Taksim'de geçtiğimiz gecelerden birinde 'birimiz üşüyorsa hepimiz üşür' eylemi yapıldı.
Sokakta yaşamak zorunda kalan insanların halinden anlamak ve seslerini duyurmak için gelen aktivistler yaptıkları basın açıklamasında evsizleri 'yurtları yeryüzü, barakaları gök kubbe, yatakları zula, kimi çocuk kimi yaşlı, kimi mecnun kimi meczup, üzerlerine kırağıların düştüğü, yanlarından usul adımlarla geçerken göz göze gelmekten sakındığımız insanlar' olarak tanımlıyorlar.
Bu dünya eşitsizliklerle, adaletsizliklerle dolu. Savaşlar, başkalarının haklarını da uhdesine geçirme arzusunun kanlı bir dışavurumu. Mutlak eşitliğin sağlanması ontolojik olarak mümkün değil ama öyle insanlık halleri var ki, bunları görmezden gelip, bu acılar nihai olarak bizden sorulacak şeyler değilmiş gibi yazmaya, gezmeye, konuşmaya devam etmek imkânsız.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Yönetmeliği'nde 'evsiz', "bedensel, zihinsel ya da psikolojik ve sosyal problemleri, keyif verici her türlü maddeleri kötüye kullanmaları gibi nedenlerle ya da bunların dışındaki herhangi bir nedenle evden atılan, uzaklaştırılan ya da evini terk etmek suretiyle sokakta geçici veya sürekli olarak yaşamak zorunda kalan, geceleri yatacak uygun ve düzenli bir yeri olamayan, terminal, metro, köprü altları, gar ve parklar gibi bölgelerde yaşayan ve istismara açık 18 yaş üzeri kişiler" olarak tanımlanmış.