Geçen gün, işsiz bir arkadaşımla
yemek yiyorduk.
Son işinden nasıl çıkarıldığını anlattı.
"İnsan Kaynakları" müdürü çağırmış:
"Şirketi yeniden yapılandırıyoruz" demiş.
Ne hoş bir ifade! İnsanın sevinesi geliyor. Hatta "terfi ettim" sanıyor.
Bunun "Kovuldun"un kibarcası olduğunu bir süre sonra anlamış arkadaşım...
"Tensikat'ın adı ne zamandır 'yeniden yapılanma' oldu?" diye soruyordu.
"İnsan Kaynakları" denince de aklına artık "İnsanların kaynağını kurutan yer" geliyordu.

"Kötü Muamele"
Aşırı profesyonelleştirilmiş, teknik lehçeyle donatılıp harelenmiş dil, çoktandır niyetteki kabalığı örtbas etmenin kibar bir kılıfı haline getirildi.
Mitingde kan gövdeyi götürmüşse emniyet müdürü "Orantılı güç kullanılmıştır" açıklaması yapıyor.
Bu "kaba dayak"ın yeni ismi...
"Önümüze gelene giriştik" anlamında.
Kulağımızda çok ekşi bir tortu bırakan "işkence"ye de artık "kötü muamele" diyoruz.
Böylece "kötü muameleciler"in imajını bir nebze kurtarmış oluyoruz.
"Teknik takip" de öyle...
"Her adımını izledik, telefonunu dinledik" desek soğuk savaş dönemlerini hatırlatacak.
Oysa "teknik takip"te klas ve çağdaş bir hava çınlıyor.
Mesela avcuna pimi çekilmiş el bombası tutuşturduğumuz asker ölünce ona "eğitim zayiatı" diyoruz.
Buradaki "zayiat" sözcüğü de "teammüden cinayet" kadar itici durmuyor.
Tıpkı "darbeli matkap" çağrışımı yapan "darbe" yerine "askeri müdahale", "muhtıra" yerine "uyarı" sözcüğünün kullanılmasının daha şık durması gibi...
"Falcı"lar bile kendilerine "kişilik analisti" demiyor mu artık?
Sekreterler "yönetici asistanı", şoförler "ulaşım sorumlusu" olmadı mı?
İngiliz Independent gazetesinde (2 Eylül) Johann Harry dilin "siyasetin çöplüğü"ne dönüşmesinden yakınıyor ve "1984" romanında karamsar bir gelecek tablosu çizen George Orwell'in bir sözünü hatırlatıyordu:
"(Gelecekte) dil, anlamlarını yitiren ve daha da kötüsü, yalanları gerçek gibi göstermek ve cinayeti kabul edilebilir kılmak için tasarlanan ifadelerle dolacaktır."
Amerikalıların Guantanamo'da yaptıklarının adına "güçlendirilmiş sorgulama teknikleri" demesi işkencenin dezenfekte edilmesinden başka nedir ki?
Ya da Irak bombardımanındaki sivil kayıpların "tali hasar" diye adlandırılması?
"Bebekler öldü" yerine "yenidoğan ölümleri çoğaldı" denmesi?
Bu tabirler, içerikteki kan kokusunu gideren bir esans görevi yapmıyor mu?

Adı neyse o
Harry yazıda "Dilde sürekli bahar temizliği yapmalıyız" deyip sadeleşmeyi savunuyordu:
"Ölü bebeğe, 'ölü bebek' demeliyiz."
Biz de "namus cinayeti", "töre felaketi" filan diye lafı çevirmeyip bunlara "vahşet" adını vermeliyiz.
"Taraftar tepkisi" diye süslediğimiz şeyin "fanatik şiddet" olduğunu ilan etmeliyiz.
Siyasi liderlerin yönetimini "parti disiplini" diye kolonyalamak yerine buna adlı adınca "lider sultası" demeliyiz.
Gündelik dilde leşlere cici sıfatlar giydirme huyundan vazgeçmezsek daha nice "yeniden yapılandırma"da işsiz kalıp protesto mitinglerinde "orantılı güç kullanımı"na muhatap olur, "askeri müdahale"lerde "güçlendirilmiş sorgulama teknikleri" yüzünden "kötü muamele" görürüz.
Ondan sonra da karakolda sorgudan getirilen tutuklularla sırasını bekleyenler arasında umumhane kapısı muhabbeti döner:
-Muamelesi nasıldı?
-Kötü!

 

Kaynak: Milliyet