Türkiye tarihinin en kritik seçimini bir sürprize mahal vermeden sonuçlandırdı. Millet piyasaların üzerindeki belirsizliği kaldıracak siyasi istikrarın devamı yönünde bir karar aldı.
Bu sonuçlar piyasalara olumlu olarak yansıyacaktır. Geleceği görme açısından piyasa aktörlerine pozitif ipuçları verecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim şeklinin de değiştiği yeni sistemde (başkanlık sistemi) idari yapılanma için hızlı hareket etmek gerekiyor. Çünkü piyasalar boşluk kabul etmiyor.
***
Bilindiği gibi seçim döneminde ve öncesinde başlayan özellikle döviz kurları, faizler gibi finansal göstergelerdeki oynaklıklar yeni dönemde de önemini koruyacaktır.
Doların ve faizlerin yüksekliği, enflasyonun çift haneli rakamlarda diretmesi ve cari işlemler açığı en temel kırılganlık ölçütleri olarak ekonomi gündeminde konuşulan başlıca konulardır.
Daha önceki yazılarımızda ele aldığımız kur, faiz, cari açık etkileşimine ivme kadar bir faktörün Trump ile başlayan Amerika Birleşik Devletleri Çin Ticaret Savaşı’nın etkisi olduğunu görmek gerekiyor.
Yeni dönemde hem döviz kurları ve faizlerin, hem dış ticaretin önemli ölçüde söz konusu ticaret savaşından etkileneceğini söylememiz gerekiyor.
***
Birileri Türkiye’nin ABD’ye ihracatının 1,3 milyar dolar olduğu, dolayısıyla ABD’nin bizde yapacağı çelik ve alüminyum ithalatına getireceği bir verginin çok fazla etkisi olmayacağını söyleyebilir.
Bu bakış açısı doğru değildir. Çünkü ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı dünya finans piyasalarını ve mal piyasalarını etkileyecektir. Dolar/TL kurundaki artışın arkasında Trump’ın açıkladığı ve Çin yönetiminin karşılık verdiği gümrük vergisi hamleleri olduğunu hatırlamamız gerekiyor.
Dünya piyasalarındaki tedirginlik paranın hızla güvenli liman arayışına girmesine, yani gelişmekte olan ülkelerden çıkıp gelişmiş ülkelere yönelmesine neden olacağını söyleyebiliriz. Bu hareket gelişmekte olan ülke paralarına karşı özellikle doların değer artışı anlamına gelecektir.
Benzer şekilde sermayenin gelişen ekonomilerden gelişmiş ekonomilere akışı faiz oranlarını da yükseltecektir Türkiye gibi gelişen ülkeler dışarıdan borç alırken daha yüksek faiz maliyeti ödemek zorunda kalacaktır.
***
Ticaret savaşının içine ABD’nin müttefikleri olan AB, Kanada, Meksika, Arjantin, G. Kore gibi ülkeler de çekilmiştir.
Zaten durgunluk yaşayan AB ekonomilerinin gümrük duvarlarıyla dış ticaretlerinde meydana gelecek daralma, Türkiye gibi ticareti büyük ölçüde AB’ye bağlı ülkeleri de olumsuz etkileyecektir.
Yani, Türkiye ekonomisinin ABD’nin başlattığı ticaret savaşının, sadece bizden ithal ettiği 1,3 milyar dolarlık çelik ve alüminyum ürünlerine gelecek olmasından dolayı çok fazla etkilemeyeceğini söylemek çok doğru bir değerlendirme değildir.
***
Aslında gümrük duvarlarının; 70 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı 50 milyar dolar civarında carı açık veren Türkiye’nin açıklarını kapatabileceği düşüncesini akla getirmiyor değil.
Fakat ithalat yapımıza baktığımızda; tüketim malları ithalatının toplam içerisindeki payının yüzde 12-15 civarında olduğunu, geri kalan yüzde 85 dolayındaki ithal ürünlerin hammadde, ara malı ve sermaye malından oluştuğunu görmekteyiz. Dolayısıyla getirilecek bir gümrük vergisinin doğrudan iç üretim maliyetlerini artıracağı açıktır.
Dolar kurlarındaki hızlı artış gümrük vergileri benzeri bir etki yaparak içerde maliyetleri arttırmakta ve enflasyona neden olmaktadır. Böyle bir uygulama (ek gümrük vergisi koyma) iç üretimin kısılmasına, işsizliğin daha da artmasına neden olacaktır.
Türkiye’nin geçmiş verilerini baktığımızda; ithalat ve büyüme arasında zorunlu bir ilişki olduğunu, ithalatın düştüğü dönemlerde büyümenin de azaldığı açık olarak görülmektedir.
Türkiye ekonomisinin çözmesi gereken en önemli yapısal sorunun üretimin ve ihracatın dışa (ithalata) bağımlılığıdır.
***
‘Fillerin kavgasından çimenlerin zarar görür’ misali, ticaret savaşlarından daha çok gelişen ve az gelişmiş fakir ülkeler etkilenecektir. Türkiye bu savaştan dolaylı olarak çok etkilenebilecek bir potansiyel taşımaktadır.
Ticaret savaşının yeni boyutlara taşınmasıyla dünya ölçeğinde ortaya çıkabilecek ve bizi etkilemesi olası (kur ve faiz hareketleri) gelişmeleri iyi hesaplanarak pozisyon alınmalıdır.
Yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