Darbeler Ülkesi Sudan:
Sudan 1 Ocak 1956 senesinde İsmail El Ezheri’nin (1900-1969) önderliğinde İngilizlerden bağımsızlığını kazandı. Demokratik Halk ve Umma Partisi koalisyonu ile kurulan hükümeti 1958’de General Abbud darbe ile devirdi ve 1964’te aynı akıbete kendisi maruz kaldı. 1969’da Cafer Numeyri bir darbe yaptı. 1971 tarihinde komünistler Numeyri’ye karşı darbe teşebbüsünde bulundu, ancak başarılı olamadılar. Parti lideri Abdulmelik Mahcup Temmuz 1971’de asılarak idam edildi, İşçi Sendikaları Başkanı ve Libyanın teslim ettiği bazı komutanlar kurşuna dizildi. Numeyri bu şekilde 1985 senesine kadar (16 sene) iktidarını korudu. 1985’te halk ayaklandı ve Numeyri’yi devirdi.
Savunma Bakanı Mareşal Abdurrahman Suvar el Zeheb (1) olağanüstü vaziyete el koydu ve isyancılar tarafından geçici Cumhurbaşkanı olarak seçildi. El Zeheb, kısa sürede seçimleri yaptırıp hükümeti kurdurdu ve İslama hizmet etmek için Cumhurbaşkanlığı görevinden affını istedi. Ensar ile Hatmiye akımlarının siyasi uzantısı olan Umma (Ümmet) ve Demokratik Birlik Partileri koalisyon hükümeti kurdu. Ancak bu sivil hükümet ancak 1989’a kadar ayakta durabildi. 1989’da Tuğgeneral Ömer Hasan El Ahmed El Beşir idareye el koydu ve hükümeti, parlamentoyu ve bütün partileri kapattı.
İktidarı döneminde Sudan ikiye bölünmesine rağmen siyasi dengeleri profesyonelce lehine kullanarak 30 yıl iktidarda kalmayı başardı. 75 yaşındaki El Beşir 11 Nisan 2019’da kızkardeşi Emani’nin eşi olan Savunma Bakanı General Awad bin Awf’a idareyi devretti. Böylece Ömer el Beşir dönemi resmen kapanmış oldu.
Özetle, 63 yıllık Sudan’ın darbeli tarihi General Abbud ile başladı ve General Awad ile son buldu. Bilahare darbe içinde dışarı yansımayan ikinci bir darbe oldu. Savunma Bakanı Awad da görevinden alındı ve emekli edildi. Askeri Geçiş Konseyi başkanlığı görevini Abdulfettah el Burhan (60) devraldı. Burhan ise Ömer El Beşir’in 1000 askerle Yemen’de Suudi saflarında çatışmak için gönderdiği komutan idi. Burhan orduda bağımsız ve tarafsız duruşuyla bilinmektedir. İsmi Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) listesindeki arananlar listesinde yoktur.
Lokman Aleyhisselamın da memleketi olan Sudan’a bugün hala demokrasi gelmedi. Doğrusunu söylemek gerekirse 134 farklı kabilenin yaşadığı ve yaklaşık 95 dilin konuşulduğu Sudan’da demokrasi ile ülkeyi yönetmek biraz zor. Halk demokrasi konusunda tecrübesiz. Bu yüzden darbeli hayat nerdeyse gelenek halini almış. Sudan tarihinde seçimle gelen yönetimlerin ömrü 10 seneyi geçmez. 53 sene ülkede milli irade devre dışı bırakıldı ve ülkeyi halkın onay vermediği darbeciler yönetti. Sudanda halk iradesinin yönetime yansıtılması bugünkü şartlarda da zor görünmektedir.
Çünkü demografik yapı hiçbir partinin tek başına iktidara gelmesine izin vermiyor.Farklı dil ve kültürler mozayiğini barındıran Sudan’da milli duyguları uyandırmak ve sosyal bütünlüğü temin etmek zor. İdareyi ele geçirenler yavaş çalışınca koca ülkeyi ayağa kaldırmak daha da zor.
Darbe öncesi Sudan’daki ekonomik ve siyasi manzara:
Ömer Hasan Ahmed El Beşir idareye el koymadan önce Sudan’da siyasi ve ekonomik durum iyi gitmiyordu. Komşuları olan Mısır, Libya, Ceyazir, Suudi Arabistan, Çad ve Etopya vs ülkeler krallıklar ve diktatörler tarafından idare ediliyordu. Diktatörler ve El Beşire zemin hazırlayan darbeciler güven vermeyen bu ülkelerin ortasında Sudanın bir demokrasi adası gibi duramayacağı tezini yaygınlaştırıyorlardı. Komşu ülkelerin diktatör yöneticileri, Sudan’ın onca ekonomik imkansızlıklarına rağmen demokrasi ile ayakta durmasını hazmedemiyorlardı. Kendi halklarının uyanması durumunda akıbetlerinin sona ereceği endişesi ile Sudanı sürekli istikrarsızlaştırmak istiyorlardı. Komşular Sudan’ın da oligarşi ile yönetilmesini istiyorlardı. Sudan, bu totaliter komşular arasında demokrasiyi yürütemedi ve darbe de zihinleri bu propagandalarla bulandırdıktan sonra gerçekleşti.
1989’da da ekonomik şartlar milleti hayatından bezdirmişti. Bu arada Başbakan Sadık El Mehdi askerin sempatisini kazanmak için askerler lehine bir kararname yayınlamıştı. Kararnamenin neticeleri askerlere yansımadan darbe oldu. Ne gariptir ki Başbakan Sadık El Mehdi’yi deviren sebepler “ekmek sıkıntısı” idi ve El Beşir’i de makamından eden sebepler de ekmek fiyatlarındaki artışlar idi. El Beşir’i deviren irade IMF vasıtasıyla ekmeğe devletin yaptığı sübvansiyonu kaldırttı ve fiyatlar aniden üç katına çıkınca Sudanlılar sokağa döküldüler. Keza dolar da 27 SL’den 70 SL’ye yükseldi.
Ömer El Beşir Kimdir?
Ömer Hasan Ahmed El Beşir, 1 Ocak 1944'te Şendi kırsalında "Hosh Banga" köyünde dünyaya geldi. 1967'de Sudan askeri akademisinde mezun oldu. Ayrıca 1973 Arap İsrail savaşında Mısır cephesinde İsrail’e karşı Sudan kuvvetlerine katıldı. 1975’te BAE’ye askeri ataşe olarak atandı. Evli. Çocuğu yok. Haziran 1989’da Hasan el Turabi’nin başında olduğu İslami Cephe Partisi sempatizanlarının desteğiyle sivil yönetime karşı darbe yaptı ve kurduğu “Ulusal Kurtuluş Konseyi”nin başına geçti.
El Beşir, bilahare yayınladığı bir kararname ile kendisinden daha üst rütbelerde bulunan ve darbe istemeyen 133 generali emekliye ayırdı. Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) lideri Albay John Garang'ı cumhurbaşkanlığı yardımcılığına getirdi. Garang bu görevdeyken de rahat durmadı, Sudan’a ihanet etti ve Güneyin ayrılması için el altında çalıştı.
Kuzey ile Güney Sudan arasında 21 yıldır devam eden iç savaşı 2005'te barış anlaşması yaparak durdurdu. Daha sonra taraflar anlaşma maddelerine uymadılar ve Güneyde tekrar olaylar çıktı. 2011 tarihinde Güney Sudan için Referanduma gidildi ve Sudan ikiye bölündü. Ülke topraklarının üçte biri olan zengin petrol rezervlerine sahip Güney kaybedildi.
El Beşir, soğukkanlılığını korudu ve Sudan’ın ikiye bölünmesine seyirci kaldı. Güney Sudan’da bulunan ve bütün Sudanlılara ait petrol gelirlerinden kuzeylilerin de hakkı olduğunu anlatamadı. Güney Meselesinde ABD’den gelen talimatlara boyun eğdi. Öyle ki, Sudan ikiye bölününce ülke petrolünün dörtte üçü Güneyde kaldı ve Kuzey Sudan’ın ekonomi de çöktü. Bütün bu tavizlere rağmen ABD El Beşir’e karşı sert tutumunu sürdürdü ve iktidarı boyunca Sudan’a ekonomik ambargo uyguladı. El Beşir kendisini Kordofan’dan getirip Cumhurbaşkanı yapan Sudan İslami Cephe lideri Turabi’yi parlamento başkanlığından uzaklaştırıp hapse attırdı ve taraftarlarını hükümetten uzaklaştırdı
ise de yine Amerikalılarla dostluk kuramadı.
