Suriye ordusu, Hizbullah ve onların İranlı müttefikleri, Musul’un düşüşü sonrasında Irak dışına kaçacak binlerce DEAŞ militanının yapacağı dev istilaya hazırlanıyor. Suriye ordusu, ABD tarafından planlanan ve Musul’un “özgürleştirilmesi” olarak ilan edilen planın arkasındaki asıl hedefin, Suriye içerisindeki “mini-başkentleri” Rakka uğruna Irak’taki başkentleri Musul’u terk edecek olan çok sayıda DEAŞ savaşçısı ile Suriye’yi bataklığa çevirmek olduğundan şüpheleniyor. 

Şimdiye kadar birkaç haftadır Batı medyası ve Amerikalı uzmanlar, DEAŞ’in Musul’da Stalingrad tarzı bir savaşla yok edileceğini ya da DEAŞ’e karşı alınacak ve şehirde Irak içerisindeki bir mezhepler arası savaşın takip edeceği hızlı bir zaferin geleceğini dillendirmekten hoşlanıyor. BM de kuşatılmış şehirden büyük kitleler hâlinde mülteci akımları olacağına dair uyarı yapıyor. Fakat bu yılın başında kendi orduları, antik şehir Palmira’yı geri aldığındaki ani yıkım ve tahliyeye şahit olan Suriye tarafı, DEAŞ’in öylece Musul’u terk edeceğine ve Suriye’de hâlâ kontrol ettikleri alanlara ulaşmaya çalışacaklarına dair şüpheler taşıyor.

Hâlihazırda Suriye ordusunun istihbaratının kulağına, DEAŞ’in Haseke’nin (rejim güçlerinin ve ülkenin kuzeyindeki Kürtlerin kontrolündeki şehir) güneyindeki köy ve kasabalarda, Musul’dan akın edecek savaşçıları için yeni elektrik ve su altyapıları kurduğuna dair rahatsız edici haberler gidiyor. Bir başka deyişle, eğer Musul düşerse DEAŞ “halifeliğinin” tüm ordusu Esad rejimi ve onun müttefiklerine karşı yöneltilebilir, bu da Washington nezdinden bir nebze tatmine yol açabilecek bir senaryo olur. Irak kenti Felluce bu yılın başında Irak ordusuna ve onunla hareket eden militanlara kaybedildiğinde birçok DEAŞ savaşçısı öncelikle Suriye’ye kaçmıştı.

Suriye’de DEAŞ ve Nusra Cephesine karşı mücadele etmesi (ve ölmesi) için binlerce adamını yollayan Hizbullah lideri Sayed Hassan Nasrallah, geçen haftaki Aşura anmasında, aynı meseleye işaret eden konuşmasında “Amerikalılar, DEAŞ için Suriye’ye doğru bir kaçış yolu açarak Felluce senaryosunu tekrarlama niyetindeler” dedi. “Aynı düzenbaz plan Musul’da da gerçekleşebilir” diyerek de uyardı. Dediklerinin kastettiği şu ki Musul’da alacağı bir yenilgi DEAŞ’i, Suriye’deki Esad rejimini yenilgiye uğratmak için batıya doğru hareket etmeye teşvik edecek. 

Geçtiğimiz birkaç hafta içerisinde Amerikalı generallerden ve ABD askeri kaynaklarından gelen bir dizi açıklama ile bu şüpheler güçlükle dindirildi. Bölgeye yeni atanan ABD’li komutan Korgeneral Stephen Townsend, (ABD’ni küstahça Esaslı Çözüm Operasyonu (Inherent Resolve Operation) diye adlandırdığı operasyona liderlik ediyor) sadece Musul’un değil Suriye’deki Rakka’nın da kuşatılmasının “görevinin dâhilinde” olduğunu söyledi. Fakat aslında kimin Rakka’yı kuşatacağını düşünüyor? Suriye ordusu, bu sene başında bulunduğu ancak askeri sebeplerden ziyade politik sebeplerden ötürü terk ettiği girişimden sonra hâlâ Rakka ile şehrin batısındaki Şam-Halep askeri yolundaki üssünden savaşma niyetinde. Rusya ise açıkça ateş gücünü diğer militan gruplara yöneltmeyi tercih ediyor, özellikle Moskova’nın da Şam’ın şu an DEAŞ’den daha tehlikeli gördüğü Nusra’ya/El Kaide’ye.

Suriye de Rusya da El Kaide kökenlerinden uzak gözükme umuduyla adını Şam Cephesi, “Levant Halkına Destek Cephesi”  olarak değiştiren Nusra’nın nasıl da artan bir şekilde Batılı politikacılar ve gazetecilerce, Suriye rejimine karşı savaşan diğer militan grupların yanında “isyancı” olarak artar anılmaya başladığının farkında. Kimliğini bilmediğimiz ABD’li bir generalden geçen ay yapılan bir alıntıda, Iraklı Şii kuvvetlerin Irak-Suriye sınırındaki Tel Afer’i, DEAŞ savaşçılarını Irak içerisinde tuzağa düşürmek amacıyla ele geçirip DEAŞ’lilerin Suriye’ye kaçışının önünü keseceklerine dair endişelerini bildirdiği görülüyordu. DEAŞ’in Tel Afer’i terk etmiş olduğu da birkaç gün önce rapor edildi. 

ABD menşeili online dergi Military Times  (söylendiği kadarıyla Pentagon’a “yakın”) Irak’ta ve Suriye’nin kuzeyinde sadece 5000 ABD askerine sahip olan General Townsend’in “DEAŞ’i ABD’nin sahada birkaç müttefikinin daha olduğu Suriye’ye kadar kovalaması gerektiğini” tartışıyordu. Townsend’in kendisi Musul “kuşatmasının” uzun, zorlu bir mücadele olduğunu söylerken… Bunlar Suriyelilerin inanmadığı vahim tahminler. 

5 yıldır süren savaşta 65.000 kayıp veren olan Esad’ın ordusu da hâlihazırda Deyrezzor’da Amerikalılar tarafından bombalandı ve bu 60 askerin daha ölümüne mâl oldu (Washington bunu bir hata olarak tanımladı) ve şimdi Musul’un düşüşü sonrasında sınırı geçebilecek DEAŞ askerlerinden oluşan devasa akının getireceği zorluklara karşı hazırlık yapıyorlar. Nasrallah da konuşmasında buna dair ilginç bir imada bulundu. Eğer Musul’da DEAŞ kuvvetleri Iraklıların kendisi tarafından yenilgiye uğratılmazsa Iraklılar (zannedersem Irak hükümetinin ordusunun öncü unsurlarından olan Iraklı Şii militanları kastediyor) “Suriye’nin doğusuna hareket edip bu terörist grupla savaşma yükümlülüğünde olacak” diye konuştu. Suriye birliklerinin ve onların Rusyalı müttefiklerinin bu aynı gruba uyum sağlama ihtimalini de göz önüne alırsak, Musul düşmeden evvel Doğu Halep’teki kuşatmalarını nihayete erdirmeyi denediklerine dair pek şüphe yok. Ne kadar hayata mâl olursa olsun.

Kaynak: Robert Fisk/ The Independent