Son günlerde Azerbaycan demokratik cumhuriyetinin kuruluşunun 100. Yıldönümü dolayısıyla hem ülke içerisinde hem de yurt dışında çeşitli etkinlikler düzenlendi. Bu vesileyle ülke tarihine damgasını vuran Muhammed Emin Resulzade ve dava arkadaşları yıllar sonra anılmış oldu.
1918 yılında kurulmuş cumhuriyet yalnızca doğunun ilk demokratik devleti olarak tarihe geçmedi. Mehmet Emin Resulzade ve arkadaşları çar Rusya’sının asimilasyon politikası sonucunda dilini, dinini, örf ve adetini kaybetmeğe mahkum bırakılmış bir milletin yeniden varoluş hikayesini yazdı. Malum 1813 Gülüstan ve 1828 Türkmençay sözleşmeleri ile kuzey Azerbaycan resmen çar Rusya’sı tarafından işgal edilmişti. İşgalın belki de kendisinden de daha vahim bir sonucu daha ortaya çıkmıştı. Ermeniler tarihlerinde ilk defa devlet kurma hürriyetine kavuşturulma yönünde önemli bir adım atıyordu. Bölge Müslümanları günümüze kadar bunun sancılarını, ağrılarını çekmeğe devam ediyor. İster çar Rusya’sı devrinde, ister SSCB döneminde isterse de SSCB sonrasında Ermenileri kullanan ve onlara sınırsız destek veren Ruslar bölge Müslümanlarının asimilasyonunu tamamlamak için önemli stratejik adımlar attı ve hala atmağa devam ediyor.
İşgal altında bulunmasına rağmen 19. Yüzyılda kuzey Azerbaycan’da önemli gelişmeler yaşanıyordu. Milli manevi değerlere sahip genç bir nesil yetişiyor ve bu nesil hürriyet sevdasını çeşitli vesilelerle halka da ulaştırmak için yoğun çaba sarfediyordu. En önemlisi ise bunu bir beklentileri olmadan karşılıksız olarak yapma arzularından asla vaz geçmiyorlardı. Nihayetinde Osmanlı devletinden de alınmış destek sonucunda kuzey Azerbaycan bağımsızlığını ilan edebildi. Son yıllarda bağımsızlık mücahitlerine karşı çeşitli nedenlerle karalama girişimlerinin bulunduğunu üzülerek belirtiyor ve çok kısa da Resulzade, Hoyskı, Sultanov, Yusifbeyli ve diğer gerçek halk kahramanlarının neleri başardığının altını kalın harflerle çizmek istiyorum.
1- 1918 yılında Azerbaycan bağımsız bir devlet olarak ilan edilmese bugün asla Azerbaycan devletinden bahsedemezdik. SSCB’nin işgaline, Göyçe ve Zengezur gibi tarihi toprakların ermenilere verilmesine rağmen Azerbaycan sosyalist kuruluşa bir devlet olarak dahil edildi. Şayet cumhuriyet fedaileri kanları ve canları ile bağımsızlığı kazanamasalardı Azerbaycan bugün de bağımsız olamaz Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri –Dağıstan, Çeçenistan, İnguşetya ve diğerleri – gibi Rusya federasyonu içerisinde bulunacaktı.
2- Mevcut Azerbaycan bayrağı – okul kitaplarında okutulmadığı için malesef çoğu insan bilmez. Bayrağın ressamı Ali bey Hüseynzade idi – aynı zamanda milli tefekkürün ve geleceğin ideolojik temellerini ifade ediyordu. Mavi renk – Türklüğü, kırmızı renk çağdaşlığı, yeşil renk ise İslam’ın bir sembolü olarak seçilmişti. Bu şunu ifade ediyordu: Türklüğümüz ve çağdaşlığımız yalnız ve yalnız kıblemizin değişmemesi ile mümkün olabilir. Malesef zaman zaman ümmeti Muhammedin içine düştüğü girdab sonucunda Müslümanlığımız unutulmuş Moskova, Brüksel, Londra, Washington gibi yapay “kıbleler” uydurulmağa çalışılmıştır.
3- Azerbaycan cumhuriyet kurucuları tarafından uygulanan “Musavat”(eşitlik) düşüncesi düşmanlar üzerinde büyük bir korkuya neden olmuştu. SSCB işgaline yüzbinlerce insanımızın Stalin tarafından uygulanan teröre rağmen yurt dışına çıkmağı başarmış aydınlar büyük bir tehlike kaynağı olarak görülüyordu. SSCB döneminde iki dönem milletvekilliği yapmış bir Azerbaycan aydını anlatıyordu. “Bizlere özel broşürler dağıtılır ve Azerbaycan cumhuriyet kurucularının sosyalizm önünde büyük bir engel olabileceğine vurgu yapılıyordu. Dünyanın neresinde olursa olsun bir “Musavat” düşüncesi taşıyıcısının dahi bulunmasının tehlike olduğunun altı çiziliyordu”. Nitekim Stalin terörü sadece işgal altında topraklarla sınırlı kalmamış muhacir hayatı yaşamak zorunda kalmış Azerbaycan aydınları da KGB özel tetikçileri tarafından öldürülmüştü.
4- Azerbaycan’ın bağımsızlığı Tiflis’te ilan edildi. Ülkenin tamamı işgal altında idi. Ancak buna rağmen kısa bir süre içerisinde sadece başkent Bakü ve etrafı değil Karabağ, Göyçe ve Zengezur da işgalden kurtarıldı. Birleşik ermeni ordusu abluka altına alındı. Ancak İngilizlerin müdahalesi ve tehditleri sonucunda abluka yarıda bırakılmak zorunda kaldı. Her şeye rağmen Azerbaycan sınırları 114 bin metre kareye ulaşmıştı. Günümüzde Azerbaycan 86.6 bin metre kare toprakları sahip ve onun da yüzde 20’si ermeni işgali altında tutuluyor.
5- 21. Yüzyılın vebası olarak da tanımlayabileceğimiz yolsuzluk ve rüşvet AHC üyeleri arasında bulunabilecek bir özellik asla olmadı. Sosyal adalet, milli uyanış, maariflenme, sağlık ve diğer hizmetler her zaman titizlikle uygulandı.
Ömrüne sovyetlere karşı mücadeleye adamış, son nefesine kadar Azerbaycan’ın bağımsızlığı için çalışmış, ülkesinin bağımsız olacağına dair inancını hiçbir zaman kaybetmemiş Resulzade düşünceleri SSCB’nin en ağrılı döneminde dahi bu halkın zihninden silinemedi. Her zaman sayıları az olmasına rağmen gerçek milli düşünceli aydınlar tarafından yaşatıldı ve bağımsızlık mücadelesine devam edildi.
Azerbaycan halkı Resulzade ve dava arkadaşlarını, onların düşüncelerini yaşatan aydınları, bilim adamlarını ve devlet adamlarını rahmetle anıyor...
- Sen bizimsin, bizimsin durdukça vücutta can,
Yaşa, yaşa, çok yaşa, ey şanlı Azerbaycan!
(Muhammed Emin Resulzade)