Darfur isyancılarına Libya üzerinden silahlar dağıtıldı. Darfur’da karışıklıklar çıktı. Cancavitler Darfur’u kana bulayarak olayları yatıştırdı. Çatışmalarda yabancı kaynaklara göre 300.000 hükümet kaynaklarına göre ise 10.000 kişi öldü. Ancak büyük bir trajedi ve dahili göç dalgaları yaşandı. Göçmenler çadırlarda uluslar arası yardım kuruluşlarından gelen yardımlarla hayatta kalma mücadelesi verdi.
El Beşir’e bağlı milislerin Darfur’da soykırım yaptıkları suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemeleri tarafından hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Turabi teslim olmasını ve savunmasını yapmasını söyledi ise de teslim olmadı. Beşir, Cancavit milislerini desteklemediğini bildirdi.
Şimdiki Geçiş Konseyi Başkanı General Abdulfettah Burhan komutasında Yemen iç savaşına Suudilere destek olarak 1000 asker gönderdi. İran’la yaptığı anlaşmayı rafa kaldırdı. Usame bin Ladin’in ülkesine gelmesine göz yumdu ve teröre destek gerekçesiyle 1993 tarihinde Washington tarafından Sudan’a ekonomik ambargo uygulandı.
Turabi ile arasında ciddi bir denge unsuru olan Devlet Başkan Yardımcısı General Zubeyir Muhammed Salih'in 1998 yılında şüpheli bir uçak kazasında hayatını kaybetmesi Turabi ile siyasi çekişmenin artmasına neden oldu.
Turabi'nin başkanlığındaki parlamento da, El Beşir'in yetkilerini azaltan bir dizi yasal düzenleme yapmak istedi. Ancak bu girişim, El Beşir’in parlamentoyu lağvetmesi ve çok sayıda Turabi destekçisinin de Beşir'in saflarına geçmesiyle sonuçlandı. Turabi daha sonra tutuklandı ve 2016 yılında hayatını kaybedene kadar siyasette eskisi kadar etkili olamadı.
El Beşir, Turabi destekçileri olan "İslami Cephe’ye" alternatif olarak Ulusal Kongre Partisi'ni kurdu. El Beşir'i iktidarı boyunca uluslararası alanda en çok zorlayan gelişme ise 2008 yılında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan iddianame oldu.
El Beşir, rakipleri arasındaki uyuşmazlıkları kendi lehine kullanarak, kendisine bir rakip çıkmasını engelleyen kabiliyette idi. 6 kere seçimle başa geldi. 1996 yılında yapılan seçimlerde, oyların yüzde 75'ini alarak seçildi.
Aradan geçen 30 yıl içinde sadece iç çekişmelerden değil, 2003'teki Darfur iç savaşı, 2009 yılında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında çıkartılan yakalama kararı ve 2011 yılında Güney Sudan'ın ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi gibi olaylardan da iktidarını kaybetmeden çıkmayı başardı.
Ancak, ekonomik sıkıntılar El Beşir’e yanlış bir karar aldırttı. IMF’nin talebi üzerine devletin ekmeğe yaptığı subvansiyonu kaldırdı. 13 Aralık 2018’den bu yana ekmek fiyatlarının 3 katına çıkması El Beşir’in sonunu hazırladı ve yükselen tepkiler ve çatışmalar üzerine 11 Nisan’da görevi bırakmak zorunda kaldı.
1989 darbesinin ilk günleri:
Haziran 1989’da Hartum’da idim. Sabah Sudan TV’yi açtığımda ekranda genç bir asker görüntüsü eşliğinde art arda askeri bildiriler okunuyordu. Hartum sokakları sessizliğe bürünmüştü. Komşulara neler oluyor diye sordum. Sudan Genelkurmayı idareye el koydu dediler. Darbe olmuştu ama TV’deki isim ve resim dönemin Gen. Kur. Başkanının ismi ve görüntüsü değildi. Bu genç nasıl darbe yapabilir diye düşünürken Sudan Televizyonu Tuğgeneral Ömer El Beşir’in gençliğine ait bir fotoğraf yayınladığını öğrendim.
El Beşir, Cumhurbaşkanı Ahmet el Mirğani Rodos’ta tatil yaparken idareye el koymuştu. Darbe anlatıldığı gibi hiyerarşik düzen içinde yapılmamıştı. Buna rağmen kan dökülmemişti. Oysa darbe yapılacağını bilen üst düzey generaller vardı. Zamanlama cumhurbaşkanının yurtdışında tatil yaptığı günlere denk getirilmişti. Darbe altyapısını İslami Cephe Lideri Hasan El Turabi’nin adamları hazırlamıştı. Hasan El Turabi ve taraftarları 1970 yılından
itibaren darbe yapmak için planlama yapmış. Numeyri’ye komünistler başarısız olunca geri çekilmişler. Turabi taraftarları ise 19 yıl beklemişler. Turabi, 2010 senesinde El Cezire’ye yaptığı bir TV röportajında, darbeyi askerlerin yapmadığını, kendisine bağlı çevrelerin yaptığını söyledi.
