Yaşar Süngü

“Filler tepişirken karıncalar ezilir” şeklinde özetlenen deyiş Trump’un başlattığı ticaret savaşında da geçerli. Türkiye gibi ABD ve AB ile ticari ilişkileri yüksek olan ülkeler de bu kavgaya mecburen dahil oldu.

ABD’nin kızıl saçlı lideri Trump’un seçildiğinden bu yana dünyanın en büyük sorunlarından biri haline gelmeyi başardı. Çin ve AB ile ABD arasında gittikçe hızlanan ticaret savaşına Türkiye’de mecburen katıldı.

Çünkü dış ticaretimizin yarıdan fazlasını Avrupa ülkeleri ile yapıyoruz.

Trump ne yapmaya çalışıyor?

Çin’e  ve AB’ye yönelik ek vergilerle ABD ekonomisinin aleyhine olduğunu iddia ettiği küresel ekonomik sistemin işleyişini değiştirmeye çalışıyor.

Trump’un en büyük hedefi Çin’e karşı verdiği ticaret açığını kapatarak artıya geçmek.

Ek vergi silahını Avrupa ülkelerine yönelik sürdürmesinin sebebi de dış ticarette rakibinin elini zayıflatmak.

Görünen amacı şu; ABD’den çıkıp maliyeti düşük tutabileceği farklı ülkelere giden ABD’li şirketleri tekrar ülkeye çekerek işsizlik sorununa çare bulmak.

Görünmeyen gizli amacı var mı bilmiyoruz. Onu zamanla öğreneceğiz.

**

Türkiye zararı herkese paylaştırılacak bu ticaret savaşında kimin yanında yer alıyor?

Bu savaşta ne yapıyor, ne yapmalı?

Merak edilen sorular bunlar.

Bu savaşta boş durmayan Türkiye rakibin hamlesine göre hareket ediyor.

Savunma pozisyonunu koruyor.

Hamleye karşı hamle yapıyor.

Ve rakipten hamle gelene kadar farklı bir şey yapmıyor.

Bu savaşta ABD’ye karşı dış ticaretinde en büyük müşterisi olan AB ülkelerinin yanında yer alıyor.

**

Küresel ticarette dengeler değişiyor, taşlar yeniden diziliyor.

Finansal sistemdeki tıkanıklık açılamıyor.

Doların aşırı değer kaybı, petrol fiyatlarının hızlı çıkışı ile faizin yeniden önem kazanması ülkeleri sallıyor.

Bundan sonra ihracat daha önemli olacak.

Türkiye’deki cari açık sorunu her geçen gün önemli hale gelecek.

Bundan önce özellikle FED ve Avrupa Merkez Bankası uygulamaları ile para bulmak kolaydı. Türkiye’ye yabancı fon ve sıcak para giriyordu.

Şimdi faizler çok arttı.

Cari açığın panzeri ihracat ve turizm.

İhracat da ikiye ayırıyoruz mal ve hizmet ihracatı.

İhracatını artıran veya koruyabilen bu savaştan az hasarla çıkacak.

**

Peki geçmeye başladığımız başkanlık sistemi yeni ticaret savaşında Türkiye’ye ne getirecek?

İş dünyası mevcut sistemden özellikle ekonomi ile ilgili bakanlıkların çok olmasından ve koordinasyondan şikayetçiydi.

Bazı konular birkaç bakanlıkla ilgiliydi işler yürümüyordu.

Yeni sistemde ekonomi ile ilgili bakanlıklar 3’e düşürülüyor.

Kalkınma ve sanayi birleşiyor, ekonomi ve gümrük, hazine ve maliye birleşiyor.

İş dünyası bunun çok daha faydalı verimli olacağını düşünüyor.

**

Başlayan ticaret savaşları Türkiye’de iş dünyası ile iktidarın 2023 hedeflerinde ne gibi değişiklik yapabilir?

2008’de dünya ticaretinde 18 trilyon dolar olan rakam daha bu yıl görüldü.

25 trilyon dolar öngörülmüştü.

Ve bu ticaretten yüzde 1.5 pay almak hedefleniyordu.

Ancak binde 9’la yetindik.

Geçen yıl 160 milyar dolar ihracat yapıldı.

**

İhracatın artması tamam ama ithalat da artıyor. Bu ne anlama geliyor?

İhracat artıyor ithalat da artıyor.

İhracat yapmasak da ithalat yine olacak.

Cep telefonu kullanmayacak mıyız?

Türkiye’de üretilen TV’ler Türkiye’de satılsa ya da ihraç edilse bile hepsinin LED’leri yurtdışından gelecek.

Arabayı ihraç etmesek, ithal etmesek bile en az yüzde 45 malzemesi yurtdışından gelecek. Çözüm doğru bir politikayla ithal ikamesi mallarda proje teşviki sağlamak.

23 projeye teşvik verildi. Bu 19 milyar dolar cari açığa katkı verecek.

13 milyar doları ithalatı önleyecek 6 milyar dolarlık da ihracat yapılacak.

İhracatın artması ithalatı artırıyor doğru söylem değil.

Hammaddelerin bir kısmını Türkiye’de üreterek ancak cari açığın bir kısmını çözmüş oluruz.

Geçmişte enerjiye destek verilmiyordu.

Proje bazlı desteklerde neye ihtiyaç varsa o oluştu.

