Locada yerimizi aldık, milletvekilleri üçer beşer gelmeye başladı.

Hepsi de yöresel kıyafetler içinde, rengârenk. Giydiklerine bakarak nereden seçildiklerini anlamak mümkün. Başında kalpak olan Keşmir milletvekili sözgelimi. Çeşitlilik sadece kıyafetlerde değil, Pakistan Parlamentosu siyasî olarak da çok renkli bir Meclis. İktidar ile muhalefet bloku arasındaki mücadele çok sert.

Pakistan'da Ulusal Meclis ile Senato'nun ortak oturumundayız. Başbakan Erdoğan konuşacak. Kadın milletvekillerinin çokluğu dikkat çekici. Neredeyse yarıya yakın. Kimisinin başı açık kiminin kapalı. Zaten meclis başkanı da bir kadın... Adı Fehmida Mirza. İslam dünyasının ilk kadın başkanı. Oturma düzeni biraz bizim eski Meclis'i andırıyor, ahşap masalar ve üzerinde mikrofonlar.

Başkan Mirza, Türkiye'yi anlatırken "Deprem ve sel felaketi sırasında 9 yaşındaki bir kız çocuğunun harçlığından artırarak Pakistan'a yardım etmesini unutamıyorum." dedi. Başbakan Erdoğan kürsüde konuşurken ilginç bir şey oldu. Milletvekilleri sık sık masa kapaklarına vurdu. Bir an şaşkınlık... Sonradan anlaşıldı ki Pakistan milletvekillerinin alkışı böyle. Beğenilerini sıralara vurarak gösteriyorlarmış. Oysa aynı hareket bizde protesto, tepki demek.

Erdoğan'ın ardından Başbakan Gilani ve anamuhalefetin parlamentodaki lideri Nisar kısa birer konuşma yaptı. Nisar'ın şu sözleri hem iktidar muhalefet kavgasını, hem de Erdoğan'a verdikleri değeri göstermesi açısından önemli: "Siz burada olmasaydınız biz iktidar milletvekilleriyle böyle yan yana oturmazdık. Siyasi farklılıklarımızın hepsini unuttuk, tek bir ses olduk. Siz Doğu ile Batı arasındaki en önemli siyasî aktörsünüz..."

Erdoğan iktidarla muhalefeti Meclis'te birleştirmeyi başardı. Ancak bahar havası çok kısa sürdü. Muhalefet, Başbakan Gilani'ye tepkisini akşam yemeğine katılmayarak gösterdi. Pakistan'da iktidar mücadelesinin ne denli sert geçtiğini anlamak için yakın tarihe göz atmak yeterli. Burası zor bir coğrafya. Büyük devletlerin de ilgi alanı. Ziya-ül Hak'ın uçağı düşürüldü, Benazir Butto suikasta kurban gitti. Bir darbeyle iktidarı ele geçiren Pervez Müşerref, Pakistan'ı terk etmek zorunda kaldı. Şimdi İngiltere'de...

Başbakan Erdoğan'la İslamabad'dayız. Sıcak ve nemli bir hava. Sokak ve caddeler Erdoğan'ın ziyaretini haber veren Türk bayrakları ve afişlerle donatılmış. Güvenlik tedbirleri olağanüstü. Konvoy yukarıdan helikopterlerle de korunuyor. Devlet binalarının bulunduğu yollarda barikatlar.

Ziyaretin amacı Yüksek Düzeyli İşbirliği Toplantısı. Erdoğan'a 5 bakan eşlik etti. İki günlük bir program. Türkiye ile Pakistan dost iki ülke. Ancak bu, ekonomiye yansıtılabilmiş değil. İki ülke arasındaki ticaret hacmi çok düşük; çaba, rakamları artırmak için. Ülkeler arasında 9 anlaşma imzalandı. Erdoğan'a fahri doktora verildi. Erdoğan'a Ergenekon tutuklusu Mehmet Haberal sorusu soruldu. Cevabı netti: "Haberal şu anda tamamen yargının konusudur. Ve yargı ile ilgili olan bu konu hakkında şu anda dışarıdan içeriden bazı aktivistlerin şu veya bu kişilerin bu tür temennileri bizi pek ilgilendirmiyor." dedi.

Serenat Oteli'nde Erdoğan'la sohbet etme imkânı da bulduk. Konuştuklarımız ağırlıklı olarak gündemin sıcak konularıydı. Başkanlık sistemi, Uludere olayı, Kürt sorunu... "Uludere operasyonundan sonradan haberim oldu." dedi. Bu önemli bir cümle. Ayrıca 'tuzağa düştüğü' yönündeki değerlendirmelere katılmadığını söyledi. Yeni anayasa mesajları da, önemliydi. "26 maddeyi tartışmayız, içini boşalttırmayız." dedi.

Pakistan'dan son bir not. Ülke genelinde 18 Türk okulu var. 200 Türk öğretmen, binlerce öğrenci. PAKTURK Uluslararası Türk Okulu olağanüstü. Ülkenin en iyi okullarından, dış görünüşü görkemli, içi pırıl pırıl. Öğretmenleri Türkçe Olimpiyatları'nın heyecanı sarmış durumda. Önceki yıllardaki başarılarından söz ettiler. Bu yıl da çok iddialılar. Bir Pakistanlının, Ahmet Kaya şarkısı çok ses getirecek.

Gezi iki ülkeyi kapsıyor, siz bu satırları okurken biz Kazakistan'a, Astana'ya geçmiş olacağız.

Kaynak: Zaman