1989 darbesi sırasında Sudan TV’sinde El Beşir’in son dakika görüntüsü
El Beşir’in fotoğrafı
Darbenin ilk gününde yeni konsey kararları okunduktan sonra taşrada bulunan komutanların da “Ulusal Kurtuluş Konseyi”ni tanıdıklarına dair “biat bildirileri” okunmaya başlandı. Kışlalardaki komutanların bildirilerinin peş peşe yayınlanması halkın darbeye karşı muhtemel tepkilerini baskı altında tutuyordu. Böylece ordudan darbeye karşı bir bütünlük havası hissi veriliyor ve kimse birlik halindeki orduyu karşısına almaya cesaret edemiyordu. Oysa ordunun bütün üst komuta kademesi darbe istemiyordu ve seçimle gelmiş olan hükümetin ülkeyi idare etmesini istiyordu. 150 kişilik darbe ekibi ve El Beşir belli ki dünyada meydana gelen darbeleri çok iyi incelemişti.
Darbenin başarıya ulaşması konusunda oluşan tereddütler (Türkiye’de de yapılan) başarılı darbeler incelenerek giderilmişti. 1989’da Sadık El Mehdi Hükümetinin ekonomiyi iyi idare edememesi El Beşir ve ekibinin elini kuvvetlendiriyordu. Oysa o hükümetlerde bir dönem Hasan Turabi Dışişleri ve Başbakan Yardımcısı idi. Turabi’nin, Umma Partisi Başkanı ve Başbakan Sadık El Mehdi ile yolları ayrılınca (koalisyon bozulunca) darbe planlarına hız verdi.
Hartum’da darbe yapan Ömer El Beşir’i kimse tanımıyordu. Çünkü üst düzey bir komutan değildi. Çoğu zamanını taşrada ve BAE’de askeri ataşe olarak geçirmişti. Turabi’nin ifadesine göre Kordofan’daki kamptan İslami Milli Cephe taraftarlarınca Hartum’a getirilmişti. Ertesi gün Konsey Başkanı Ömer El Beşir Hartum’daki Büyükelçilere bir brifing verdi. Silahların gölgesinde şaşaalı bir görüntü eşliğinde salona girdiğinde bir elçi hariç bütün büyükelçiler ayağa kalkmıştı. O da ABD’nin Hartum Büyükelçisi ayağa kalkmamıştı. Elçinin bu hareketi darbenin ABD tarafından onaylanmadığını gösteriyordu. Ancak bilahare Güney Sudan’ın Hartum’dan koparılması konusunda El Beşir ABD’nin talimatlarına harfiyyen uymuştu.
Toplantıda İngilizce olarak ülkenin içinde bulunduğu kaotik durumu anlattı ve idareye neden el koyduklarını izah etti. Başkan El Beşir konuşmasını tamamlayınca ABD’nin Hartum Büyükelçisi söz istedi ve Sudan’ın daha önce imzalamış olduğu uluslararası antlaşmalara sadık kalıp kalmayacağını sordu. El Beşir cevaben bütün anlaşmaların geçerli olduğunu bildirdi. ABD Sefiri rahatladı. Çünkü Chevron Oil Şirketinin petrol aramalarıyla ilgili olarak Sudan Hükümeti ile antlaşması vardı. El Beşir, bilahare, ABD’lilere bu antlaşma gereği petrol çıkarılmasını istedi. Talebi yerine getirilmeyince anlaşmayı tek taraflı feshetti ve Çin ve Malezya gibi başka yabancı firmaların petrol aramasına izni verdi.
El Beşir’in Sudan halkına yaptığı en hayırlı hizmet ABD petrol arama şirketi Chevron Oil ile olan anlaşmayı feshetmesi olmuştur. Bu firma petrol rezervlerinin bulunduğu bütün alanları kendine bağlamıştı. Güney Sudan petrolünün de elden çıkmasına rağmen yeni petrol sahalarında sondaj ve arama yapmamıştı. Milyonlarca insanın açlıkla pençeleşmesi ABD’yi zerre kadar ilgilendirmiyordu.
