Dünya’nın bir daha (istese de) asla kavuşamayacağını Osmanlı Medeniyeti, çürütülmeye başlandığı yıllardan günümüze kadar, sosyo-psikolojik bünyemizde (kahrolası) bir virüs, düşünce, fikir ve hamle gücümüzü sinsice esir almaya başladı.

“Yahşi Batı kompleksi” (Yahşi=İyi-Güzel-Çok güzel) Batı’ya hayranlık.. Batı tutkusu Medeniyeti, Batı’da zannetmek gafleti.. Kendi milli kültüründen utanmak. Dininden, dikinden, günlük hayat ve davranışlarından kopmak.. “Taklid” züppeliğine düşmek..

En az iki yüz yıldan bu yana, siyasi şahsiyetimizi, politika pazarında kaybettik. Eğitim’de Darwin safsataları ile maddecilikle, menfaatçılıkla, tabiata tapma ile Yahudi Sigmund Freud hezeyanlarıyla Marksist Leninist devrimbazlıkla Ateist cereyanlarla körpe beyinlere dejenere ettik. Ekonomi ’de Batılı sahtekarlar, bizi çukurlara sürükledikçe, içimizdeki yöneticilerin, politik mavallarla bizi 70 cent’e muhtaç olmak rezaletinde avuttukları günler yaşadık.

“Akılsız başların cezalarını, ayaklar çekermiş..” ara sözünü unuttuk. “Parlamenter Sistemi” bize dayattılar.

“Layığınız budur..” dediler. Uyanmadık, sormadık, sorgulamadık. “Demokrasi’nin ne demek olduğunu biliyorduk ama “Bu ne menem demokrasi yahu?” diyemiyorduk. Darbeler yaptılar, “demokrasi” aşkına.. Başbakan’ımızı astılar “demokrasi” diyecek. “Milletin iradesi”nden söz açmıyorlardı. Bir duyduk ki, “demokrasi “ye Güneş Hotel odalarında yeni bir anlam vermişler. Devrimci Kemal adlı bir çapkın, bu kez “demokrasi ”ye daha yeni bir anlam vermek istemiş.. Ama “demokrasi” kaçıp, baba-evine dönmüş.

Anadolu’nun şehit kanı kokan toprağından bir yiğit çıktı. Davos’ta terörist devletin karhalı (yaralı, ülserli) suratına sadece bir kez “ONE MİNUTE” dedi. Binlerce yıllık “Yahşi Batı” efsunu, büyüsü bozuldu. Rihter ölçeğine göre 10 şiddetinde bir deprem yaşadı Batı dünyası.. “Yahşi Batı” büyü dumanları içinde, azı dişlerinde kan damlayan bir “Vampir”e dönüştü. “Yahşi Batı” yok artık.. Hipnozdan uyanın gençler! Hanım kızlarım! Delikanlı oğullarım! Zaman az. Düşman çok! Kendinize gelin!

 

“Yahşi Batı” – “Vahşi Batı”ya dönüşmüştür. Bu vahşet, aslını, özünü, İslami kimliğini yitirmiş, “İsevilik”ten Hristiyanlığa dönüp “müşrikliğe” (Allah’a ortaklar koşmaya) yol açınca, ilkellik öyle bir noktaya geldi ki, Katolik Hristiyanları, sıcak bir yaz gecesi, 24 Ağustos 1572’de korkunç bir imhayla (yok etmeye) başladılar. Barbarca saldırdılar.

Katolik pit-bull’ların Papa’sı 13. Gregorius’un kışkırtmasıyla, teşvikiyle ve Fransa Kralı 9’uncu Chandes’ın (Şarl’ın) emriyle, saraydaki ordu birliklerince katliam başlatılmıştı. Daha sonra civardaki yerleşim merkezlerine yayılan bir yangın gibi büyüyen Saint-Barthelemy faciasında, üç hafta boyunca 30 bin Protestan öldürüldü. Masum çocukları, ırzlarına geçildikten sonra diri diri ateşe atılan kadınlar, Françe Kralı’nın alnına sürülmüş is karasıdır. O tarihlerde yazılan bazı eserlerde, Paris’te akan Seine (Sen) Nehri’nin günlerce kanlı aktığı anlatılmıştır. Bu katliam kadar iğrenç olan bir başka husus, bu vahşetin Roma’da (Vatikan’da) Katolik’lerin bir zaferi olarak kabul edilip, Papa 13. Gregorius’un Fransa Katolik Kilisesine ve katiller sürüsü halka teşekkür etmesidir. Papa’lık bu zaferin(!) kutlanmasını istemiş, pt_bull’ları takdis etmiş, şereflerine(!) madalyon bastırmıştır. (KAYNAK: Adnan Ulutaş-Saint Barhelemy’den Bosna’ya-Mesaj Dergidi, Şubat 1933, Sh.64)

Yılalrca, milletimize (özellikle gençlere) Batı hayranlığını aşılayanlar, geberip gittiler. Lakin, bu aşının gittikçe artan zehiri, bugün amansız bir savaş içinde olan Türkiye’nin davasını kavramayan bir grup “lay-lay-lom”cu kişileri sorumluluktan uzaklaştırmış bulunuyor. Anlarlarsa, işte “Vahşi Batı” bu… diyoruz.

Tekrar uyarıyorum.. Uyanın gençler! Milli benliğinize, İslami kimliğinize dönün! Yarın çok geç olmadan, “Batı Vampirleri” dişlerini etinize geçirmeden, kendinize gelin! Saf tutun karşılarında.. 15 Temmuz kahramanları olan sizler, elde bayraklarla sandıklara koşun! Bu seçim (24 Haziran 2018 Pazar) kesinlikle ve inanarak söylüyorum, parti-pırtı seçimi değil.. Bekamızla ilgili bir tercih seçimidir.. “Türkiye ebediyen var olsun!” diyenlere “Türkiye işgal edilip, yıkılmalıdır..” diyenlerin seçimidir. Tereddüt etmeden, Recep Tayyip Bey’in lider, Başkan, Başkomutan olarak çok yüksek bir katılım yüzdesi (yüzde 95) ve rekor üstü rekor yüzdesi (yüzde 80) ile takviye edelim. Milletimiz zafer kutlamaları yaparken, ABD-İng- Alm-Avus-Fr.-Belç-Hol-Ermenistan-Katil Esad- ABD’nin kuyruğu “Suudi-Amerika”-PKK-PYD-Barzani-Sisi-Yunan-Siyonist İsrail-HDP- Kötü Parti- FETÖ-Çapkın Kemal-İnce ince Yasemince-Saadet Zinciri-Milli Görüş dönekleri ve bunlar gibi olanlar Karalar bağlamalıdırlar. Bunların sıfırlayın!

Bu temenniler, benim şahsi tespitlerimdir.

Sonuçta “Milletin İradesi” nasıl tecelli ederse, o karara saygı duyacağız. Bize yakışan budur..

“Batılı Vampiler“le ilgili “Vahşet Belgeleri”ni 16 Mayıs Çarşamba günü siz, değerli dostlarıma sunmaya devam edeceğim inşallah..

Fransa’da Sarkozi zırvalamış.. Baltayı taşa vurdu. Benden günah gitti. 18 Mayıs günü, bu Françesko’ya haddini bildirmek gerekiyor.. Selamlar…

Kaynak: Gaste24