Mısır’ın Mübarek rejiminin devrilmesinden sonra girdiği demokratikleşme sürecinde attığı adımlar, Türkiye’nin bu alanda geçirdiği deneyimleri çağrıştırıyor.
Mısır’da atılan son adım, ordunun siyasetten uzaklaştırılması ve yönetimin sivilleştirilmesidir.
Yeni Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin gerçekleştirdiği bu hamleyi “sivil darbe” olarak nitelendirenler var.
Başkan seçilmesinden henüz iki ay sonra, 61 yaşındaki Mursi sürpriz bir kararla, Yüksek Askeri Konsey’in başındaki Mareşal Muhammed Tantawi, Genelkurmay Başkanı General Sami Anan, deniz, hava ve kara kuvvetleri komutanları dâhil, üst rütbeli bir grup subayı emekliye sevk ederek görevinden uzaklaştırdı.
Oysa Askeri Konsey, Mursi’nin seçilmesinden sonra, cumhurbaşkanına ait temel yetkileri devralmış, yeni yönetim üzerinde bir nevi “askeri vesayet” kurmuştu. O zaman da Tantawi’nin bu beklenmedik hamlesi sessiz bir “askeri darbe” olarak nitelendirilmişti.
Mursi son atılımı ile, seçildiği gün kaybettiği yetkileri geri almakla kalmadı, aynı zamanda askerin “dokunulmazlığı” bulunmadığını gösterdi ve ordunun yıllardan beri süren hâkim pozisyonuna son verdi.
Artık Mursi güvenlikten dış politikaya, ekonomiden iç siyasete kadar, çeşitli alanlarda geniş yetkilere sahip. Üstelik Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla, orduya da hâkim...

Yeni “Güçlü Adam”
Yeni Başkan’ın sivilleşme hareketini bu kadar kısa zamanda gerçekleştireceği ve askerin karşısına bir “güçlü adam” olarak dikilebileceği tahmin edilmiyordu doğrusu. Mısırlı analistlerin beklentisi, Mursi ile Askeri Konsey’in uzlaşıp bir nevi “iktidar ortaklığı” kuracağı idi. Oysa yeni lider hızla askeri nötralize edip kendi siyasal gücünü pekiştirmeyi başardı.
Türkiye’de sivilleşme sürecinin uzunluğu ve zorlukları hatırlanırsa, Mısır’ın bu alandaki hızlı performansını büyük bir başarı saymak gerek.
Geçen yıl Kahire’nin Tahrir Meydanı’nda başlayan ve Hüsnü Mübarek’in kısa zamanda alaşağı edilmesi ile sonuçlanan Mısır devrimi böylece hedeflediği demokrasi yolunda yeni bir kilometre taşına erişmiş bulunuyor.
Bundaki başarı, bu sürecin kavgasız, olaysız geçmesidir. Mursi’nin yaptığı “sivil darbe” karşısında, görevlerinden atılan komutanlardan ve diğer silah arkadaşlarından (bu arada Yüksek Askeri Konsey’den) herhangi bir aykırı sesin çıkmaması anlamlıdır.
Genelde Mısır kamuoyunun da bu hareketi onayladığı görülüyor. Liberal kesim de, öteden beri askerin politikadan uzaklaştırılmasını, demokrasinin şartı olarak görüyordu.
Ancak Mursi’nin tabanını oluşturan Müslüman Kardeşler’in dışındaki çevrelerin kafasında, yeni “güçlü adam”ın yetkilerini ve otoritesini bundan sonra nasıl kullanacağı konusunda ciddi soru işaretleri var.

Ya diğer yarısı?..
Toplumun liberal ve laik kesimlerinde şimdiden bazı kaygılar ifade ediliyor: Mursi otoritesini kendi inanç ve düşüncelerini uygulamak için kullanacak ve yeni bir diktatör olarak ortaya çıkacak mı? Mursi’nin İslamcı programa dayalı bir “gizli ajandası” var mı? Yeni Başkan, adım adım ilerleyerek, sonunda ülkede bir şeriat düzeni kuracak mı?..
Mursi sivilleşme atılımı ile, demokrasinin esas gereklerinden birini yerine getirdi. Ancak demokrasi, tüm kurumların serbestçe çalıştığı, temel hak ve özgürlüklere saygı gösterildiği ve uzlaşı zihniyetinin hâkim olduğu bir düzendir. Mısır toplumunun yarısı Mursi’den yana ise, diğer yarısı farklı eğilim ve görüşlere ve yaşam tarzına sahiptir.
Dolayısıyla ordunun siyasetten uzaklaştırılması yetmiyor. Mursi’yi demokrasinin icaplarını yerine getirmek ve halkın çeşitli kesimlerini tatmin etmek konusunda başka sınavlar da bekliyor...

Kaynak: Milliyet