Libya'da camilere yapılan saldırılar sadece ülkenin gelecek vaat eden demokratik açılımı değil, aynı zamanda ulusun hoşgörüsünü de sınıyor.

Yeni seçilen Ulusal Kongre'nin (geçici parlamento) başkanı Dr. Mohamed al-Magariaf, Libya'da ülkenin farklı yerlerindeki camilere yönelik saldırılara karşı büyük öfkeyi, aldığı tavırla özetledi. Bu saldırıların sorumlularını bu korkunç suçtan dolayı hesap vermeye zorlaması çok doğru hareketler oldu. Kaddafi'ye karşı Libya'daki ilk muhaliflerden biri olan Dr. Al-Magariaf, yüzlerce yıldır özgürce ibadetin geçerli olduğu kamusal alandaki camilere karşı yapılan saldırılar karşısında ilkeli bir tavır aldı. Kendisi demokratik yeniden yapılanma sürecinin temeli olarak hoşgörünün önemini vurguladı.

Saldırıların hemen ardından Başbakan Abdurrahim El-Keib ile acil bir toplantı yapan Dr. Al-Magariaf, benim öğrendiğim kadarıyla bu toplantıda ceza üzerinde durmadı. Başkanın istediği, bu suçların tamamen sona ermesi ve çoğunluğun Sünni Müslüman olduğu bu ülkedeki ibadet yerlerini ve din özgürlüğünü koruyacak yasal güvenceleri hazırlamak. Kaddafi'nin devrimci komitelerinin kendilerinin cezadan muaf olduğu ve sistematik bir kaos yarattığı günler geride kaldı. Dr. Al-Magariaf'ın sık sık belirttiği gibi hukukun üstünlüğü ve hoşgörü ilkeleri sadece söylemsel araçlar değiller, çok daha fazlasılar.

Şimdiye kadar çabaların sonucu ümit verici. Polis bürokrasisini denetlemekle sorumlu olanların istifa etmesi de yasadışı ya da sorumsuz davranışlara tahammül edilmeyeceği mesajını güçlü bir şekilde verdi. Şu anda mesele polisi yeniden eğitmek ve demokratik yeniden yapılanmanın ihtiyaçlarına göre hazırlamak. Eğer polis bir ibadet yerine karşı saldırı sırasında bir şey yapmıyorsa bu hem İslam'da vurgulanan dinî bir ibadetin gerçekleşme koşullarını hem de Libya ve tüm demokratik geçiş süreci yaşayan Arap ülkelerindeki birlik içinde çoğulculuk ilkesini zayıflatır. Mısır ve Tunus'ta olduğu gibi Libya'da da geçişin kolay olacağı beklenmiyordu. Libya'da sorun yaratan bölgecilik ve aşiretçilik, klan tarzı bir siyaset anlayışı ve Selefiliğin yükselişi oldu. Sidi Shaab Camii ve türbesi, bu konuda iyi bir örnek. Misrata da Kaddafi'nin güçlerinin saldırılarının ardından yeniden yapılanma sürecine düzensizlik ve karmaşanın eşlik ettiği başka bir örnek. Burada yaşanan travma ve mağduriyet şehirde hâlâ devam eden şiddetin bir kaynağı oldu. Burada da en azından bir Sufi camisine saldırıldı. Zlitan da başka bir örnek. Şehrin Selefileri bir Sufi türbesinin yıkılmasından sorumlu gibi gözüküyor. Burada klanlar arası geçmiş düşmanlıkların da etkisi olmuş.

Seçilmiş bir siyasi sisteme doğru başarılı bir hamle yapan Libyalılar için daha hesap sorabilecekleri bir devlet doğdu. Fakat hâlâ hukuksuzluk bir dereceye kadar Libya'da hüküm sürüyor. Yakın zamanda Trablusgarp ve Zlitan'da tarihi Sufi mekânlarının yıkılması Libya'nın bu ikili yüzüne işaret ediyor. Devrimci milisler çok sayıda silaha sahipler, farklı bölgelerden geliyor, farklı dini ve siyasi görüşler besliyorlar. Bu gruplardan biri olan ve daha saf bir İslam yorumunu savunan Selefiler kötü bir ün kazandılar. İşte Trablusgarp ve Zlitan'daki (15. yüzyıldan kalma Abdel Salam al-Asmar türbesine saldırıldı ve buranın kütüphanesindeki elyazmaları yandı) saldırılar hukuksuzluğun ve karmaşanın sadece kültürel ve dini miras yerleri için değil, aynı zamanda sokaktaki Libyalı için de geçerli olduğunu gösterdi. Devletin farklı aygıtları arasında güvenlik konusunda bir koordinasyonsuzluk olduğu görüldü. Bu saldırıları kınayanlar hemen ardından güvenlik güçleri ve devleti doğrudan eleştirdiler. Libya Müftüsü Şeyh Sadeq al-Ghariani, aynı zamanda hem ağır silahlı milisleri hem de devletin hukukun egemenliğini getiremeyişini eleştirdi. İçişleri Bakanı ve Savunma Bakanı, kapalı bir meclis oturumunda sorgulandılar. Baskılar, İçişleri Bakanı Fwzi Abdel-Aal'ın istifasına yol açtı. Bu hassas demokratik ortamda hesap verme sorumluluğu ortaya çıkmış oldu. Seçilmiş bir kurum siyasi eliti sorgulayabiliyor. Yine de İslami hoşgörü ilkesi ve Sufi türbelerinin ve mekânlarının ihtiva ettiği barış içinde bir arada yaşama ilkelerini korumak ve hukukun üstünlüğünü sağlamak yolunda zorluklar mevcut.
Al Jazeera 4 Eylül 2012

Kaynak: Zaman