Geçen gün Twitter’da bir videoya rastladım. Muhtemelen henüz ilköğretim çağında 4 veya 5 çocuk bir su birikintisinde oynuyorlar. 'Ne yapıyorsunuz' diye sorulduğunda 'yüzüyoruz' diye cevap veriyorlar. Hepsi çok mutlu, çok keyifli. Üstelik etrafta olan bitenlerden de ciddi şekilde haberdarlar. Mesajda bu su birikintisinin Halep’te bombalanan bir bölgede açılan ve içi su dolan bir çukur olduğu ifade ediliyor.
Videoyu birkaç sefer dikkatlice izlemeye ve üzerinde fikir yürütmeye çalıştım. Bu videoda cereyan eden olay esasında bizler için önemli bir dersi bünyesinde barındırıyordu.
Halep’in birçok noktasında çarşılar, hastaneler, evler bombalanıyor. Bu bombalamalar neticesi yüzlerce insan ölüyor. İçlerinde çokça çocuk da var. Halep’ten gelen yıkıntı altında çocuk resimlerini de büyük bir hüzünle izliyoruz.
Burada benim dikkatimi çeken ve sizlerle de paylaşmak istediğim nokta insan hayatında ne kadar farklı karelerin olduğu. Dünyanın veya ülkelerin farklı farklı noktalarında birbirine çok zıt olaylar cereyan edebildiği ve birbiriyle çok zıt duygular paylaşılabildiği gibi aynı şehirde hatta aynı mahallede bile birbirleri ile yüzde yüz zıt sahneleri görebiliyoruz. Bir kısım çocuk enkaz altında ölü veya yaralı, toz toprak altında çıkabildiği gibi, bir başka gurup çocuk da bomba ile açılan ve su dolmuş çukurda oynuyor, gülüyor ve eğlenebiliyor.
Özetle Dünya hayatı böyle bir şey. Hayat ile ölüm bir arada, hastalıkla sıhhat de beraber. İnsan’ın yaşarken her şeye hazırlıklı olması gerek. Ne mutluluk ilanihaye devam edebiliyor ne de hüzün. Fakat önemli olan insanın her duruma göre kendisinin hazır tutabilmesi. Aynı zamanda çevresindeki diğer insanların durumları ile de ilgili olması şart. Bugün komşudaki hüzün yarın size de gelebilir. Siz hüzünlüyken yanıbaşınızdaki mutlu da olabilir. İnsanoğluna düşen acıları ve mutlulukları paylaşabilmektir.
Eskilerin deyimi ile mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır, acılar paylaşıldıkça azalır. Cemaat olmak, millet olmak, ümmet olmak özellikle böyle bir paylaşımı gerektiriyor. Paylaşım çok önemli olmakla beraber olayları kendi içinde değerlendirmeye çalışmak da önemli. Burada eskiden beri sosyal olaylara da uygulamaya çalıştığım matematiksel bir kuralı zikretmek istiyorum. Cebir problemlerini çözerken kullanılan öncelikle parantez içindeki işlemi çözmeye çalışma yöntemine benzer bir mantığı sosyal olaylar için de kullanmaya çalışmalı diye düşünüyorum. Her olayı öncelikle kendi parantezi yani kendi şartları içinde değerlendirmeli ve gerekiyorsa öncelikle orada çözmeye gayret etmeli.
Mutluluğun ve neşenin olduğu yerde o ortama uygun ( ama abartmadan ve bir gün hüznün olabileceğini düşünerek) hali yaşamak önemli. Bunu yaşarken aynı zamanda hayatın hemen çok yakın bir kesitinde bunun tam zıddı bir halin olduğunu hissetmek ve hissettirmek de insan olmanın gereği. İnsanoğlu, her an elinde olan imkanlarla oradaki duruma destek olabilecek tarzda hazır durmalı. Fakat dünyanın bir noktasında hüzün var diye başka noktalardaki insanları gerektiği zaman ve ölçüde hissedebilecekleri mutluluktan mahrum etmemeli. Yani mutluluk parantezi ile hüzün parantezini gerektiği zaman ve derecede kapalı tutabilmeli. Lüzumu ölçüsünde aralarındaki bağlantıyı kurabilmeli ama aynı zamanda onları öncelikle kendi içlerinde değerlendirebilmeli.
Bunun başarılamadığı durumlarda hayat amacının dışına çıkar. Her şey birbirine karışır. Kişisel ve toplumsal dengeleri sağlamak güçleşir.
Halep örneğinde olduğu gibi gökten yağan bombalar yüzlerce çocuğu öldürürken veya sakat bırakırken hüzün duymak, zalimlere buğz etmek ne kadar gerekli ise, o bombaların açtığı çukura su doldurup orada yüzen ve eğlenen çocukların sevincine ortak olmak da o kadar önemli. Üstelik yüzlerin tabii olarak gülemediği bir coğrafyada meşru sebeplerde gülebilen birilerinden rahatsız olmamak ve aksine onları da teşvik edebilmek gerekli ki ruh sağlığı dengeli fertler ortaya çıkabilsin..
Bu basit örneği, milletin ve ümmetin farklı noktalarına ve farklı örneklere nasıl taşıyabileceğimiz üzerinde de samimiyetle kafa yormanın gerekli olduğunu düşünmekteyim
Yeni bir Hicri yıla girerken insanoğlu için hayatı ve ölümü, mutluluğu ve hüznü beraberce yaratan yüce Allah’tan İslam Ümmetine acısız ve kedersiz günler ihsan etmesini, sıkıntılara sabredip, sevinçlerimizi de ölçülü bir şekilde yaşayabilme olgunluğu vermesini niyaz ediyorum.