BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin’in vetosu nedeniyle Suriye’ye karşı yaptırım planının suya düşmesinden sonra, ne olacak? Uluslararası camianın bir kısmı ve bu arada Türkiye Esad rejimini saf dışı etmek için ne yapacak?
Kuşkusuz dünya örgütünden yaptırım kararının çıkmaması Beşar Esad’ı oldukça rahatlatmış ve cesaretlendirmiştir.
Aslında Güvenlik Konseyi’nin Batılı üyeleri tarafından hazırlanan karar tasarısı, Rusya ve Çin dahil diğer üyeler tarafından kabul görmesi için, epey sulandırılmıştı. Örneğin son şekliyle o metinde “yaptırım” sözcüğü dahi kaldırılmış, “hedefe uygun tedbirler” terimi yer almıştı. Ayrıca Başkan Esad’a, muhaliflere karşı uyguladığı şiddet politikasını terk etmesi için bir aylık süre de tanınmıştı.
Ortaya çıkan yeni duruma göre, Suriye krizinde artık her ülke kendi görüşüne göre hareket edecek veya -Rusya ve Çin gibi- olup bitenlere seyirci kalacaktır...
Önce çıkarlar
Veto kullanan iki ülkenin resmi açıklamalarında öne sürdükleri gerekçeler bir yana, gerçek neden çıkar hesaplarıdır.
Suriye’nin ta Sovyetler Birliği zamanından beri Moskova’nın Ortadoğu politikasında özel bir yeri olmuştur. Rusya Şam ile sıkı askeri, siyasi ve ekonomik işbirliğini baba (Hafız) ve oğul (Beşar) Esad ile sürdürmekte sakınca görmemiş, rejimle değil, dostluğun avantajlarıyla ilgilenmiştir.
Rusya bu politikayı şimdi de sürdürürken, tabii ki ciddi bir risk alıyor: Esad rejimi daha ne kadar iktidarda kalabilecek? Arap Baharı Suriye’de de muhaliflerin iktidara geçmesine yol açacaksa,
Moskova ne duruma düşecek?
Rus yöneticileri herhalde bunun hesabını yaparken, Esad rejiminin kolay kolay devrilmeyeceğini düşünmüş olsalar gerek.
Aynı şey Çin için de söz konusu. Beijüng yönetimi de kendi çıkarları gereği, Suriye’de statüko’nun devamından yana. Kaldı ki Çin, halk hareketleri konusunda oldukça hassastır...
Ancak gerek Rusya gerekse Çin Esad rejiminden yana bir tutum sergilemekle, daha uzun vadede kendi çıkarları açısından bir risk almış bulunuyorlar.
İlkeli duruş
Esad’a karşı kesin ve sert bir tutum alan Türkiye de aksi yönde bir risk alıyor.
Başbakan Erdoğan Güvenlik Konseyi’ndeki vetonun, Türkiye’nin kendi yaptırım paketini uygulamaya koymasına engel olmayacağını açıkça ilan etti. Nitekim kendisi önümüzdeki pazar günü Hatay gezisi sırasında bu paketin içeriğini açıklayacak. Bu açıklamanın Türk ordusunun sınıra yakın bölgede giriştiği güç gösterisine rastlaması da oldukça anlamlı...
Başbakan’ın son beyanları, Ankara’nın artık Esad’ı tamamen gözden çıkardığını ve ona karşı cephe aldığını gösteriyor. Bunda kuşkusuz baskı ve zulüme karşı çıkmak ve halkın istek ve beklentilerinden yana bir tavır almak gibi “ilkeli duruş”un önemli payı var. Bu duruşun faydası Mısır ve Libya olaylarında da görülmüştür.
Ancak çıkar noktasında, kısa vadede bu tutum bazı fedakârlıklar gerektirecek ve sıkıntılar yaratacaktır. Örneğin Suriye ile son zamanlarda ticaretten turizme, enerjiden ulaştırmaya kadar çeşitli sektörlerde kurulan işbirliği askıya alınacaktır.
Ama hükümet daha uzun vadede kazançlı çıkmayı hesaplamaktadır. Bu da Esad rejiminin eninde sonunda çökeceği beklentisine dayanıyor. Suriye’de halk hareketinin yayılması, muhalefetin örgütlenmesi ve Esad’a yakın çevrelerde de bazı çözülme belirtilerinin görülmesi bu umudu güçlendiriyor.
Türkiye’nin bir yandan Esad rejimine karşı cephe alırken diğer yandan muhaliflere arka çıkmasını da, gelecek için yapılan bir siyasi yatırım olarak görebiliriz.
Kaynak: Milliyet