Sheikh Manzoor Ahmed- Hindistan

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın tek taraflı olarak 2015’te imzalanan İran nükleer anlaşmasından çekilmesi Batılı müttefiklerinin tepkisini çekti ve Orta Doğu’da yeni bir krize sebep oldu. ABD’nin bu kararı nedeniyle tüm dünyada domino etkisiyle pek çok olay yaşandı. Karar, İran’daki Çabahar limanına ve Ferzad B petrol sahasına büyük yatırım yapan Hindistan’a dolaylı yönden etki etti. Hindistan, İran’dan ham petrol ithal eden en büyük üçüncü ülke ve ithal edilen miktar Hindistan’ın petrol ihtiyacının yüzde 15’ine tekabül etmekte. Ayrıca Çabahar limanı da Hindistan’a Afganistan ve Orta Asya’ya Pakistan’ı es geçerek ulaşma imkânı sağlıyor.

Hintli iş adamları, İran'a yeniden yaptırımların uygulanmasının Hindistan ekonomisini olumsuz yönde etkileyeceğini kabul ediyor. Ancak Hint Petrol Şirketi AK Sharma'nın üst düzey yetkilisi, "Kararın kısa vadede bir etkisi olmayacak ancak Avrupa bloğunun nasıl tepki vereceğini ve harekete geçeceğini görmek için beklemek ve gelişmeleri takip etmek zorundayız. Avrupa ülkeleri kendi yollarını bağımsız bir şekilde takip etmeyi başarırsa, o zaman Hindistan ile İran arasındaki anlaşmalar devam eder.” Bu bağlamda, Başbakan Narendra Modi, Almanya Şansölyesi Angela Markel ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Trump’ın anlaşmadan tek taraflı çekilme kararının nasıl geçersiz hale getirilebileceği konusundaki düşüncelerini öğrenmek için görüşmelerde bulundu. Üst düzey Hint yetkilileri durumu yakından izlediklerini ve Batılı ülkelerin ABD'nin yaptırımlarının etkisini ortadan kaldırmaya yönelik stratejilerini nasıl geliştireceklerini takip ettiklerini doğruladılar. Daha önceden Hindistan, BM yaptırımları uygulandığında İran ile ekonomik ilişkileri sürdürmek için bir mekanizma geliştirmişti. Ancak İran’ın ham petrol ithalatı kısıtlanmıştı.

ABD, İran'la iş yapmaya devam edecek olan tüm şirketlere yaptırım uygulamaya karar verdi ve bu karar sadece Hindistan şirketlerini ve iş adamlarını değil, aynı zamanda İran’a milyarlarca dolarlık yatırım yapan Avrupa'daki çok uluslu şirketleri de vurdu. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve uluslararası kamuoyu, İran'ın anlaşmanın şartlarına tamamen uyduğunu kabul etse de, Cumhurbaşkanı Trump, İran rejimini nükleer programına devam etmekle ve Ortadoğu'yu istikrarsızlaştırmakla suçluyor. Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) Birleşmiş Milletler tarafından onaylandı ve Washington’un ondan çekilmesi bölgedeki gerginliği daha da şiddetlendirebilir. İngiltere, Almanya ve Fransa'nın liderleri, Donald Trump'ın, İran ile Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ile Almanya arasındaki uzun bir müzakereden sonra imzalanan anlaşmadan çıkmama konusunda ikna etmeye yönelik ciddi girişimlerde bulundu. Bu çabaların nedeni milyarlarca dolarlık sermayeye sahip Avrupalı şirketlerin geleceğinin mevzubahis olması. Şu anda Batılı liderler, politikalarını uygun bir şekilde değiştirmeye çalışan Avrupa Birliği için büyük bir meydan okuma olmasına rağmen, nükleer anlaşmanın bozulmaması için yeni yollar ve araçlar bulmak için çabalıyorlar. Avrupa Birliği Başkanı Donald Tusk, ABD Başkanı'nın bu saldırısı ile ilgili “Onun gibi dostumuz olduğu için düşmana ihtiyacımız yok.” demişti. Ayrıca Trump’ın sürekli değişen tavrına da sert bir şekilde eleştiri yöneltmişti.

Teknik olarak, nükleer anlaşmanın kendisi İran ve diğer imza atan taraflar olduğu sürece rafa kaldırılmayacak. İngiltere, Fransa, Rusya, Çin, Almanya ve Avrupa Birliği anlaşmaya bağlı kalmaya devam ediyor. Ancak ABD'nin İran'a tek taraflı yaptırımının İran'la iş yapan tüm ticari varlıklar üzerinde etkisi olacak.

Hindistan, Obama yönetimi sırasında ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlardan bir kez daha feragat edilmeyi bekleyecektir. Hindistan, İran'ın diğer büyük müşterileri olan Çin, Japonya ve Güney Kore'yle birlikte, daha önceden Tahran'ı nükleer programına son vermeyi hedefleyen ABD yaptırımlarından muaf tutulmuştu. Şu anki durumda Hindistan, İran, Rusya ve Avrupa Birliği ile Tahran'daki ABD yaptırımlarının etkisini ve ve özellikle Kasım ayının ilk haftasından sonraki 180 günlük kargaşa dönemindeki gibi SWIFT ağı aracılığı ile gerçekleştirilen uluslararası ekonomik faaliyetlere engellemeler getirilirse Yeni Delhi'nin petrol ödemeleri üzerindeki etkisinin ne olacağını ölçmek için müzakerelere devam ediyor. 2012-2016 arasındaki yaptırım uygulandığı dönemde Hindistan'ın Türk Halkbank aracılığıyla günlük 350.000-400.000 varillik ithalatının ödemesini İran’a yaptığını belirtmek gerekir. Ancak bu seçenek, Halkbank’ın ABD’nin İran’a yaptırımlarının delinmesi suçundan ABD’de bir dava sürecinde olması nedeniyle bu sefer işe yaramayacak gibi görünüyor.

Trump iktidara geldiği günden beri Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler her geçen gün bozulmakta. Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan çekilme kararı uluslararası toplum tarafından hoş karşılanmadı. Ancak Trump kararında kararlı görünüyordu ve özellikle NATO müttefikleri için büyük bir sorun haline geldi. