Son yıllarda Ankara ve Kiev arasında hızla gelişen ilişkiler, savunma sanayisi alanında da kendisini göstermeye başladı. Nitekim geçtiğimiz günlerde Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko’nun sosyal medyadan yaptığı açıklama ile Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB2 İnsansız Hava Aracı (İHA) için satın alma anlaşması imzaladıklarını duyurması, Ankara ve Kiev arasındaki askeri işbirliğinin geldiği noktayı göstermesi açısından da önemlidir.
Anlaşma kapsamında Baykar, 1 yıl içinde 6 adet Bayraktar TB2 İHA üretimi gerçekleştirecek ve aynı yıl içinde araçlar Ukrayna Ordusu’na teslim edilecek. Bununla birlikte 3 yer kontrol istasyonu sistem ve araçları da Ukrayna’nın hizmetine sunulacak. Katar’ın ardından Bayraktar TB2’yi tercih eden Ukrayna’nın bu kararı 3 yıllık bir süreç içerisinde verdiği dile getiriliyor. Bayraktar TB2 ile yapılan testlere katılan Ukraynalı heyetler, İHA’nın muharebe sahasındaki başarısı ve uçuş performansının verilen kararda etkili olduğunu belirtiyorlar.
Poroşenko’nun yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile anlaştığını ifade etmesi ve Ukrayna Ordusu’nu NATO standartlarında modern araçlarla silahlandırmaya çalıştığını söylemesi de dikkat çekicidir. Nitekim Kiev, 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinin ardından güçlü komşusu karşısında ordusunu güçlendirme çalışmalarına başlamıştı. Bu noktada NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve Karadeniz’e kıyıdaşlığı bulunan Türkiye, önemli bir ortak olarak sahneye çıktı.
Ankara ve Kiev, 2014 yılında savunma sanayi alanında birçok ortak projeyi gerçekleştirebilmek hedefiyle anlaşmaya vardı. Bu süreçte savaş uçakları, füze sistemleri, uçak motoru, insansız hava aracı, radar üretimi, zırhlı araç, navigasyon ve uzay çalışmaları gibi pek çok alanda ortak üretim kararı alındı.
İki ülkenin savunma sanayisi alanındaki hedeflerinin birbirlerinin tamamlayıcısı olması alınan kararlarda etkili oldu. Nitekim Türkiye’nin son yıllarda önemli ilerlemeler kaydettiği savunma sanayisi hamlesi teknoloji transferlerini gündeme getirirken, Ankara’nın NATO müttefikleri bu beklentileri karşılamadı. Ukrayna ise Sovyetler Birliği’nden miras olarak hem savunma sanayisi alanında önemli bir bilgi birikimine hem de çok sayıda savunma şirketine sahip. Bu anlamda savunma sanayisi sektörünü geliştirmeye çalışan Türkiye ile silahlı kuvvetlerini güçlendirmeye çalışan Ukrayna, birbirleri için değerli birer ortak haline geldi.
Bu noktada 2015 yılında Türk ve Ukraynalı askeri sanayi şirket temsilcileri Ankara’da bir araya gelirken, Ankara Kiev’e 1 milyon dolara yakın askeri mühimmat gönderdi. 2016 yılında ise iki ülke arasında savunma sanayisi alanında stratejik işbirliği anlaşması imzalandı. Ardından Türkiye, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne 4 milyon doları bulan askeri mühimmat ve ekipman sağladı.
2018 Temmuz’unda ise iki ülke arasında devam eden savunma sanayisi alanındaki çalışmalara hız kazandırmak amacıyla 1. Türkiye-Ukrayna Savunma Sanayii İşbirliği toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıdaki en önemli gelişme ise Ukrayna devlet savunma sanayi işletmesi Ukroboronprom ile Türk Aselsan şirketi arasındaki işbirliği protokolü oldu. Aselsan’ın Ukrayna ordusuna haberleşme için ileri teknoloji telsiz tedariki gerçekleştireceği açıklandı.
İki ülke arasında birçok proje devam ederken, Bayraktar TB2 İHA konusunda da anlaşmaya varılması oldukça önemli bir gelişme olarak dikkat çekmektedir. Bu noktada özellikle 2000’li yılların ortalarından itibaren savunma sanayisinde yerli üretim çalışmalarına hız veren Türkiye’nin kısa sürede ihracatçı konuma gelmesi de ciddi bir başarı örneğidir.
Ayrıca Türkiye ve Ukrayna arasındaki ilişkilerin gelişiminde her iki ülkenin Rusya ile yaşadığı problemlerin de etkili olduğu dile getirilebilir. Özellikle 2015 yılında Suriye krizine giderek angaje olan Moskova’nın Türkiye’yi rahatsız edecek girişimlerde bulunması, uzun süre Türkiye-Rusya ilişkilerini gerginleştirmişti.
Ankara ve Moskova ilişkilerinde normalleşme sürecine girip belirli alanlarda işbirliği içinde olsalar da iki ülkenin Kafkasya, Ortadoğu ve Karadeniz’deki gelişmelere dair görüş ayrılıkları ve çıkar çatışmaları devam etmektedir. Bu noktada Ukrayna ve Suriye’nin Türkiye’nin güney ve kuzey uçları olduğu düşünüldüğüne, Ankara-Kiev ilişkilerinin jeopolitik önemi daha fazla ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar Türkiye ve Rusya, Suriye’nin belirli bölgelerinde işbirliği içinde bulunsalar da Moskova’nın Suriye üzerinden Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu etkinlik uzun vadede Ankara için bir tehdit oluşturabilir. Bu çerçevede Türkiye’nin Karadeniz’de Ukrayna ile geliştireceği stratejik ortaklık, Rusya’nın Şam üzerinden Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu tehdidi kırma ve manevra alanını daraltma potansiyeli taşımaktadır.