Robert Dreyfuss

Bu hafta yaşanan Charles W. Freeman olayının akıbeti üzerinde düşününce İsrail lobisi korkmuşa benziyor sanki. Daha geniş açıdan bakıldığında, Freeman hakkında yürütülen tartışma İsrail lobisinin Waterloo'sudur.

Olayları özetleyelim. Laura Rozen 19 Şubat'ta ForeignPolicy internet sitesinde Amiral Dennis Blair'ın  Ulusal Güvenlik Konseyi (NIC) başkanlığı gibi kilit bir görev için Freeman'ı uygun bulduğunu yazdı. İstihbarat câmiasının kurum içi think thank'ı sayılan NIC, 16 istihbarat kuruluşundan girdiler alıp günün önemli konularında Washington'daki politika yapımcılarına rehberlik edecek  "ulusal istihbarat tahminleri" denilen çıktıları üretiyor. Freeman, bu iş için biçilmiş kaftan: Mandarin Çincesini akıcı bir şekilde konuşabiliyor, Latin Amerika, Asya ve Afrika'da geniş bir tecrübe sahibi, I.Körfez Savaşı sırasında S. Arabistan'da büyükelçilik makamındaydı ve Reagan döneminde savunma bakanı yardımcılığı yapmıştı.

Gelin görün ki iğneleyici ve açık sözlü bir putkırıcı olan Freeman,  ABD-İsrail ilişkileri hakkında yaptığı güçlü eleştirilerle Washington'un kırmızı çizgilerine takıldı. Aslında yıllardır belâgatli ve güçlü bir İsrail münekkidiydi. Foreign Policy'de yayınlanan hikayeden saatler sonra eski bir AIPAC yetkilisi olan Steve Rosen, sağcı blogunda Freeman aleyhindeki yazısını döşedi.

Rosen, Donald Rumsfeld Pentagon'unda ve İsrail büyükelçiliğinde çalışmış AIPAC'tan bir meslektaşı dâhil üçüncü taraflara gizli bilgi ilettiği için Adalet Bakanlığının hakkında dava açtığı bir isim. Rosen'in "Obama Mideast Monitor" adlı blogu, İsrail yanlısı sağcı Daniel Pipes'ın Middle East Forum'unda bulunuyor; American Enterprise Institute'ten Michael Rubin'in yönettiği Middle East Quarterly de yine burada barınıyor. Rosen, yaklaşık iki hafta içinde Freeman hakkında tam 19 metin yayınladı.

Rosen'in eleştirisinin merkezinde eski büyükelçinin İsrail hakkında yaptığı sağlam eleştiriler var (ve bu bir sır değildir. Freeman, İsrail politikalarını ve Washington'un İsrail'le çok yakın ilişkilerini tekrar tekrar kınamıştır. 2007 yılında şöyle demişti: "İsrail işgalinin Filistinliler üzerindeki vahşi baskısı bitecek gibi görünmüyor." "Amerika, İsraille külliyen özdeşleşti."). Ancak Rosen ve onun peşinden gidenler, temelsiz ve şişirilmiş iddialarda bulunmak için saldırılarını genişlettiler; alıntıları ve epostaları bağlamlarından kopartıyor ve Freeman'ı Arap yanlısı lobici diye suçluyorlar; S.Arabistanla çok yakın bağları olduğunu, Çin'in muhaliflere muamelesine kavalyelik ettiğini söylüyorlar. Ağırbaşlı, muhafazakar bir devlet yetkilisini çıldırmış gibi bakan bir radikal ve Suudi Kralının bir piyonuymuş gibi resmettiler.

Freeman karşıtı iğneleyici sözler Rosen'in blogundan başlayarak diğer sağcı, siyonist ve neocon bloglara yayıldı; ardından da Freeman'ı Suudi Kralı'nın kuklası olarak göstermeye çalışan New Republic, Commentary, National Review ve Weekly Standart gibi neoconların sözcülüğünü yapan web sitelerinde arz-ı endam etti. Bu safhalardan sonra da Atlantic ve Wall Street Journal'ın op-ed sayfalarına geçti. Gabriel Schoenfeld, Wall Street Journal'da Freeman'ı Çin'i şımartan ama İsrail'i  şamaroğlanı yapan bir kişi olarak resmederken New Republic'ten Jonathan Chait,  Washington Post'ta  Freeman'ın fanatik olduğunu yazıyordu.

İsrail yandaşları daha önceden Capitol Hill'de eyleme geçmişlerdi. Bunların arasında New York demokratlarından Temsilciler Meclisi üyesi Steve Israel ve Senatör Charles Schmuer;  azınlık lideri Ohio'dan John Boehner'in başını çektiği bir grup Cumhuriyetçi  Temsilciler Meclisi üyesi, Virginia'dan Eric Cantor (Cumhuriyetçi Parti denetçisi); ve son olarak da Senatör Joe Lieberman var. Lieberman, bir Senato oturumunda Freeman hakkında Amiral Blair'le sert bir tartışmaya girdi.

