İnsanoğlu; eskiden helvadan put yapıp, önce buna tapar, acıkınca da dönüp yermiş.

Modern insan, helvadan put yapmayı bıraktı. Artık şimdi zihinlerde sanal putlar üretiyor. Önce tapıyor, ihtiyaç duyduğunda da yiyor. Demokrasi ve insan hakları gibi çağdaş kavramlar, kolay üretilen ve kolay yenilen putlardan… Uğrunda onlarca insanın kanının akıtıldığı putlardan hatta… İnanmazsanız Suriye'ye, Irak’a, Yemen’e, Libya’ya bakın. Orada da bir şey görememişseniz, yerin altı üstünden daha hayırlıdır sizin için.

Kral yolu

Sizi demokrasiye ait farklı bir örnek olarak Uganda’ya davet edeceğim. Afrika kıtasında krallar vardır. Köylerin, mahallelerin kralları olur. İlçelerin, illerin, ülkelerin kralları olur. Bu kralların kendi içinde hiyerarşik bir düzenleri de vardır. En üst makama çıkabilmenin bir kısım şartları vardır. Örneğin Burkina Faso da bir numaralı kralın, Müslüman olma şartı vardır. Ama genel anlamda da kralların dini olmaz! Çünkü krallar, her türlü insanı temsil ettiği için herkesin yanında o dine ait olmayı kendilerine bir görev olarak bilirler! Kafanız karışmış olabilir. Ama idare edeceksiniz. Bunun başka yolu yok…

Uganda'da da mevcut bir kral var. Yani bu baş kral oluyor. Kralın çalışma ofisi ile şehrin yüksekçe bir tepesinde bulunan malikânesi, 500- 600 metre kadar bir mesafede. Takdir edersiniz ki Kral, işe gidip gelirken bu yolu yürüyerek geçmeyecek. Özel aracıyla gidecek. Lakin yolun ortasında bir kavşak yapma ihtiyacı hissedilmiş. Normal şartlarda Kral gelirken trafik durdurulmuş bile olsa, bu küçük kavşağın solunda dönmesi lazım. Sakın “kavşakların sağından dönülür…” demeyin. Burası bir İngiliz sömürüsü… Bu nedenle trafik de İngiliz usulüne göre işler. Yani soldan gidilir. Kavşağın solundan dönmek vakit alacağı ve normal insan(!) gibi yol kat edeceği için acilen bir çözüm bulunmuş. Onun için tam kavşağında ortasını boşaltmışlar. 4 tane büyük direkle özel bir geçit yapmışlar. Ortasında kocaman bir demir kapı yapılmış. Normalde kilitli olan bu kapı, kral gelirken açılıyor ve kavşağın ortasındaki sadece kralın geçebildiği kapıdan geçip evine veya iş yerine doğru yol alıyor.

Mücahit Ruhlu Bir Müslüman Lider: Idi Amin

Şimdi bu ülkede bir de demokratik oyunların neticesinde (oylar değil oyunlar) seçimle idareye gelen, tahta oturan ve ülkeyi idare eden Cumhurbaşkanı var. Biz Uganda hazırlıklarını yaparken birçok dostumuz, Uganda ile beraber Idi Amin isimli ülkenin eski cumhurbaşkanını hatırlattılar. Hatta okulumuzda görevli bir Suriyeli bir görevli var. Uganda’ya gideceğimizi duyunca onun da ilk cümlesi “Idi Amin” olmuştu. Hakkında bazı bilgilerimiz olsa da asıl malumatlar için Uganda’yı bekledik.

Müslümanlar için gözlerini yaşartan yüreklerini kabartan bir lidermiş. Hepsi ona hayır dua ediyor, kendisine Allah'tan rahmet diliyor. Muhtemelen bir yanlışlık sonucu idareye gelişine izin verilmiş… Böylesi mücahit ruhlu bir Müslüman lider başka türlü gelemez. Gidişi de kendi şanına(!) layık olmuş zaten… Ülkenin başkentinde ve birçok şehrinde büyük İslam Üniversitesi kurmuş. Biz bu İslam üniversitelerinden kız kampüsünü ziyaret ettik.

