Nükleer programla ilgili olarak İran'a karşı BM desteğinde dördüncü müeyyide paketini dayatan -ilk üç müeyyide paketi, George W. Bush yönetimi ve onun BM büyükelçisi John Bolton zamanında geçirilmişti - BM Güvenlik Konseyi'ndeki oylama, Obama yönetiminin İran'la ne yapacağı hakkında bir fikri olmadığının işaretidir.
İpucu: Müeyyideler işe yaramadı, yaramayacak.

İran'ı tâciz eden neocon kalabalıktan ve Obama yönetiminden özellikle de dışişleri bakanlığından bu büyük zafer hakkında çok şey duyacaksınız. Obama ve dışişleri bakanlığının, farkı yaratanın müeyyide lehinde Rus ve Çin oylarını kazanmak için Obama'nın gösterdiği parlak çabalar olduğunu duyacaksınız. Obama'nın İran'ı tecrit etmenin bir yolunu bulduğunu, Moskova ve Pekin'i ikna ettiğini anlatacaklar size; Rusya ve Çin yeni müeyyide kararlarının anlamsız olmasını başarmışlarken hem de. Ve Başkan Bush da tam üç kez aynı şeyi yapmıştı: Bush'un tektaraflı hegemonizm doğrultusundaki kovboy yaklaşımına ve yürüttüğü savaşlara rağmen 2006-2008 arasında Bush da önceki oylamalarda üç kez Rusya ve Çin'in desteğini kazanmıştı.

Dışişleri bakanlığının BM bürosunun kendini öven açıklaması – Susan Rice'ın dükkanından – ABD'nin “İran'la diyaloğa açık olduğunu” kaydediyor ama ardından da BM Güvenlik Konseyi'nin 1929 sayılı kararında yer alan ondört civarında yeni veya ağırlaştırılmış müeyyideleri listeliyor. Aslında müeyyidelerin hiçbirisi bir halt değil. Hiçbirisi de “felç edici” değil, hiçbirisi de İran'ın petrol ve benzin ithalatını hedeflemiyor, hiçbirisi İran'ın gerçek ekonomisine ilişmiyor, hiçbirisi nükleer programla ilgili politikasını değiştirmesi için Tahran'ı ikna etmiyor, zorlamıyor, gözünü korkutmuyor. Hakikat, müeyyidelerin hafif ve anlamsız olması Rusya ve Çin'in müeyyidelerin İran nüfusu üzerinde sonuçları olmaması yönündeki ısrarlarından kaynaklanmıştır.

Dışişleri bakanlığına göre 1929 sayılı müeyyide kararı, nükleer ve füze yatırımlarını ve İran'ın bir dizi konvansiyonel silahlara erişimini yasaklıyor; İran'ın balistik füze teknolojisine erişimini kısıtlıyor;uluslara, İran'a yük taşımakta olan gemileri denetimden geçirme hakkı tanıyor; İran'ın IRISL adlı deniz ve hava taşımacılığı şirketi hedefleniyor; İran bankalarıyla yeni şubelerin açılması, ortak girişimler ve muhabir bankacılık gibi İran’la yeni bankacılık ilişkilerinin kurulmasını yasaklama çağrısı yapan çeşitli finans tedbirleri alınıyor. Karşılık olarak İran’ın öfkelenmiş gibi yapması muhtemeldir ama aslında Tahran da farkında ki müeyyideler siyasi demeç olmaktan öte bir şey değil. Rusya ve Çin’in 1929 sayılı kararı engellememeleri veya veto etmemeleri yüzünden İran muhakkak ki mutsuz. Fakat amaçlarını elde edemeyecekler.

Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, üst düzey bir ziyaret için kısa bir süre sonra Şangay’a gidecek ve muhtemelen Hu Jintao ile görüşecek. İran bu hafta Türkiye’de Türkler ve Ruslarla da görüştü. İran ve Asyalı müttefikleri arasında dargınlık yok da değil. Müeyyideleri desteklediklerinden dolayı Moskova ve Pekin’e kırgın olan İran, Şangay İşbirliği Örgütü toplantısını boykot etmeyi planlıyor; İran, Rusya, Çin ve çeşitli Orta Asya devletlerini birbirlerine bağlayan bu örgütün gözlemci üyesi. Buna rağmen, Asya’nın iki büyük gücü, ABD’nin İran’a sert müeyyideler dayatmasına izin vermediler ve İran da bunu biliyor.

Salı günü Türkiye’de yapılan güenlik zirvesinde İran, Türkiye ve Rusya liderleri – Ahmedinejad ve Putin dâhil – New York Times’ın ifadesiyle “bölgesel güçler, BM Güvenlik Konseyi’nde ABD destekli bir tartışmadan bir gün önce Amerika’yı test etmek üzere hesaplanmış bir gösteri” düzenlediler. Ahmedinejad ve Putin bu toplantıda özel görüşme yaptılar ve Putin BM Güvenlik Konseyi kararının “İran liderliğini ve İran halkını müşkül duruma düşürmemesi gerektiğini” söyledi.