Blair, Freeman'ın arkasında güçlü bir şekilde durdu ancak her iki adam da suya sabuna dokunmama yaklaşımını benimsemiş endişeli Beyaz Saray'dan destek görmediler. Tehlike işaretini gören Freeman, fırtınaya karşı koyabilse bile, dirayetinin çoktan torpidolandığı sonucuna vardı. Başında onun olduğu bir Ulusal Güvenlik Konseyi her ne çıktı üretirse üretsin, Freeman'ın bir söyleşimizde belirttiği gibi, anında saldırıya uğrayacaktı. "NCI'nin ürettiği siyasi olarak tartışmalı her şey bir nevi siyasi sapık olarak bana atfedilecek ve iki paralık olacaktı" demişti.

Freeman, 10 Mart'ta çekildi ama sızlanarak değil. Dostlarına ve meslektaşlarına yazdığı bir mektupla cüretkâr bir şekilde savaşarak çekildi ki aslında Washington politikasının doğasını değiştirmeye hizmet etmiştir. "İsrail lobisinin taktikleri haysiyetsizliğin ve namussuzluğun son raddesine vardı ve kişilik katli / iftira, seçici davranarak yanlış aktarmak, sicilin kasti olarak çarpıtılması, yalan uydurmak ve hakikati büsbütün hiçe saymak buna dâhildir" diye yazdı. "Bu lobinin maksadı, hikmetine sual yönelten kişilerin atamaları üzerinde veto tasarruf ederek siyasi süreci denetim altına almaktır."

Freeman, söyleşimiz sırasında teşbih yapmıştı: "Çinlilerin, maymunları korkutmak için bir tavuğu öldürmek iyi bir yoldur diye bir sözleri var." Yani İsrail lobisi, Freeman'ın atamasının önünü keserek İsraili ve ABD'nin Ortadoğu politikasını eleştiren ve Obama yönetiminde görev almak isteyen başkalarının gözünü korkutmayı ümit etmişti.

Zaferler, Histeriler ve Sürüler Üzerine

Kaç maymunun titrediği henüz belli değil. İsrail lobisi zafer sarhoşu muhakkak. Örneğin Daniel Pipes, Freeman'ın al aşağı edilmesinde Rosen'in oynadığı rolü hemen göklere çıkardı.

"Freeman'ın atanmasının sorunlu doğasını dikkatlere ilk sunan kişinin Middle East Forum'dan Steven J.Rosen olduğunu bilmiyor olabilirsiniz"; "sadece saatler içerisinde hüküm verilmiş, üç hafta sonra da Freeman mağlubiyeti kabul etmişti. Yalnızca Steve gibi erdemli ve muteber bir isim sağlayabilirdi bunu" diye yazdı.

Amerika Siyonist Örgütü, İsraili destekleyen aşırı sağ müdaafi bir grup, kamuoyunu ve Kongreyi seferber edecek kampanyanın bir parçası olarak Freeman için alarm zilleri çaldı ve üyelerine eylem işareti verdi. Sahnenin gerisindeki AIPAC, medyadaki dost ve müttefikleriyle nüfuzunu sessice kullandı. Obama'nın genel sekreteri Rahm Emanuel'le konuşmak için aceleyle Beyaz Saraya koşan Chuck Schumer daha sonra açık açık şöyle söyledi: "Charles Freeman bu makam için yanlış kişiydi. İsraille ilgili beyanları sınırı aşmıştı ve yönetimin adımlarıyla ciddi bir uyumsuzluk içindeydi. Onu reddetmesi için Beyaz Sarayı defalarca uyardım ve doğru şeyi yaptıkları için mutluluk duydum."

Daily Beast'ten Max Blumental ve Firedoglake'ten Spencer Ackerman dâhil çeşitli gazeteciler, AIPAC ve İsrail lobisinin Freeman'ın atamasını kundaklama rollerini etkileyici bir şekilde belgelediler. Yapılan izahlardan lobinin cesetteki parmak izleri her yerde açıkça görülüyor. (Time'dan Joe Klein, "lobi" teriminin çeşitli lobi gruplarının, bireylerin ve yayınların kullandığı yöntemlere hakkını teslim etmediğini ilave ederek Freeman'a yapılan saldırıyı "suikast" olarak tanımladı: "Lobinin değil sürünün (mob) kurbanı oldu. Sürü, esasen yahudi neoconlardan oluşuyor.")

