Dün saat 13.00’te gong çalıp da Meclis, Anayasa maratonuna başladığında ortam sakin görünüyordu.
Beyaz mermer zemin üzerine yayılmış ceylanları akla getiren koltuklar genelde boştu. Sonra lacivert-siyah çoğunluk, zil sesiyle sınıfa giren talebeler gibi geldi. Ama kürsüde konuşanlara ilgisiz, kendi aralarında sohbet ettiler.
Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir yargı devrimine imza atacaklarmış havasında değillerdi.
İlk konuşmacı “Dikkat! Taktik savaşları başlıyor” dedi.
Öyle de oldu.
Partilerin başkomutanları henüz gelmemişti. Öncüler, usul tartışmasında kıyasıya mücadele edip müzakereyi geciktirmeyi başardılar.
* * *
1982’in Danışma Meclisi’ni hatırladım.
Bugün değiştirilmeye çalışılan Anayasa’nın doğuşunu, parlamento muhabiri olarak o Meclis’te izlemiştim.
28 yıl olmuş.
“Ne değişmiş?” derseniz:
O zaman kürsü çok yüksekteydi. Başkanlar gökler katından bize bakar gibiydi. Şimdi yeryüzüne indi.
Kenan Evren ve 4 komutan, asık yüzlerle oturumu şeref locasından izlerdi. Anayasa tartışması 8 gün sürmüştü.
Ve darbe koşulları altında, askerlerin seçtiği isimlerden kurulu o Meclis, 8 gün boyunca Anayasa’yı -bir üyenin tabiriyle- “kesif topçu ateşi”ne tutmuştu. Ne yalan söyleyeyim; tayinle gelmiş, partisiz o üyelerin bir kısmının, dün kürsüye çıkanlardan daha iyi hatip, daha sağlam muhalif olduklarını düşündüm. O Meclis’ten bu Meclis’e miras Kamer Genç’in ağarmış saçlarıyla hâlâ “en baş edilmez muhalif” pozisyonunda olması da bunun göstergesi  değil mi?
* * *
Bugüne ışık tutma açısından 1982’de en çok tartışılan iki konuyu hatırlatayım:
Birincisi, Cumhurbaşkanı’na verilen aşırı yetkilerdi. Anayasa’nın bir tür “başkanlık sistemi” getirdiği söyleniyordu. “Bu yetkiler verilecekse cumhurbaşkanını halk seçmeli” diyenler vardı.
İkinci eleştiri konusu ise Cumhurbaşkanı ile Anayasa’nın aynı sandıkta oylanacak olmasıydı. Yine darbe liderini eleştirmenin imkânsızlığı nedeniyle “Ya Evren’i isteyip Anayasa’ya karşı çıkanlar ne olacak?” diye soruluyordu. Referandumda iki konu için ayrı sandıklar kurulması isteniyordu.
Evren “Ben Anayasa’ya kefilim” deyip noktayı koydu.
* * *
Koydu da ne oldu?
Evren’e ve kefil olduğu Anayasa’ya yüzde 90’la “Evet” diyen halk, bir yıl sonra Evren’in kefil olduğu MDP’ye sandıkta yine büyük ekseriyetle “Hayır” dedi.
Evren’in “Sakın ha” dediği Özal’ı yüzde 45’le iktidara getirdi.
Kıssadan hisseler:
Bir: Darbe dönemine özgü bir yöntemle elmayla armudun aynı sandıkta halka sorulmasının bedelini hâlâ ödüyoruz. Evren geçip gitti; ama onun Anayasa’sını 16 kez düzelttik; hâlâ düzelmedi.
İki: Askeri darbe döneminde, o darbenin liderine verilen olağanüstü yetkiler bile, Türkiye’yi başkanlık sistemine götüremedi. Halk, güçlü Cumhurbaşkanı’nı güçlü Başbakan’la dengeledi. Başkanlık hevesleri kursakta kaldı.
Dedim ya, devir değişti:
Başkanlar çoktan gökler katından yeryüzüne indi.
İnmeyenleri de seçmen indirdi

Kaynak: Milliyet