Rusya fazla dikkat çekmeden büyük ve çok kapsamlı bir silahlanma programını yürütüyor, bu sayede önümüzdeki yıllarda muazzam bir askeri güç olmayı hedefliyor.
Nitekim, bu çerçevede son haberlerde orta menzilli nükleer başlıkları da taşıyabilen İskender-M füzelerinin seri üretimine başladığı bildiriliyor. Başbakan Dmitri Medvedev'in bu füzelerin geliştirildiği Moskova yakınlarındaki askeri mühendislik bürosunu 2 gün önceki ziyaretinde bu stratejik kararı açıklarken şöyle konuşmuş bulunuyor:
'... Rusya'nın savunma gücünü artırmak ve silahlarımızı modern seviyeye çıkartmak için bir dizi çalışma başlatacağımızı önceden ilan etmiştik. Şimdi pratik adımlardan birini atıyoruz. Askeri üretim yapan 17 fabrikaya bütçeden 24 milyar ruble (yaklaşık 750 milyon dolar) para ayırarak bizim ünlü İskender-M füzelerini seri üretime koyuyoruz.'
Medvedev'in ifade ettiği gibi İskender-M füze üretimi Rusya'nın daha önce benimsediği askeri reform ve silahlanma programının sadece çok küçük bir unsuru, bir parçası. Esasen, başkanlık seçimlerinden önce zamanın başbakanı, bugünün Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rossiiskaya Gazete adlı gazetede yayınlanan uzun makalesinde bu programın ayrıntılarını ve sebeplerini açıkça anlatmıştı.
'Güçlü olmak Rusya'nın milli güvenliğinin garantisi (teminatıdır)' başlıklı bu makalenin bir yerinde Putin, 'Şurası aşikâr ki, Rusya'yı savunamazsak, milletlerarası pozisyonumuzu güçlendiremez, ekonomimizi ve demokratik kurumlarımızı geliştiremeyiz' şeklinde son derece yerinde ve gerçekçi bir tespit yapmıştı.
Putin'e göre, 10 yıllık bir süreyi kapsayan bu silahlanma programı için 23 trilyon ruble (yaklaşık 770 milyar dolar) civarında çok büyük bir mali fon tahsis edilecek ve bu milli bütçenin askerileştiği anlamına da asla gelmeyecek; bu fonla geçmiş yıllarda malen ihmal edilen silahlı kuvvetler bir bakıma telafi edilecek.
Bu muazzam fonlar da söylenenlere göre şunlar için harcanacak: 400 kadar karada ya da denizde konuşlu modern kıtalararası balistik füze ve ilgili sistemleri; nükleer başlıklarla donatılı 20 modern denizaltı; çeşitli sınıflarda 50 kadar su üstü savaş gemisi, lojistik gemisi; beşinci nesil olanlar dahil 600 kadar modern savaş uçağı; 100 kadar çeşitli askeri uzay aracı; 29 tümeni kapsayacak kadar S-400 hava savunma sistemi; 30-40 civarında yeni Mityaz adıyla anılan füze savunma sistemleri; 2.300 kadar modern tank; 2.000 parça kendinden güdümlü modern topçu sistemi; çeşitli modellerde 1.000 kadar helikopter ve başka silahlar ve sistemler. Ayrıca, açıklanan 500 km menzilli İskender-M sistemleri 10 tugayı destekleyecek miktarda olacak.
Hatırlanırsa, Rusya NATO füze kalkanı tartışmalarının zirve yaptığı sıralarda İskender füzelerini Avrupa'daki bölgesi Kaliningrad ve Kafkaslar'da konuşlandıracağını tehditkâr bir şekilde açıklamış, muhataplarına gözdağı vermişti. Bugün belki sözünü ettiğim bu iki bölgede bu füzelerden var. Belki Ermenistan'a da bunlardan sağlamıştır, kim bilir.
Putin'in 10 yıl içinde silahlı kuvvetler bünyesine dâhil edileceğini açıkladığı bu modern silahlar ve sistemler elbette muhafaza edilecek mevcutlara ilave olacak. Böylece Rusya yaklaşık 10 yıl içinde belki de silah ve savaş sistemi stoku ve varlığı bakımından Amerika'yı geçebilecek ya da ona yaklaşabilecek. Böylece o zaman belki de birinci askeri güç olacak, kim bilir.
Rusya, anlattığım bu programla yeni ve modern silahlar edinirken aynı zamanda 2008 yılından bu yana benimsediği askeri reform programını da uyguluyor. Buna göre, ordusunu hızla profesyonel hale getiriyor, mecburi askerlik yapanların sayısını zaman içinde azaltmaya çalışıyor. Bu çerçevede, mesela Putin'e göre, 2017 yılında ordu bir milyon civarında personelden meydana gelecek, bunun da 700 bini profesyonel asker olacak, 2020 yılında da bir milyonluk ordunun sadece 145 bini mecburi asker olacak.
Askeri reform başka alanlarda da şüphesiz devam ediyor. Ancak bunlar hangi ölçüde başarılı ya da değil, söylemesi zor. Bunları ancak istihbaratçılar ya da Rusya'yı iyi takip eden askeri uzmanlar bilebilir.
Açıklanan reform ve silahlanma programları yolunda giderse, 10 yıl kadar sonra hem bizim hem bölgemizin hem de dünyanın karşısında muazzam bir askeri güce sahip yeni ve başka bir Rusya olacak. Bunu ve muhtemel sonuçlarını şimdiden düşünmek, dikkate almak elbette gerekiyor. Ülkeleri yönetenler sadece bugünü değil; yarını, geleceği de düşünme sorumluluğuna sahip olmak zorundalar.
Kaynak: Zaman