Daha erken bekleniyordu. Aylar önce o dönem Genelkurmay'da görev yapan sivil memurların ifadesi alındı. Gölcük ve YÖK'teki aramalarda çok önemli belgelere ulaşıldığı kulaktan kulağa fısıldandı.
Başta HAS Parti olmak üzere sürecin mağdurları '28 Şubat'ı yargılayın' diye savcılığa başvurdu.
Tahminler, operasyonların 28 Şubat'ın yıldönümünde veya hemen ardından başlayacağı yönündeydi. Ama tutmadı. 'İleri tarihe ertelendiği' yorumları yapıldı. 'Acaba 28 Şubat'ın yargılanması akim mi kalacak' kuşkuları da doğmadı değil.
12 Eylül duruşmalarının başladığı, Suriye sınırında savaş rüzgârlarının estiği sırada ilk adım atıldı. Meclis'te tarihi denecek bir başka gelişme daha oldu. Bütün partilerin desteğiyle Meclis'te askerî darbeleri araştırma komisyonu kurulmasına karar verildi.
27 Mayıs'tan 27 Nisan muhtırasına kadar darbe, müdahale, muhtıra, uyarı demokrasiye yönelik her türlü girişimi komisyon araştıracak. 28 Şubat dahil.
28 Şubat'ın ilk operasyonuna Ankara gazetecileri hazırlıksız yakalandı. Sabah saatlerinde gazete ve televizyonların Ankara yöneticileri ile yargı muhabirleri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun toplantısına davetliydi. Yeniden yapılanan HSYK'nın faaliyetleri ve strateji planı açıklanacaktı.
'Çevik Bir'in evinde arama yapıldığını' bildiren 'son dakika' haberleri, gözleri 28 Şubat dalgasına döndürdü. Çevik Bir, 28 Şubat'ın en kudretli generali. Sürecin simge ismi... Sincan caddelerinde tankların yürümesini 'demokrasiye balans ayarı' olarak değerlendiren paşa.
Eğer 28 Şubat postmodern darbesini ete kemiğe büründürmek istesek bu 'Çevik Bir' olur. Dalganın Bir'den başlaması anlamlı. Çok geçmeden operasyonun 31 ismi kapsadığı anlaşıldı. Hepsi de asker. Emekli, muvazzaf değil. Düşük rütbeli subaylar. Yüzlerine ve adlarına kamuoyunun aşina olmadığı isimler...
Sadece üç general var. Belli ki 28 Şubat'ın altyapısını hazırlayan karargâh subayları... Çevik Bir de adı çok öne çıkmasına rağmen o süreçte İkinci Başkan'dı ve Karargâh'tan sorumluydu. Bu operasyonun 'ilk adım olduğunu' görmek zor değil.
28 Şubat'ın 'Çevik Bir ve 30 düşük rütbeli subaydan' ibaret olmadığını bilmek için uzman olmaya gerek yok. Sürecin aktörleri arasında daha yüksek rütbeli başka isimler de var. Ayrıca 28 Şubat klasik bir askerî müdahale değil, bir 'postmodern darbe'. Çok yönlü ve çok taraflı... Odağında asker var ama darbecilerin işbirliği yaptıkları o kadar çok ki...
Hatta sivillerin arasından askeri geride bırakan hızlı 28 Şubatçılar çıktı. Sadece siyaseti, Meclis'i, Refahyol hükümetini hedef almadı. Refah'ın üzerinden topluma yöneldi. Berberlere, kasaplara kadar herkesi fişledi. Ekonomiye el attı. Sermayeyi renklere böldü.
Artık 28 Şubat yargının konusu, soruşturmayı ne kadar derinleştireceğini göreceğiz.
İlginçtir, 12 Eylül davasının iki isimle sınırlı kalmaması gerektiğini, genişleyerek devam etmesini isteyenler, 28 Şubat'ın ilk operasyonunu değerlendirirken soruşturmanın askerî bölgenin dışına pek taşmaması gerektiğini savunuyorlar. 28 Şubat, yapısı gereği sığ ve yüzeysel soruşturmayla geçiştirilemez. Postmodern darbeye vücut veren 'silahsız kuvvetler' var.
Operasyonların özensizce her yere uzanması elbette doğru değil. O dönemin hassasiyetleri içinde gelişen her faaliyetin yargı konusu olmasını kimse istemez. Özellikle de medya sektöründe. İhtimam şart.
Ben ilk dalgaya CHP'nin verdiği tepkiyi anlamakta zorlandım. CHP, 12 Eylül davasına müdahil oldu. Kılıçdaroğlu döneminde darbelere, müdahalelere açık tavır koydu. CHP lideri birkaç ay önce '28 Şubat'ın neden yargılanmadığını' sordu. Dün operasyonu yorumlarken özel yetkili mahkemelere eleştiri yaptı ve, 'Bunlar AKP'nin yargı ayağıdır. Bunlar operasyon mahkemeleridir.' dedi. Yeni CHP'den daha net ve anlaşılır bir tavır beklerdim.
28 Şubat davası bin yıl sürmez ama burada da bitmez...
[email protected]
Kaynak: Zaman