Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Şangay’dan Suriye krizinin çözümünün ele alınması için Türkiye ve İran’ın da katılacağı uluslararası bir toplantı çağrısı yaptı. Rusya ve beraberinde Çin’in, Suriye tutumu bir yana, bu çağrının yaraya parmak basacağı ve Suriye krizini ele alış yöntemi içinde olan biteni yansıtacağı gerçeğini engellememesi gerekir.
Suriye krizi sadece bir iç mesele değil artık. Aksine bölgesel ve uluslararası mücadele noktasına dönüştü. Bu yüzden de herkesin genel çıkarının bir araya gelmesinde ve herkesi tehdit eden bu trajediden çıkış yolu bulma konusunda anlaşmakta saklı.
Sözgelimi Türkiye, Suriye’yle en uzun sınıra sahip komşu ülke. Krizin sonuçları, Türkiye’nin istikrarını da vuruyor. Özelikle de Türkiye kendisini Suriye’deki rejimle çatışma konumuna koymuşken, durum böyle. Dolayısıyla Türkiye’nin, ister rejimle silahlı muhalefet arasında çatışma sürsün, ister Suriye’deki şartlar kapsamlı bir kaosa dönüşsün, krizin olumsuz etkileriyle mücadele etmesi gerekecek. Her iki durumda Türkiye’deki sosyal, etnik ve mezhepçi yapı, Suriye’deki yapıya benzemesi dikkate alınarak çatırdamaya maruz kalacak.
Tahran’ın imajı ise Suriye’deki rejimin yanında duruşu sonucu, Arap dünyasında sarsılmaya maruz kaldı. Ayrıca krizin sürmesi, Batı’nın İran’a yönelik baskı kılıcını doğrultulmuş vaziyette tutmasını sağlarken krizin çözülmesi, İran’la Batı ve İran’la bazı Araplar arasındaki çözümsüz başka sorunlara da çözüm kapıları açacak. Hiç kuşkusuz Suriye’de şiddetin sürmesi ve her tarafın ötekini kırıp geçirmesinin, şu ana dek faydasız olduğu açık ve dengeler kısa vadede değişmeyecek gibi. Bu, bölgesel istikrar üzerinde tehlikelere ve büyük güçler arasında çekişmelere yol açacak.
Suriye’de muhalif güçlerin arkasında kendilerini destekleyen güçler varken, rejimi devirme ve kökünü kurutma noktasına geçmesi imkânsız. Zira kriz yayılıp kaosa dönüşse de uluslararası dengeler rejimin düşmesini engelliyor. Rusya ve Çin’in tutumunda bu durum açıkça görüldü. Zira Suriye, şu an Akdeniz’deki Rus nüfuzu için son mevziyi oluşturuyor. Rusya, Suriye’de rejimin düşmesi ve yerine İslamcı ve özellikle de İhvancı bir rejimin gelmesi halinde, İslamcı ve köktenci nüfuzun kendi topraklarına uzanmasından endişeli. Keza Çin de böyle bir tehlikeden korkuyor. Rusya, rejimin düşmesi halinde, özellikle Avrupa’ya ihraç ettiği enerji kartlarına sahip olma mücadelesini kaybetmekten endişeli. Ve Rusya’nın Ortadoğu’daki petrol konumunu kaybetmesi, Çin’e de yansıyacaktır.
Hiç kuşkusuz İran, Irak, Suriye ve Lübnan’daki Hizbullah koalisyonu, Suriye’deki rejimin devrilmesinin bölgede kendi nüfuzu üzerindeki tehlikesinin farkında. Bu koalisyon, tüm kartları kullanarak Suriye’deki rejime yönelik savunmasını sürdürecektir. Buna karşın Suriye rejiminin yerel, bölgesel ve uluslararası muhalif güçleri, bu krizi türlü sebeplerle Suriye rejiminden kurtulmak için bir daha ele geçmeyecek bir fırsat olarak görüyor. Bu muhalif güçlerin her birinin, diğerlerinden farklı sebepleri var.
Krizin başlamasından yaklaşık 1,5 yıl gibi bir süre geçmesinden sonra hiç kimsenin ötekini kırıp geçiremediği veya krizi kendi lehine sonlandıramadığı görüldü. Lavrov’un çağrısı, Arap ve İslam ümmetinin birliğini ve enerjisini bitiren, sadece düşman İsrail’in istifade edeceği Suriye meselesini çözme çabalarına katılmak için gerçekçi bir hareket noktası sağlıyor. Bu çağrı, özellikle muhalefetin yanında ve rejimin karşısında tavır alarak çözüm masasından çıktıktan sonra Türkiye’yi tekrar çözüm masasına getirecek. Fakat Türkiye, hâlâ bölgenin daha fazla tutuşmasını önleyecek rolü oynamaya kadir. Lavrov’un çağrısı ise kaçırılmaması gereken bir fırsat.
(Katar gazetesi Şark gazetesi , 9 Haziran 2012)
Kaynak: Radikal