El Beşir’in Batı nezdinde suç gerekçesi, İran Başbakanı Musaddık gibi Sudan petrol aramalarını ABD’nin kontrolünden çıkarması idi. İkinci suçu ise Turabi’nin dile getirdiği Numeyri’nin imzaladığı yabancı ülkelere ait kimyevi atıkların Sahra çölüne gömülmesine müsaade etmemiş olması idi. Darfur olayları ve nihayet 11 Nisan 2019 günü BAE, Mısır ve Suudi destekli halk ayaklanması neticesinde El Beşir devrildi. 6 kere seçimle gelmiş olan devlet başkanı önce ev hapsine alındı bilahare hapse atıldı. Sudan halkı ise halihazırda tarafsız bir lider riyasetinde bir geçiş idaresi kurulana kadar nöbet tutmaya devam ediyor.
El Beşir’i kimler devirdi?
Sudan’da ilk ciddi direnişi Adisababa Koalisyonu veya “Nidâ ul Sudan” denilen muhalefet oluşumu başlattı. Bunlar Darfur’lu silahlı ve sivil parti ve oluşumlar ve STK’larla Umma Partisi Lideri Sadık El Mehdi, Darfur Adalet ve Eşitlik hareketi (JEM), Darfur Sudan Kurtuluş Hareketi (sivil hareket, Başkanı Abdulvahit Nur), Arko Minavi kuvvetleri ve Güney Kordofan Halk hareketinden oluşmaktadır. Bu gruplar 2015 Şubat ayında Adisababa’da “Nidâ ul Sudan” mutabakatı imzaladılar ve Beşir “defoluncaya” kadar mücadele edeceklerine dair bir deklarasyon yayınladılar.
Hükümet ise protestoları şiddete dönüştürmek isteyen provokatörler olduğunu, keza parti binalarının yakılmasının arkasında Darfur’da olay çıkaran silahlı isyancılar olduğunu ileri sürmektedir. Bugün Sudan topraklarında kin ve nefreti tetikleyen hadiseler Darfur olaylarıdır. Sudan Güney ve Kuzey olarak ikiye bölündükten sonra petrolün % 73’ü Güney Sudan’da kalınca baş gösteren ekonomik sıkıntılar da nefreti körüklemiş oldu. 2003 yılından bu yana Sudan hükümeti ve uluslararası kuruluşlar “Darfur Faciası”nın yaralarını sarmakla meşgul. Amerika’nın Usame bin Ladin’in Sudan'da barındırıldığını bahane edip,teröre destek verildiği gerekçesiyle yıllarca Sudan’ ekonomik ambargo uygulaması da ülkeyi ekonomik çıkmaza soktu ve halkı direnişçilerin safına itti.
Ayrıca, IMF’nin talebi üzerine hükümetin ekmeğe devlet desteğini kaldırması keza huzursuzluğu tetikledi. Halk toplu olarak direnişe geçti ve 30 yıl süren El Beşir yönetimini Hartum meydanında toplanan 1 milyon Sudanlı 11 Nisan 2019 günü sona erdirdi.
Diğer direnen gruplar ise Sudan Meslek Odaları Birliği’dir. Sendikalar Birliği ile Profesyoneller Birliği vs bütün mesleklere ait yeni kurulan dernekler de direnişçilere gıda ve su desteği sağlamışlardır. Direnişi aylarca sürdürenler mücadeleyi silahla yürütecek kadar ileri boyuta taşıyan (Umma Partisi hariç) yukarıda isimlerini saydığımız gruplardır. Umma Partisi Başkanı Sadık El Mehdi de 1989 darbesi sırasında devrilen hükümetin Başbakanı olduğu için doğal olarak iktidarın ihkak-ı hak olarak kendisine iade edilmesini ve geçiş sürecinde de inisiyatifin kendisine verilmesini beklemektedir. Ancak, Sudanlılar Mehdi’yi 1964 ve 1985 tarihlerinde iki kere Başbakanlığa taşımış
olmalarına rağmen her seferinde yol kazaları ile karşılaşılmıştır. Bu yüzden Sudanlılar bugün 1985’deki direnişi halka devreden Abdurrahman Suvar e Zeheb gibi tarafsız ve herkesin güvenini kazanmış bir lider aramaktadır.
Öte yandan, Sudan Devlet Güvenlik Teşkilatının, muhalefetteki Milli Umma Partisi Genel Başkanı Sadık el-Mehdi’yi darbe girişiminde bulunmakla suçlaması manidardır. Mehdi’nin de son zamanlarda “başörtüsü islamın emri değildir” gibi batılıların hoşuna giden beyanlarda bulunması direnişin başarıya ulaşması durumunda teşkil edilecek geçiş döneminde yer alamaya yönelik bir hamledir.
Buna rağmen, Sadık El Mehdi’nin halka itidal tavsiye ederek barış içerisinde iktidarı halkın devralmasına davet etmesi direnişçiler kanadında olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Umma Partisinin dayandığı oluşum Sudan’ın bağımsızlığında etkin rol oynamış olan “Ensar” Cemaatidir. Cemaat Sudan’da karşılığı olan ve şiddetten yana olmayan bir oluşumdur. Bu bakımdan direnişin ülkeyi kaosa sürükleme ihtimali zayıftır. Buna Ensar ve diğer teşkilatlanmış cemaat ve parti mensupları çoğunluk izin vermezler.
Batı basını Sudan’daki bu olayların İkinci Arap Baharı olup olmadığını tartışmaktadır. Batılılar, birinci Arap Baharında siyasal İslamın muhalefette olduğunu, Sudan’da ise her ne kadar yolları ayrılmış ise de İslami Cephe’nin getirdiği kadroların iktidarda olduğunu, dolayısıyla Sudan’daki fiili durumun diğer diktatör Arap ülkelerine benzemediğini ifade etmektedir.
Bölge uzmanı Arap gazeteciler ise Cezayir ve Sudan’daki hareketlerin İkinci Arap Baharı olduğunu ve nasıl bir ivme kazanacağının bilinmediğini, Sudanlıların birinci Arap Baharından ders aldığını, tuzaklara düşmeyeceğini, değişime dair rollerini askerlere kaptırmayacaklarını ve taleplerinin tamamı yerine getirilene kadar meydanları terk etmeyeceklerini dile getirmektedirler. (Kaynak: AA) Bu zaviyeden bakılırsa, Sudan’daki direnişi Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteklememesi gerekmektedir. Yoksa dalganın yeniden kendi ülkelerine de sıçrama ihtimali vardı. Bu ülkeler böyle bir ihtimalin var olduğunu hissettikleri an desteklerini geri çekerler. Adıgeçen ülkeler Sudan’da kendileri gibi oligarşik bir düzen kurulması için canla başla çalışmaktadırlar.
Abdurrahman Suvar el Zeheb
Doğrusu, olayların hangi yöne savrulacağını biz de bilmiyoruz. Umulur ki Sudan hakkında tezgahlanan oyunlar bozulur ve halk yeniden Abdurrahman Suvar El Zeheb gibi bilge ve herkesin güven ve takdirini kazanmış bir devlet adamının etrafında kilitlenir ve geleceklerini beraberce kendileri tayin ederler. (1) Sudan’da Abdurrahman Suvar el Zeheb bütün Sudan halkı tarafından çok sevilen bir devlet adamı idi. Herhangi bir Sudanlıya A.Suvar el Zeheb kim olduğunu sorduğunuzda, duygu ve hayranlık dolu ifadelerle anlatmaya başlar ve sonunda öylesi bir devlet adamının Sudan’a bir daha gelmeyeceği cümlesi ile sözlerini bitirir.
Mareşal A. Suvar El Zeheb, 1935 yılında Sudan’ın el-Ubeyyid kentinde dünyaya geldi. Askeri alanda elde ettiği başarılar sonucu Genelkurmay Başkanlığına yükseldi. Daha sonra Savunma Bakanı olarak görev yaptı. 1985 yılının Nisan ayında eski Cumhurbaşkanı Numeyri’ye yapılan halk ayaklanmasının ardından çıkan krizi çözmek için yalnızca bir yıl sonra görevi sivil yönetime devretmek koşuluyla Cumhurbaşkanlığı görevini kabul etti. Bir yılın ardından Cumhurbaşkanlığına devam etme taleplerini reddetti.
İslam ve Müslümanlara hizmet etmek için gönüllü olarak siyasetten uzaklaştı. Tüm imkan ve enerjisini İslama harcadı. Ekim 2018’de Riyad’daki bir hastanede hayatını kaybetti. Cennetü’l Baki’ye defnedildi.
(I) Not: Gelecek yazımızda, El Beşir darbesinde Dr. Hasan Turabi’nin oynadığı rol, Sudan’daki mevcut partiler, Tarikatlar, Darfur Olayları, Sudan’ın kırılgan ekonomik durumu ve Türkiye-Sudan İlişkileri yayınlanacaktır.