Diğer yandan, neredeyse histerik bir başyazıda İsrail lobisinin gerçekte var olmadığı numarasına yatan Washington Post, Freeman'ın çatlak bir nutuk çektiğini belirtti. Öfkelen Washington Post, "Freeman, kendisini karanlık ve fesat bir lobinin kurbanı olarak tanımladığı iki sayfalık uzun ve bıktırıcı bir mektup yayınladı salı günü...Freeman'ın beyanı grotesk bir iftiraydı" diye yazıyordu.

Şayet tam bir gün önce Başsavcı Eric Holder'a Steve Rosen'i temize çıkarması ve ona karşı yürütülen casusluk davasının düşmesi çağrısını yapmamış olsaydı Washington Post davasında daha güçlü olabilirdi.  "Time to Call It Quits" başlık başyazıda şöyle deniyordu: "AIPAC'ın eski iki yetkilisi Steven J.Rosen ve Keith Weissman'ın meselesi...Duruşma takvimi Haziran ayı olarak belirlendi...Eric Holder, o tarihten çok önce adli takibattan vazgeçmeli.",

Freeman'la yaptığım söyleşide, İsrail lobisinin doğal üyelerinin lobinin varlığını inkar ettiklerini, üstelik kendisini saf dışı etmenin itibarını üstlenmişlerken aynı zamanda da bununla hiçbir ilgilerinin olmadığını iddia ettiklerini belirtti: "Bunu yapmakla böbürlenen ve nasıl becerdiklerini târif edenlerin yapıp ettiklerini şimdi inkar ettikleri saçma sapan bir safhadayız."

Korkmaya başladılar

İsrail lobisi, işini hem gizli hem de açıktan yürüttüğü halde düzenli olarak kendi varlığını inkar ediyor.  Freeman'ın sergüzeşti, geçmişe dönüp bakıldığında oyun bozan olduğunu gösterebilecektir. Lobi hakkında yeni ve yoğun bir tartışma başlattı ki Mart 2006 tarihinde John Mearsheimer ve Stephen Walt'ın yazdığı ve 2007'de genişletilerek London Review of Books tarafından İsrail Lobisi adı altında kitaplaştırılan makalenin yarattığı dalgalanma bunun yanında küçük kalır. Eleştirmenlerine göre Freeman'ın işlediği günahlardan birisi, İsrail yandaşı bir koalisyonun Amerikan politika yapımcıları üzerinde büyük nüfuz kullandığını savunan Mearsheimer-Walt tezinin ilk sürümünü, başında Freeman'ın olduğu Middle East Policy Council adındaki örgütün kendi dergisinde yayınlamış olmasıydı.

Stephen Walt, Foreign Policy dergisinin web sitesindeki blogunda Freeman'ın çekilme kararı hakkında şöyle tepki verdi: "Güçlü bir İsrail lobisinin var olup olmadığını sorgulayan veya var olduğunu kabul eden ama o kadar da nüfuzu olduğunu kabul etmeyenler yahut gerçek problemin sözümona çok güçlü "Suudi lobisi" olduğunu düşünenler, şimdi bir kez daha düşünün."

Freeman meselesi, lobinin baş sayfalarda yer almasını sağladı ki istenmeyen bir durumdu bu. Antiwar'dan Daniel Luban ve Jim Lobe, Salon haber sitesinden Glennwald, Israel Peace Forum'dan Phil Weiss dâhil Sayısız blog ve web sitesinde – ve tabi Dreyfuss Report'ta – lobinin Freeman'a hücumu inceden inceye ele alındı veya haber olarak verildi. Daha çarpıcı olanı, New York Times ve Washington Post, İsrail lobisi ifadesini bilhassa içeren Freeman tartışmasını ilk kez birinci sayfadan verdiler ve Freeman'ın, lobinin elinden geleni ardına koymadığını söylemesini müteakip, suçlamaları ve karşı suçlamaları ayrıntılarıyla aktardılar.

Dikkatlerin, lobinin çıkardığı işe odaklanması can alıcı bir zamana denk geldi ki işte bu yüzden Freeman'ı devirmesi lobinin Waterloo'su olabilecektir.

İsrail'in sağcı yandaşları, Obama'nın İsrail, Filistinliler, İran ve genel olarak Ortadoğu için niyetlendiği istikamet hakkında gittikçe daha fazla tedirginlik duyuyorlar. Obama, Haziran ayındaki seçim kampanyası sırasında gittiği AIPAC ulusal konferansında İsral taraftarı ilmihal'den okumalar yaptı ancak kendi politik kaygıları hakkında ona güven duyabileceklerinden emin olamadılar.  Yanısıra, Filistin bakış açısına karşı sergilediği açıklıktan da uzun süredir şüphe duyuyorlar.

Hillary Clinton'un Dış İşleri Bakanı, Rahm Emanuel'in Beyaz Saray Genel Sekreteri olması güven vericiyken, diğer atamalar için aynı derecede güven söz konusu değildi ki bu noktada çok önemlidir. Örneğin, sadece Uluslararası Kriz Grubu'ndan Robert Malley ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski – 2008 başlarında her ikisine de yol verildi - değil Obama'nın seçim kampanyasındaki diğer bazı danışmanlar hakkında da kaygı duyuyorlardı. Başka  bir endişe kaynağı, her ikisi de yahudi olan Daniel Shapiro ve Daniel Kurtzer'di; seçim kampanyası sırasında Obama'nın Ortadoğu yardımcıları olarak çalıştılar; sertlik yanlısı, sağ kanat tiplerin teveccüh ettiği davalara yeterince sadık görülmüyorlar.

Lobinin pek çok üyesi, Obama'nın Beyaz Saraya yerleşmesinden bu yana gerçekleştirdiği atamalardan huzursuzluk duyuyorlar; buna Shapiro'nun Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu portföyüne alınmış olması ve Kurtzer'in Dış İşleri Bakanlığında üst düzey bir göreve  atanması da dâhildir. Donanmadan emekli olan ve şimdi Ulusal Güvenlik Danışmanlığı yapan James L.Jones, tıpkı Brzezinski gibi Filistin bakış açısına çok fazla sempatik bulunuyor. James L.Jones, İsrail'in işgal politikalarını hayli eleştiren bir rapora imza atmıştı geçen yıl; Ortadoğu özel temsilcisi George Mitchell ise  İsral yandaşı şahinler tarafından bir aracı için çok fazla aklı başında ve tarafsız bulunuyor; A Problem from Hell başlıklı kitabın yazarı olan Samantha Power şimdi Ulusal Güvenlik Konseyi'nde çalışıyor. O da İsraili sert bir şekilde eleştiren yorumlar yapmıştı.

Bu şahsiyetlerin arasında en savunmasız olanı, açık sözlü beyanlarından dolayı Freeman'dı. Obama yönetimine karşı birlikte uyumlu bir ön alma taarruzu düzenleme vakti gelince,  Freeman'ın ataması ağaçtaki en yakın meyve gibi gözüktü. Ne ki lobi'nin direnç momentini göstermekten başka bir şey ispatlamayacak. Herşeyden önce, İsrail'in Gazze'ye yaptığı üç hafta süren saldırının sonucunda ortalığa öyle manşetler ve televizyon görüntüleri saçıldı ki İsraili, Filistin halkının, Filistinli kadın ve çocukların canlarına çok az hürmet duyan kabadayı bir ulus olarak gösterdi. Gazze saldırısının ardından yapılan anketlere göre, İsrail'in icraatlarına karşı şüphe duyan Amerikalıların sayısı -buna yahudi cemaati de dâhil - gittikçe artıyor ki kamuoyunun İsraile karşı artık yalpalamaya başladığı nâdir bir andır bu.

Belki de en önemlisi,  Likud lideri Bibi Netanyahu, Avigdor Lieberman'ın daha aşırı partisi ve bir dizi radikal sağcı-dinci partiden oluşan aşırılık yanlısı ultra sağcı bir hükümetin İsraili yönetecek olmasıdır. Obama Beyaz Sarayı'nın öncelikleriyle çatışması kesin olan çirkin bir koalisyon bu.

Sonuç itibariyle, Netanyahu-Lieberman hükümetinin gelişi, İsrail lobisinin krize düşeceği anın resmidir. Hill & Knowlton reklam ajansının, ürünleri ve kanser arasındaki ilişkiyi defalarca reddeden sigara şirketi Philip Morris'i savunmak zorunda kaldığı zamanlarda karşılaştığına yakın devasa bir halkla ilişkiler sorunu arzedecektir. İsrail lobisi, mentollü Netanyahu-Lieberman  kartonlarını Amerikalı tüketicilere satmada zorluk çekeceğini biliyor.

Freeman bana şunu söylemişti: "Üzüldüğüm tek şey, beyanâtımda "İsrail lobisi" ifadesini kullanmış olmamdır. Bu gerçekte İsrail adı ve nâmına çalışan bir lobi değil. Gerçekte Lieberman lobisi ve ben bundan sonra Lieberman lobisi demeye karar verdim. İsrail'deki sağcı Likud ve onun buradaki fanatik destekçileri. Onların hemfikir oldukları adam Avigdor Lieberman'dır.

Freeman bozgununun arkasından gelen gerçeklik ise şu: Obama takımından dolayı zaten üzüntü çeken, Gazze bozgununun artçılarıyla boğuşan ve Netanyahu-Lieberman sorununun yükü omuzlarına binen İsrail lobisinin korkmaya başladığına şüphe yok. Freeman'ı düşürmeyi başardılar fakat gerçek direnç testine asıl şimdi girmek üzereler.

Dünya Bülteni için çeviren: Ertuğrul Aydın