Batı medyası “Türkiye işine” iyice odaklanmış durumda. Türkiye ve özellikle cumhurbaşkanıyla ilgili haberler sürekli ilk sıralardaki yerini koruyor. Bu yorumların ortak özelliği, ortak özelliklerinin biraz fazla olması. Öyle ki aynı merkezden, hatta aynı kişiler tarafından yazılıyormuş gibi bir izlenim veriyor. Muhtelif imzalarla, muhtelif kurumlardan gelen yazılar görüyoruz. Ama vurguları, yargıları yeterince muhtelif değil. Batı dünyasındaki düşünce özgürlüğüne, farklı yaklaşımlara ne oldu bilemiyoruz. Koskoca “medeni” dünya tek bir milletmiş gibi görünmekten kaçınmıyor.

Bilimin o kadar geliştiği söylenen bir dünyada araştırmacıların, akademisyenlerin bu kadar edilgin olabilmesi, sipariş veya birörnek yazılara bu kadar meraklı olmaları esasen kaygı verici bir durum. Bu “özgür medya” atmosferinde nerede alkışlanıp yükseleceklerini, nerede aforoz edileceklerini iyi biliyor olmalılar. Belki günlük hayatlarını bozmamak için sıradışı çıkışları Chomsky gibi nöbetçi muhaliflere bırakıyorlar.

Beylik konuların başında Ermeni meselesi geliyor. Amerika, Georgia üniversitesinden bir “profesör” –böyle daha inandırıcı oluyor- ilginç bir başlık atmış yazısına; Ermeni soykırımıyla ilgili bu kadar yasa çıkmasının sebebi Erdoğan mı? İnsana umut veren bir başlık gibi görünüyor. İşte, diyorsunuz, “amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek” diyecek; “bunca gürültüyü hükümeti, Erdoğan’ı sıkıştırmak için çıkarıyorlar!”. Kolay değil, AK Parti döneminde dünyada parlamentolara sevk edilen Ermeni iddiaları 5 kat artmış.

Ama nafile. Adam kendi ekmeğiyle oynar mı. Bağlantıyı tersten yorumluyor. Diyor ki Erdoğan’ın politikaları yüzünden Türkiye istikrarsızlığa sürükleniyor, şimşekleri üzerine çekiyor. Tabi Ermeni meselesi Batı’da kolay algılanacak, çok işlenmiş bir konudur. Yalama olmuştur. Taraf izlenimi vermektedir. Bu yüzden onunla yetinmiyor, çorbaya biraz Hitler aroması ekliyor. Batı medyasında şu anda çokça çalışılan tema, bu iki liderin birlikte anılmasını sağlamak.

Malum, Erdoğan’ın arkasında büyük bir halk desteği var. Demokrasiye gayet uygun görünen bu durum nasıl bertaraf edilebilir? İşte size çok kullanışlı bir argüman; Hitler de seçimlerle başa geçmiş bir lider! Dünyadaki tüm demokrasiler arasında nedense Türkiye’de seçimler “istenen” sonuçları vermiyor.

Profesörümüz Suriye’yi, Irak’ı, Afganistan’ı unutmuş, Türkiye’de yaşanan çatışmaların, Erdoğan’ın azınlıklara ve “ötekilere” karşı tutumunu gösterdiğini söylüyor. Ve toptancılıktan kaçınma gayretine düşüyor; “Almanya’yı Nazi rejiminden ayırmak gerektiği gibi, Erdoğan’ı Türkiye’den ayrı değerlendirmek gerekir. Çünkü Türkiye’de Erdoğan’ı desteklemeyenler de var”.

Diğer bir analiz, Londra merkezli strateji kurumu Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (Chatham House) geliyor. Bu gibi kuruluşların ilişkileri izlemek için değil daha çok yönlendirmek için çalıştığını herkes bilir. Merkez uzmanı, dokunulmazlıkların kaldırılmasını başlık yapmış; Cumhurbaşkanı kanun yapıcıların dokunulmazlığını kaldırıyor!. Zannedersiniz ki onlara bizzat kendisi dokunacak.

Şimdi bay uzmanın argümanlarına bakalım; “Türkiye’de yükselen istikrarsızlığın sebebi yönetim tipi değil, gücün cumhurbaşkanlığının elinde aşırı merkezileşmesidir. Böyle giderse durgunlaşan Türk ekonomisi üzerine baskı artacak ve ülke kaosa sürüklenecektir. Erdoğan radikal politika değişikliğine gitmezse Ortadoğu batağına daha fazla saplanacaktır.”

Peki bu sırada Batı ülkelerinde neler oluyor? Ekonomik durgunluk yaşanıyor. Fransa’da sosyal patlama devam ediyor. Göçmen krizi bitmiyor. Irkçı akımlar tırmanıyor. Devletler tolerans gösteriyor. ABD belli ki ilk zenci başkanı hazmedemedi, ırkçı bir aday Başkanlığa koşuyor. Almanya’da ırkçı gruplar Nazi sembolleriyle caddelerde boy gösteriyor. İngiltere’de göçmenleri destekleyen bir vekil bir Neonazi tarafından öldürülüyor.

Bu hengamede batı dünyasında Türkiye’yi eleştirmek, hatta tehdit etmek çok moda. Strateji uzmanları, akademisyenler, tarihin derinliklerine, Sykes Picot ve Sevr Anlaşmalarına kadar gidiyor. Meclisler sözde Ermeni soykırımını oylamaya doyamıyor. Ne diyelim, adamlar çalışıyor.