Libya'daki katliam ve zulme karşı duyarsız kalamayan BM Güvenlik Konseyi bu ülke ile ilgili iki karar almıştı: 26.2.2011 tarih ve 1970 sayılı ve 17.3.2011 tarih ve 1973 sayılı kararlardı bunlar.

İlk karar silah ambargosu, bazı rejim mensuplarına dönük seyahat yasakları ve bunların yurtdışı mali varlıklarını kapsıyordu. İkinci karar ise Libya'daki rejimin sonunu getiren yolu açan karardı. Bu kararda başlıca 3 madde öne çıkmıştı: Libya'ya silah ambargosunun uygulanması, bunun usulleri, uçuşa yasak bölge ilanı ve sivillerin korunması. Dördüncü madde olan sivillerin korunması maddesinde şu ifade vardı: Güvenlik Konseyi; bütün BM üyelerini ya kendi başlarına ya bölgesel teşkilatlar-düzenlemeler yoluyla, BM Genel Sekreteri ile işbirliği halinde sivilleri ve Libya güçlerinin tehdidi altında bulunan sivil nüfusun yaşadığı bölgeleri, Bingazi dahil, koruma amacıyla bu konuda gereken bütün tedbirleri almakla yetkili kılmıştır...

Nitekim, işte bu madde sayesinde ve bunun verdiği yetkiyle Fransa, İngiltere ve diğer Koalisyon ortakları sivilleri koruma amacıyla Libya'ya ilk hava saldırılarını başlattılar. Daha sonra da bu görevi NATO üstlendi ve bugün bilinen sonuca ulaşıldı. NATO'nun koruması altında halk hareketi cesur ve kararlı mücadelesiyle Kaddafi rejimine son verdi.

Libya'ya benzer bir halk hareketi yaşamakta olan Suriye konusunda ise BM Güvenlik Konseyi bu ülkeyi insan hakları ihlalleri ve uyguladığı baskı sebebiyle kınayan bir karar almaya çalıştı; ancak bu karar 4 Ekim'de Rusya ve Çin'in çifte vetosunun sonucu olarak alınamadı. İlk aşamada oldukça güçlü olan ve müeyyidelerden söz eden, Suriye'ye süre veren bu karar tasarısı Rusya ve Çin muhalefetiyle karşılaştı; yumuşatılmasına, zayıf ifadelerle yeniden yazılmasına rağmen Çin ve Rusya'nın çifte vetosu sonucu hayata geçemeden kaldı, reddedildi. Bunun üzerine Konsey çabalarından vazgeçti ve bugüne kadar bu konuda herhangi bir çalışma da yapmadı.

Konsey bugün bu şekilde hareketsiz beklerken BM Genel Kurulu muhtemelen bu hafta bazı Arap ülkeleri ile Almanya, İngiltere ve Fransa'nın ortaklaşa hazırladıkları Suriye'deki insan hakları ihlallerini kınayan bir karar tasarısını ele alacak. Son haberlerde BM İnsan Hakları Komisyonu'na sunulan bu tasarı Komisyon'un incelemesi ve Genel Kurul'a sevk etmesinden sonra oylanacak. Bu oylama şüphesiz kararın kabulü yönünde olacak. Rusya ve Çin, Genel Kurul'da veto söz konusu olmadığı için aleyhte hiçbir sonuç alamayacaklar. Bu da bu iki gücün Genel Kurul'daki yenilgisi olacak. Genel Kurul'da alınacak bu kararda Suriye'nin insan hakları ihlallerine bir an önce son vermesi, Arap Birliği'nin (Ligi) önerdiği yol haritasını kabul etmesi, şiddeti derhal durdurması ve yabancı gözlemcileri kabul etmesi çağrısı yapılacak.

Alındığı takdirde bu karar elbette yerinde ve isabetli bir karar olacak. Bununla Suriye üzerindeki baskı biraz daha artacaktır. Ne var ki, bağlayıcı olmayan bu Genel Kurul kararı yeterli değildir. Suriye rejimini bağlayıcı ve zora sokacak, baskıyı ağırlaştıracak kararın mutlaka Güvenlik Konseyi'nden çıkması gerekiyor. Bu karar bize göre, Libya ile ilgili 1973 sayılı kararın benzeri olmalı; sivilleri korumayı hedefleyen 4. maddenin (hatta daha güçlü ve ileri bir maddeyle) muadili mutlaka kararda yer almalı. Ayrıca, sivilleri koruma amacıyla bütün tedbirlerin alınacağı yetkisini de ihtiva etmelidir.

Son Güvenlik Konseyi kararına itiraz eden, bunun çıkmasını engelleyen Rusya ve Çin muhtemelen bu tür bir karar tasarısına bu defa da karşı çıkmayı tercih edebilirler. Ne var ki, bu defa bu o kadar kolay olmaz; Rusya ve Çin durmadan kan akıtan ve buna devam edeceğini söyleyen Baas rejimine daha ne kadar arka çıkabilir, dünyayı karşılarına almaya, akan kana, yapılan mezalimlere ne kadar duyarsız kalabilirler? Ancak kalabilirlerse şunu da unutmamak zorundalar: Birtakım stratejik hesaplar ve çıkarlar uğruna zalim bir rejimi desteklemek uzun vadede size çok şey kaybettirir. Ayrıca, bir gün nasıl olsa yıkılacak olan Baas rejiminden sonra gelecek yönetim ile nasıl anlaşacaksınız? Yeni yönetim ve halk sizin yaptıklarınızı unutacak mı sanıyorsunuz?

Rusya ve Çin bunları dikkate almalı ve yeni bir Genel Kurul kararını desteklemeliler. Bugünkü gelişmeler ışığında Güvenlik Konseyi, Suriye konusunda derhal harekete geçmeli, Rusya ve Çin ikna edilmeli ve gereken ve istenen karar mutlaka alınmalı. Suriye'de akan kanın durması, rejimin yola gelmesi bakımından bu karar mutlaka çıkmalı. Suriye halkı ve dünya Konsey'den bunu acilen bekliyor....

[email protected]

Kaynak: Zaman