Müslümanlar için eğitim ve ibadet alanı olarak geniş araziler tahsis etmiş. Gidince daralmayacakları imkânları bırakmak istemiş. Müslümanların hem İslam'ı hem de kendilerini ihtiyaç olacak diğer ilimleri öğrenebilecekleri üniversiteler kurmuş. Hem de kız ve erkekler ayrı kampüsler halinde…

Ya sonra mı?

Sonra ne olmuş? diye merak edenleriniz olacaktır. Böyle bir liderin akıbetinin, sizin için de tanıdık geleceğine inanıyorum. Hakkında insanları kestirdiği, hatta insan eti yediği, çocuklara tecavüz ettiği, buzdolabında insan kafalarını biriktirdiği, hatta daha fazlası yalanlar üretilmiş. Hem hayatı hem de tüm onuru bitirilmiş. Hataları vardır elbette... Allah affetsin.

Ama yapmadığı şeylerin hakkında söylenmesi ve haysiyet cellatlığına soyunulması sizlere de tanıdık gelmedi mi? Sonunda görevden uzaklaştırılmış ve ülke dışına kaçmış. 2003 yılında Cidde’de bir
hastanede yaşadığı bu dünyadan ayrılıp gitmiş… Bize rehberlik eden bir yerli arkadaşa soruyorum; “Idi Amin’in mezarı nerede?” Hem hüzün hem de gururla cevap veriyor: “onun mezarı Kâbe’nin yakınında…”

Kabrinin bile ülkesine gelememiş olmasına hüzünlü, ama mukaddes beldede metfun olmasından gururlu. “Biz Müslümanlar onun kabrinin Kâbe’ye yakın olmasından çok büyük bir mutluluk duyuyoruz. Ona da o yakışırdı…” diye ekliyor. Bu yazıyı hazırlarken Türk basını bu konuda neler yazmış diye merak ettim. Aman Allah’ım! Neler yok ki… Merak edip bakarsanız, “Hucurat suresinin fasıkdan haber alma konusundaki ayetini tekrar- tekrar okunanınızı öneririm… Yoksa inanırsınız. Ama Adı Cumhuriyet…

Sonra seçimler olmuş. Şimdi adı Musevi olan bir cumhurbaşkanları var. Bilmem kaç yıldır iktidardaymış. “Sizde Cumhurbaşkanlığı seçimi yok mu?” diye soruyorum müstehzi bir gülüş var yüzlerinde, “Tabii ki seçimler yapılır. Ama oylar verilir. Sonra oyları arka tarafta cumhurbaşkanının yakın adamları sayar ve sonucu ilan ederler! Bu nedenle biz daha seçim yapılmadan önce sonucun nasıl çıkacağını biliriz…” diyorlar.

Elbette Irak’a getirilen o büyük(!) demokrasinin dünyanın herhangi bir ülkesine götürmesine asla gönlüm razı olmaz. Ama İngilizlerin hala sömürmeye devam ettiği Uganda’ya da öylesi bir demokrasinin gelmemiş olmasına üzülmüyorum. Bir tarafta kavşağı dönmeyi kendine yediremeyen ülkenin kralı var, onun yanında açık oy - gizli tasnifle yıllardır seçim kazanan bir Cumhurbaşkanı var. Ama bu
putlaşmış kuralı koyan müstekbirlerin gözünde buranın demokrasiye ihtiyacı yok.

Allah'ım sen bizleri put üretmekten, putlara tapınmaktan, putlarla meşgul olmaktan, başkalarının ürettiği putlara saygı konusunda zulme uğramaktan ve onlara sevmekten
muhafaza buyur… Âmin!