CHP, iç politikaya sıkışan bir parti. Dış siyasette kendine özgü görüşleri elbette var.

Diplomasi kökenli siyasetçi sayısı en fazla CHP'de. Üstelik her biri partinin vitrininde, yönetici konumunda. CHP'den dış politikada beklenen, sadece hükümetin politikalarına itiraz değil, daha aktif olması. Anamuhalefet partisi, aynı zamanda 'iktidar adayı' demek. Bunun için dış politikada vizyon ortaya koyması gerekmez mi? Eleştirilerin, itirazların ötesinde bölge politikalarında değil, Avrupa Birliği'nde (AB) vizyon şart.

Biraz da bu yüzden Kemal Kılıçdaroğlu'nun iki günlük Bosna seyahatini önemli görüyorum. CHP lideri, sıkışık iç gündemden sıyrılarak yüzünü Balkanlar'a çevirdi. Bu coğrafya, Türkiye'nin stratejik derinliği... Doğal uzantısı gibi. Her adımda bize ait izler. Dün, geç saatlerde sona eren geziyi takip eden gazeteciler arasında ben de vardım. Neresinden bakılırsa bakılsın bir açılım bu. Bosna açılımı da diyebilirsiniz, laiklik açılımı da... Saraybosna'daki ilk günün programına bakar mısınız: Fakirlere savaş sırasında dahi kesintisiz yardım eden Tetka Zilha Vakfı'nda yemek ve kurban bağışı. Diyanet işleri başkanını makamında ziyaret. Hüsrev Begova İmam Hatip Lisesi'ni ziyaret. Şehitler için mevlit okunması. Kurucusu Aliya İzzetbegoviç olan Milad-ı Müslüman Derneği'ni ziyaret. Dernek başkanının yemeğine katılım. Burada Saraybosna Türk Okulu'ndan iki öğrenci "Karlı Kayın Ormanında" ve "Uzun İnce Bir Yoldayım" türkülerini seslendirdi.

Durun, daha bitmedi. İkinci gün akşam yemeği Mostar'da tarihi Blagay Bektaşi Alperenler Tekkesi'nde yendi. Burası bir inziva mekânı. Asude bir yer. Mevlide özel parantez açmak isterim. CHP, Saraybosna'da mevlit okuttu. Orduevindeki mevlide, Kılıçdaroğlu'na eşlik eden partililer eksiksiz katıldı. Bosna'nın güzel sesli hafızları, Türkçe ve Boşnakça ilahiler söyledi, Süleyman Çelebi'nin mevlidinden pasajlar okudu, Kur'an-ı Kerim tilavet etti. Âdet olduğu üzere, Türkiye'den getirilen mevlit şekerleri ikram edildi. CHP'den Muhammet Çakmak, üniformasında Türk bayrağı bulunan Boşnak askere, bunun ne anlama geldiğini sordu, aldığı cevap ilginçti: "Ben din subayıyım. Bu bayrak bunun işareti." Kılıçdaroğlu'nun laiklik açılımını Bosna'dan başlattığını söylemek abartı olmaz herhalde. Programın şekillenmesinde Parti Meclisi Üyesi Prof. Muhammet Çakmak'ın katkısı var.

CHP lideri, Saraybosna yolunda da olumlu mesajlar verdi. 23 Nisan resepsiyonunda başörtüsü sorununun çözülmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi. Eski CHP bu sorunun rejim krizine dönüşmesinde rol oynamıştı. Kılıçdaroğlu'nun bu cümlesi önemli.

Kılıçdaroğlu, din ağırlıklı Saraybosna programına özel anlam yüklenmesinden yana değil. Adını 'açılım' olarak koymak istemedi. 'Mevlit daha önce de okuttuk.' dedi. Havran'da Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı için okutulan mevlidi hatırlattı. Bosna'nın sosyolojik yapısına işaret etti, "Askerî birlikte mevlit okuttuk. Bundan da memnunuz. CHP, bu yapılara uzak değil." dedi. Medrese ve imam hatip ziyareti için de şunları söyledi: "Osmanlı'nın Avrupa'daki ilk eğitim kurumu. 400 yıllık. Burayı ziyaret ettik, doğal karşılanmalı."

CHP lideri, adını 'açılım' olarak koymasa da Saraybosna seyahati parti politikaları üzerinde kalıcı izler bırakacak. Buradaki mevlit, medrese ve tekke ziyareti unutulmayacak. Deniz Baykal 1992 yılında CHP'yi tekrar açtığında Bosna'ya kamuoyunda çok ses getiren bir seyahat düzenlemiş, Boşnak kadınlarına iffetin simgesi 'beyaz başörtüsü' dağıtmıştı. Bu seyahat uzun süre hatırlandı ve Baykal'ın olaylara bakışını etkilemişti.

Kılıçdaroğlu, "Bosna'da savaşın psikolojik ve fiziki etkileri tam silinmemiş. Bu sorunu tam aşamamış Bosna var karşımızda." dedi ve Türk işadamlarını yatırım yapmaya çağırdı. Orman, ağaç işleri ve turizm sektöründe yatırım yapılabileceğini söyledi. Sadece özel sektör mü? Değil elbette. "TİKA'ya görev düşüyor. Bosna için özel projeler geliştirebilir. Biz CHP olarak her türlü desteği vermeye hazırız." dedi.

Ben Kılıçdaroğlu'nun Bosna seyahatini hem dış politika hem de laiklik açılımı olarak okuyorum.

Kaynak: Zaman