İsrail, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ile yakın ilişkilere sahip. Bunlardan Amerika ile olanı zaten malum. İngiltere, Fransa ile ilişkiler son derece yakın ve sıkı. Rusya ile ilişkiler zaman zaman gerilse de bu ülkeyle de yakın sayılır. Çin ile ilişkileri de yakın; ancak bunların görünen ve görünmeyen yönleri de var. Bu yüzden ilişkilerin tam mahiyeti fazla bilinmiyor.

Ancak ilk elde bu ilişkilerin özellikle askerî ve stratejik alanlarda daha sıkı, yoğun ve çok taraflı olduğu söylenebilir. Nitekim bugün Çin'de bulunan İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Benny Gantz'ın ziyareti ilişkilerin askerî yönünü açıkça ortaya koyuyor. Gantz bu ziyaretinde Çin Genelkurmay Başkanı General ÇenBingde'ın konuğu olarak çok önemli üst düzey askerî görüşmeler yapacak, önemli üsleri gezecek.

Açıklanan bu hususların dışında bize göre Gantz bu hafta Bağdat'ta yapılacak İran nükleer müzakereleri öncesi Çinli askerî çevreleri İran'ın programı konusunda kendine göre bilgilendirecek, muhtemelen çok gizli askerî ve istihbarat bilgilerini bunlara sunup bunları zirve öncesinde İsrail lehine etkilemeye çalışacak. Bu İsrail açısından yapılması gereken önemli bir hamle; söylediğimiz gibi Çin hem BM GK daimi üyesi hem de P5+1 denen İran müzakere grubunun üyesi. Çin bu müzakereler çerçevesinde herhangi bir itirazda bulunursa P5+1 herhangi bir anlaşma ya da sonuca ulaşamaz. Bu bakımdan Gantz'ın görevini yaptığı söylenebilir. Ayrıca Gantz'ın Çin'de belki de hiçbir zaman bilinmeyecek anlaşmalar yapacağı, Çin ile birtakım gizli işleri görüşebileceği de söylenebilir. Bunları öğrenmek de İran'ın meselesi elbette.

Gantz'dan önce de Savunma Bakanı Ehud Barak geçen yıl haziranda Çin'e yine önemli bir resmî ziyaret yapmıştı. Geçmiş yıllarda da başka askerî ve istihbarat yetkilileri de Çin'e gidip gelmişlerdi. İsrail'in Donanma Komutanı Eliezer Marom'un da Çin asıllı bir Yahudi olduğunu da burada hatırlatalım.

Daha önceleri bu köşede yazdığımız gibi, bütün bunlar bize ikili ilişkilerin en çok ve ağırlıklı olarak askerî ve güvenlik alanlarında olduğunu bir kere daha açıkça hatırlatıyor. Esasen, iki ülke 1980'lerden bu yana (hatta bazı kaynaklara göre 1970'lerden bu yana) bu tür önemli ve kapsamlı ilişkilere sahipler. İsrail ile Çin arasındaki diplomatik ilişkiler 1992 yılında tesis edilmiş olsa da bu iki ülke bundan önce de gizli ilişkiler yürütüyorlardı. Nitekim bu çerçevede 1980'lerden başlayarak iki ülke önce akademik, sonra ekonomik, bilimsel ve askerî alanlarda temaslara başlamışlar, zaman içinde bu alanlarda belli bir noktaya ulaşmışlardı.

1990'lara gelindiğinde ilk önce zamanın İsrail Savunma Bakanı Moşe Arens 1991 yılında Çin'i ziyaret etmiş, bu ziyaretle iki ülke arasındaki askerî-güvenlik ilişkilerinin temeli atılmıştı. Bu ziyareti, zamanın Dışişleri Bakanı David Levi'nin dört günlük önemli ziyareti takip etmişti. Bu ve başka ziyaretler sonucunda ikili gelişmeler ivme kazanmış, çeşitlenmiş ve bugünkü önemli noktaya ulaşmıştı. Özellikle ekonomik alanda hayli önemli gelişmeler kaydedilmişti.

Buna örnek vermek gerekirse, 1990'larda sadece 30 milyon dolar olan ikili ticaret hacminin 2005'e gelindiğinde 3 milyar dolara, 2008'de 5 milyar dolara ulaştığı, 2010'da 10 milyar dolara ulaştığı söylenebilir. Çin tarafında bu ticaret İsrail'in güneş enerjisi, robot, sulama inşaat, tarım ve sulama teknoloji ve ürünlerini; İsrail tarafında ise çeşitli mamul Çin mallarını kapsıyor.

Askerî alanda ise çeşitli kaynaklar, 1990'lara kadar olan dönemde İsrail'in Çin'e en az 4-5 milyar dolarlık askerî malzeme ve teknoloji sattığına, bugün de bu durumun artarak devam ettiğine, bunun sonucunda İsrail'in Rusya'dan sonra Çin'in en büyük ikinci askerî tedarikçisi konumuna yükseldiğine işaret ediyorlar. Çin'in bu bağlamda Batı'dan temin edemediği askerî malzeme ve teknolojileri İsrail sayesinde elde ettiği, hatta bu satışlar dolayısıyla zaman zaman en yakın müttefiki Amerika ile karşı karşıya geldiği de söylenebilir. Mesela Falcon erken uyarı uçağı. İsrail, Amerikan baskısı sonucu 2000 yılında bu uçağı Çin'e satmaktan vazgeçmişti.

Çin, İsrail bakımından bu anlattığımız sebeplerle asla ihmal edilmeyecek kadar önemli bir ülke. BM Güvenlik Konseyi'nde vetoya sahip ve aynı zamanda P5+1 Grubu üyesi Çin bu bakımdan da İsrail için çok önemli ve vazgeçilmez bir ülke. Gantz'ın ziyaretine baktığımızda İsrail'in Çin'e ne kadar önem verdiği kendiliğinden zaten belli oluyor.

[email protected]
Kaynak: Zaman