçip geçmeyeceğidir. Alınacak sonucun aritmetik olarak secim sonuçlarını etkilemesinden daha önemlisi çözüm sürecinin geleceğini de kesin olarak belirleyecek, belki de önümüzdeki dönem Türkiye’deki dizayna şekil verecek bir gelişmedir. HDP’nin sol liberal çevreleri de yanına alarak bir tür anahtar parti stratejisi oynaması önümüzdeki dönem Türkiye’nin alacağı şekille de yakından alakalıdır ve dikkatle izlenmelidir.

Diğer tarafta yeni bir seçimi daha kazanacağından emin görünen iktidar için sorun başkanlığa geçişe kilitlenmiş görünüyor. Bu anlamda yeni bir heyecan ve umut vaat etmekten çok iktidarını kemikleştirecek bir başkanlık söylemine kilitlenmiş görünüyor. Aralık 2013’ten bu yana yaşananlardan hareketle sistem içi tehdit algısını öne çıkaran iktidarın iki seçimi bu şekilde kazanması bu seçimlerde de benzer stratejiyi uygulayacağını gösteriyor. Ne var ki üç dönem süren bir iktidarı yıpranmışlıktan kurtulup yeni şeyler söylemesi daha önemli hale gelmektedir.

Sonuç olarak mevcut iktidar devam etse de Türkiye yeni bir yol ayrımına geldiği, siyasetin yeniden dizayn edileceği bir döneme adım atılacağı söylenebilir. Bu arada siyasal kutuplaşmanın toplumsal kamplaşmaya dönüşmemesi için medyaya ve aydınlara önemli işler düşmektedir. Dünya Bülteni bu bilinçle ve hiç bir yapı ve şahsa kurtarıcı misyon yüklemeden ahlaki ilkelerini ve hak ölçüsünü önceleyen yayınlarına devam edecek.