Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan 18 Temmuz’da Rusya’yı ziyaret etme niyetini açıkladı. İyi ekonomik ilişkilerin sürmesine ve Rus turistlerin Türkiye ’ye akın etmesine rağmen Ankara -Moskova siyasi ilişkileri, ‘ Arap Baharı ’nın başından beri gerginliğe sahne oluyor. Bu gerginlik Libya kriziyle başlamıştı. Türkiye , Libya ’da çok geçmeden NATO ’nun Muammer Kaddafi ’ye yönelik saldırıları içinde kendisine bir yer edinirken Rusya, Kaddafi ’yi devirmek için silahlı güç kullanılmasını bir hile olarak görmüştü. BM Güvenlik Konseyi’nin kararı bu ihtimale işaret etmiyordu.
Rus-Türk ilişkilerinin gerilemesinin esas noktası Suriye krizi patlak vermeseydi, bu kopukluk aşılabilirdi. Fakat iki ülkenin Suriye tutumu başından beri farklıydı. Taraflar birbirine karşı tutumlar sergiledi ve bu durum hâlâ sürüyor. Çıkarlar dilinde Rusya’nın Suriye rejimini desteklemesi şu şekilde anlaşılabilir: Birincisi Suriye, Rusya’nın Akdeniz ’deki son ayağı. Rejim devrilirse, alternatif rejim Rusya’ya bağlı ya da dost olmazsa Rusya bölgeden çıkmış olur. İkincisi Suriye, Rusya’nın Akdeniz ’deki son limanı. Rejim giderse, sıcak sular Rus gemilerine kapanır. Üçüncüsü Suriye, Rus silah satışının esaslı pazarı. Dördüncüsü, Suriye rejimi düşer ve yerine Müslüman Kardeşler’in belkemiğini oluşturduğu bir rejim gelirse, bu rejim dini akımları Rusya’ya karşı teşvik edecektir. Ve özellikle AKP , kendisini bu durumda muzaffer görecektir. İslamcı hareketler, Rusya’ya karşı geçmişteki politikalarında laiklerin elinde piyon olmuşsa, bu durum ılımlı politikaları bırakıp dini eğilimlerini ortaya koyan AKP ile nasıl olur acaba?! Beşincisi, Rusya’nın Suriye’yi kaybetmesi, dünya enerji pazarındaki rekabet gücüne ağır darbe olacaktır. Arap Körfez petrolü ve doğalgazının, Suriye kanalıyla Türkiye ve oradan Avrupa’ya boru hattı yoluyla rekabet etme imkânı olacaktır.
Rusya’nın AKP ’nin politikalarına yönelik endişesi, Türkiye ’nin Malatya ’ya füze kalkanı yerleştirilmesini onaylamasıyla zirveye ulaştı. Moskova, bu kalkanın kendisini ve müttefiki İran ’ı hedef aldığını biliyor. Rusya, Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra bu konumunu sürdüreceğini ve yeniden tehdit üssüne dönüşeceğini beklemiyordu. Üst düzey Rus yetkililer, Türkiye ’deki füze kalkanı radarlarının vurulması ihtimalini dile getirdi. Hatta Rusya füze kalkanı tehdidine maruz kalırsa, nükleer silahları dahi kullanacaklarını belirttiler.
Son olarak Suriye’nin Türk uçağını düşürmesi, Türk-Rus çekişmesinin son göstergelerindendi. Rusya’nın uçağın düşürülmesinde rolü olduğuna dair işaretler uzak ihtimal değil. Özellikle Rusya, Suriye’ye ve Türk sınırına gelişmiş füze hava radarları ve savunma sistemi yerleştirmiş; Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ellerinde Türk uçağının düşürülmesine dair veriler olduğunu açıklamışken...
Erdoğan’ın ziyareti, Türk uçağının Rusya tarafından nasıl düşürüldüğü hakkındaki karışık Türk tablosunun ortasında gerçekleşiyor. Belki olay hakkında soruşturmanın bitiminden sonra Erdoğan’ın Türk ve belki Amerikan verilerini tamamlaması da mümkün. Ziyaret Erdoğan’ın, Putin’i, Esad’ı bırakmak yönünde ikna etme vesilesi olacak. Ama bahsettiğimiz verilerin gölgesinde Türk ve Rus tutumunun değiştirilmesiyle ilgili bir sürpriz olmadıkça, ziyaretin başarısız olması muhtemel. (Katar gazetesi Şark, 14 Temmuz 2012)
Kaynak: Radikal