Şimdi enerjiye yüzde 50 destek veriliyor.

Türkiye önemli bir çelik ihracatçısı ama hammaddeyi ithal ediyor.

Niye cevherde üretim yapmıyor.

Cevherden yapması için enerji maliyetleri yüksek.

Yeni sistemde teşviklerle bu üretim başlayacak.

**

Ticaret savaşlarında stratejilerimiz var mı?

Türkiye ABD’ye 350 milyon dolarlık ilave otomotiv başta olmak üzere gümrük vergileri getirdi, içkiye getirdi.

Öncelikle karşılıklılık ilkesine dikkat ediliyor.

Bu ek vergiler için Ekonomi Bakanlığı ile genel çalışma yapılıyor, ne getirir ne götürür diye. Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi ve serbest ticaret anlaşması (STA) konularında sıkıntılar var.

Hala STA yapılmamış ülkeler var.

ABD ve Avrupa arasında STA rafa kalktı. Onunla ilgili çalışma yapılıyor.

İzlanda ile geçen ay anlaşmalar yenilendi.

Hem tarım ürünlerinde hem hizmet ticaretinde yeni nesil STA ile iki tarafa ilave katkı sağlanması gerekiyor.

Avrupa Birliği ile karşılıklı ticaretin 300 milyar dolarlık bir hacme ulaşması öngörülüyor. Rakam şu anda 150 milyar dolar seviyesinde, iki katına çıkma imkanı var.

Böyle olursa AB ile beraber hareket edeceğiz ticaret savaşlarında.

**

Döviz kurları nerede olmalı?
İhracatçılara göre kurlar şu anda 4.20-4.50 TL aralığında olmalı.

Seçim öncesi spekülatif ataklar oldu.

Doların çok yükselmesi ihracatçının talep ettiği desteklediği bir şey değil.

Dolar 4.92 TL’ye çıkınca onun üzerinden mal talep ediyor müşteri.

Ardından yüzde 10 düşüyor.

İhracatçı yüzde 10 kazanamaz. Yüzde 5-7 arası kazanır.

Bazı uzmanlara göre yeni kurulacak kabinenin alacağı politikalarla doların 4.40’lara düşeceği söyleniyor.

**

Türkiye’nin 500 milyar dolar ihracat hedefi geçerli mi?
İhracatçılar bu strateji için çalışırken ABD’li stratejist Robert Kaplan’ı Türkiye’ye getirdi. 500 milyar ihracat hedefi koydukları 2008 yılında dünya ticaretinin büyüklüğü 18 trilyon dolardı. Biz o zaman ekonomistlerden

Ve ondan bir iyi, bir baz, bir kötü senaryo istedi.

Kötü senaryo 25 trilyon dolar, baz senaryo 34 trilyon dolar ve iyi senaryo da 50 trilyon dolar çıktı.

Bundan 5 yıl önce yani 2013 yılında dünya ticaretin büyüklüğü 12 trilyon dolardı.

Her yıl ortalama 1 trilyon dolar artıyordu.

2002’de dünya ticaretinden aldığımız pay 2008’de binde 7’ye çıktı.

15 yıl sonra yani 2023’teki hedef payımız yüzde 1.5 olacaktı bunda da 500 milyar dolar hedefi çıktı.

Sektörlere müdahale etmeden herkes ihracat hedefini belirlesin dendi.

Onlarda daha orta senaryo ile 500 milyar dolar çıktı.

Geçen yıl dünya ticaretinin büyüklüğü 17.5 trilyon dolar oldu bu yıl 18.5-19 trilyon dolara çıkacak.

2023’de belki 25 trilyon dolar olacak.

Bu da 2023’te 375 milyar dolar ihracat demek olur Türkiye açısından.

**

İhracatın lokomotifinin tek başına KOBİ’ler olması mümkün mü?

Değil.

En güzel örnek 1000 ihracatçı firma raporu.

Toyota 2016 yılında 1.8 milyar dolar ihracat yaptı. 2017 ihracatı 4.4 milyar dolara çıktı.

1 yılda 2.6 milyar dolarlık artış. İlave yatırımla yaptılar. Ve yüzde 150’lik ihracat artışı gerçekleştirdiler.

2023 yılında 1 milyar dolar ihracatı aşan firma sayısı hedefi 25, bugün bu rakam 10. KOBİ’lerin desteklenmesi lazım ama büyük ölçekli yatırımlar da desteklenmeli.

Otomotivin 2023’te 75 milyar dolar ihracat hedefi var, bunun için 4 milyon taşıt üretilmesi lazım. 2-3 yeni marka yatırımı yapılması lazım.

Geçen yıl yüzde 20 artışla 28.5 milyar dolar ihracat yaptı sektör.

İlk 5 aydaki artış yüzde 17.

Önemli olan dünya ticaretindeki aldığımız payın yüzdesi.

İhracat artış hızını daha fazla artırıp pastadan pay almak önemli.

“Rotası olan gemi hızlı ilerler” diyen eski TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin yukarıda verdiği rakamlar ortada.

**

Ticaret savaşları nereye gider?
Gelişmiş ülkeler kavga ederse, bölüşmesini bilmez isek bu sefer dünyada başka tehlikeler oluşacak ki oluşuyor.

Ya duvara toslayacağız ve büyük bir ekonomik, siyasal ve sosyal kriz yaşayacağız ya da aklımızı başımıza alacağız.