Türkiye ve Brezilya 1929 sayılı kararı veto ettiler. Türkiye ve Brezilya bu ayın başlarında parlak bir diplomatik çaba sergilemiş, 2009 Ekim ayında İran ve ABD’nin Cenevre’de geliştirdiği takas anlaşmasının çok az bir değişiklik yapılmış versiyonunu kabul etmesi için İran’ı ikna etmişlerdi.

ABD, her iki ülkeye bu yüzden kızgın çünkü bölgesel iki gücün, müeyyide lehinde delice koşuşturmayı yavaşlatma çabası olarak görmüştü bunu (haklı olarak). Türkiye ve Brezilya’nın vetosu, Hillary Clinton’ı sevindirmeyecek. ABD, Türkiye ve Brezilya’ya karşı hesaplı bir aşağılama çabasına girerek UAEK’na, diplomatik çabaların kötü bir fikir olduğunu anlattı. Los Angeles Times’da çıkan habere göre “ABD, UAEK’na, Brezilya ve Türkiye’nin İran nükleer programı üzerindeki çekişmeleri çözme çabalarının, uluslararası endişeleri gideremediğini anlattı.”

Neoconlar çok sevinmiş gibi yapıyorlar. Numara yapıyorlar çünkü John Bolton gibi en kötücül neoconlar müeyyidelerin işe yaramaz olduğunu, anlamsız olduğunu ve İran’ı caydırmayacağını uzun zamandır savunuyorlar. Neoconların gözlemci grubu United Against Nuclear Iran, BM Güvenlik Konseyi oylamasından sonra bir açıklama yapıp oylamayı övdüler ama daha fazlası için çağrıda bulundular: BM Güvenlik Konseyi’nin dördüncü tur müeyyideleri geçirmesi, İran’a açık bir mesaj göndermiştir: Kanundışı nükleer program sürdürmenin mâliyeti, uluslararası ekonomik tecrittir. Bu açık bir mesajdır ve uluslararası câmia’nın, İran’ın bugünkü politikasına karşı olduğunun önemli bir sembolüdür ama İran’ın nükleer silah arayışını durdurmak için yeterli değildir. BM’den daha anlamlı müeyyideler gerekmektedir.”

Daha fazla müeyyideler gerçekten de yolda ama “anlamlı” olup olmayacağı cevaplanmayı bekleyen bir soru olarak durmaktadır. ABD ve Avrupa, BM Güvenlik Konseyi kararını İran’a karşı tektaraflı, BM harici müeyyideler uygulamak için kalkış noktası yapmaya niyetli – ABD Hazine bakanlığının İran Merkez Bankasını hedefleyecek mâli müeyyideleri söz konusu. Ve hikmetten mahrum Amerikan Kongresi’nin İran’a petrol ve benzin arzını kısıtlaması için Beyaz Saray üzerinde büyük baskı kuracak bir karar geçirmesi de muhtemel.

Kışkırtıcı ama işe yaramaz müeyyidelere karşı en üzücü tepki ise güya barış yanlısı, AIPAC karşıtı Yahudi lobisi J Street’ten geldi. BMGK kararını yağlayıp ballayan J Street şöyle bir açıklama yaptı: J Street, İran’a karşı çoktaraflı ve geniş tabanlı ağırlaştırılmış müeyyidelerin BMGK’den geçmesini memnuniyetle karşılar…İran hükümeti bugün uluslararası câmia’dan açık bir mesaj duymaktadır: Nükleer programla ilgili şaşırtmacaların, geciktirmelerin ve uzlaşmazlığın gerçek neticeleri olacağı gibi uluslararası endişelere hitap ettikleri takdirde bunun faydasını da göreceklerdir.
Gerçek şu ki BMGK kararı işi daha da zorlaştıracak, İran nükleer programıyla ilgili diplomatik bir başarıyı kolaylaştırmayacaktır zira İran’ın aksi liderliğini, uluslararası baskıya boyun eğermiş gibi görünmeden hiçbir barışçıl hamle yapamayacak bir hale düşürmektedir.

1929 sayılı karar, İran’la diyalog kapısını açmak için gayret sarf etmiş Obama için başarısızlığın sembolüdür. Askeri harekât seçeneğine imkan verilmediğinden dolayı eldeki seçenek, diplomasi ve nükleer İran’ın kuşatılmasıdır. Müeyyidelere bu seçenekte yer yoktur. Ama ne ki diplomasiyi zorlaştırmaktadır. Amerikan yönetimine göre müeyyideler, İran’a donanma ambargosu talep eden Kongre’deki çılgınları ve bombala, bombala-bombala-bombala, İran’ı bombala diyen neocon kaçıkları defetmek için zaman kazanmaktır. Başkan Obama maalesef onları sadece yüreklendiriyor.

Kaynak: The Nation

Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı