Tarihte Mescid-i Nebevi bir kaç kere yandı.  Her yangında Hücre-i Muattara’ya ateş sirayet etmedi…

 Bu ifadeleri, Hz. Peygamber aşkıyla Konya’dan kalkıp Medine-i Münevvere’ye yerleşen ağabeyimize anlattığımda önce sesi kesildi, uzun süre sustu, duygulandı, gözleri  buğulandı ve gözyaşlarına boğuldu. Biraz sonra hissiyatını bastırınca boğuk ve titrek bir ses tonuyla “acaba bu beyanların tarihi kaynağı var mı” diye sordu. Var dedim ve kendisine bilahare aşağıdaki bilgileri gönderdim. Birlikte okuyalım:

1)  “Hicri 654 Senesi  Ramazan ayının  Birinci Cuma gecesi “Ebubekir bin Evhad” isimli bir Ferraş)(*) elindeki çırayı  kandil mahzenindeki kafesin üzerine koyup unuttuğundan yangın çıktı. Mescid-i Şerif tamamen  yandı.  Sadece “Hücre-i Muattara”(**) yanmadı. (1)  

Yangın derhal Abbasi Halifesi  “Müsta’sım”a haber verildi. Halife, yeniden tamirini emrettiyse de müteakiben  “Hülagu”nun Bağdat’ı istila ve Halifeyi  şehid etmesi elim hadisesi üzerine tamirat işi ertelendi.

Bilahare Mısır Türk Meliklerinden El Melik El Mansur Ali bin Aybek El Salihi ve El Melik El Muzaffer Seyfeddin Mahmud Kutuz El Maazzî ve Evlad-ı Resul’den Yemen Meliki  El Muzaffer Şemseddin Yusuf bin El Melik El Mansur Ömer itina ile tamirata  başladılar. Fakat tamiratın sona ermesi  El Melik El Zahir  Baybars El Bundukdarî zamanına tesadüf ederek  bu Kıpçak Türküne nasip oldu. Mescid-i Şerifin tamiratı  eski planı üzere yeniden yapıldı ve 8 sene sonra  H.662 senesinde tamamlandı. 678’de Mısır Türk Meliklerinden  Sultan Mansur Kaylavun  Kabr-i Saadet üzerine  bir kubbe yaptırıp  bu şerefli işi en evvel yapan  bahtiyarlar zümresine dahil oldu.

Hicri  881 senesinde ise Mescid-i Şerif ve bilhassa  Sanduka-i Şerife’nin sütunları tamire muhtac bir hale geldiğinden Mısır Çerkez meliklerinden  El Melik El Eşref Kayıtbay, Şemseddin Muhammed bin El Zemen isminde bir zatı (2) bina emini tayin edip, gereken tamiratı  mükemmel olarak icra ettirdi. Hüce-i Muattara’nın güzel  ve yeşil kubbesini yeniledi.

2) 886 senesi  (5 sene sonra) Ramazan ayının 13’üncü Pazartesi gecesi son çeyreğinde bir yıldırım düşmesi neticesinde  Mescid-i Şerif ile içindeki eşya ve bu arada  nadide Kur’an-ı Kerimler ve kitaplar  yandı. Reisiyye Minaresi yıkıldı. Baş Müezzin Şeyh Şemseddin Muhammed bin El Hatîb minareden düşüp vefat etti. Mescid dahilinde ise 10 kişiden fazla  insan öldü. 120 kadar mermer direk yandı.  Bu defa da (bir mucize eseri olarak)  yalnız Hücre-i Muattara’ya ateş sirayet etmedi, keza yanmadı.  Bu arada Mescid-i Şerif etrafındaki haneler de kurtuldu.

Bu elim haber El Melik El Eşref Kayıtbay’a ulaşınca çok üzüldü ve derhal adıgeçen Şemseddin Muhammed bin El Zemen’i  400 kadar adamı  ve büyük miktarda  inşaat malzemesi ile gönderip Mescid-i Şerifin  ve yıkılan minarenin yeniden ve mükemmel olarak  yapılmasına gayret sarf etti. Hücre-i Şerife etrafına parmaklık koydurdu, doğu tarafını 35 metre uzunluğunda, bir kısmını  iki metre genişletti. Ayrıca bir Medrese, bir  Ribat, Babu’rrahme’ye beşinci bir minare, “Babu’sselam”da  bir ribat, bir imaret, bir sebil, bir hamam, bir değirmen, bir fırın  ve bir mutfak yaptırdı. Bu inşaat 888’de tamamlandı. Bir sene sonra   usta kalemkârlar gönderip Mescid-i Şerifin tezyinatını tamamladı.  Yanan Kur’an-ı Kerimler yerine Mısır’dan Mesâhif-i Şerîfe ve enfes kitaplar gönderdi. Bu inşaat için 120.000 dinar  (25 dinar 1 altın olduğuna göre yaklaşık 5000 altın) sarf  etti. Karaçelebizâde Abdulaziz Efendi’nin “Ravzatu’l Ebrar” isimli eserinde 200.000 zernâb  sarf edildiği bildirilmektedir.

3)  Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde (Cild: 9) naklettiği bir rivayete göre ise, Miladi 1162 senesinde,  (yani 859 yıl önce) Papa tarafından Hz. Peygamberin naaşını çalmak üzere gönderilen zahit kılığındaki iki kişi Mescid-i Nebevi yakınlarında bir ev tutmuş ve yer altında gizlice bir dehliz kazarak  kabre ulaşmak istemişler. Peygamber Efendimiz Atabekler Meliki Nurettin Mahmud Zengi’ye  rüyasında  görünerek olaydan haber vermiş ve beni kurtar demiş. Rüya ikinci veya üçüncü gece de tekrarlayınca Nurettin Mahmud  Zengi Medine’ye kadar gelmiş ve hediye dağıtma bahanesiyle herkesi toplattırarak bu kişileri  tespit edip yakalamış, bilahare merkad-ı şerifin etrafını metal döktürerek koruma altına almış. (Bu olay bölgedeki vatandaşlarımız tarafından bilinmekte ve  değişik şekillerde anlatılmaktadır).

Cenab-ı Hak  bütün Müslümanlara buraları ziyaret etmeyi nasip eylesin.  Amin.

---------------

 Kaynaklar:

 -   Şeyh Abdulkadir El Şerkâdî  Tuhfetunnazırîn’de, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yangın olacağını haber verdiğini anlatır.               

 Yangından sonra  bir şair Mescid-i Şerif Divanına şu iki beyti yazmıştır:

لم يحترق حرم النبى لحادث         يخشى عليه وما به من عار               

 لكنما ايدى الروافض لامست        تلك الرسوم فطهرت بالنار             

 Harem-i nebi bir olay sebebiyle yanmadı. Korkarım ki ona bir uğursuzun eli dokundu ve onun el izi ateş ile temizlendi.

  1.  Bu zat Kudüs’te  Mescid-i Aksa suru etrafında  bir “Ribat” yaptırmıştır.
  2. “Kitabu’l Meârif”  İbn-i Kuteybe.

(*)    Ferraş: Camilerin temizlik işlerine bakan kişi

       (**)  “Hücre-i Muattara” Peygamber  Efendimizin medfun bulunduğu yer demektir.