Türkiye, Zeytin Dalı Operasyonu’na başlamadan önce de başladıktan sonra da epey kötü senaryo söz konusuydu. En iyimser analizlerde bile bir tedirginlik havası vardı. Sivil kayıpların yükselebileceği ihtimaliyle endişelenmek, hassasiyet vurgusu yapmak insan olmanın gereğiydi. Suriye’de yedi yıldır zulüm fırtınası estirenlerin arasına TSK’nın katılmayacağından emin olmakla biliyorduk ki bu bir savaş haliydi neticede. Sivillere yönelik hassasiyet elden bırakılırsa ipin ucu kaçabilir, işler istenmeyen bir yöne sapabilirdi.
Neyse ki TSK da zaten bu hassasiyetlere göre davranıyordu. Bu sayede Türkiye’nin ordusu ne Suriye’ye işgal için giren Rusya’nın, ne sömürmek için müdahil olan Amerika’nın, ne de mezhepçilikle kılıflanmış emperyalizm hevesiyle ülkeyi kan gölüne çeviren İran’ın askeri gibi davrandı.
Afrin kolay bir sınav değildi. Yoldan çıkarmaya yönelik tahriklerin, propagandaların bininin bir para olduğu günlerden geçildi.
Yazının devamını okumak için TIKLAYINIZ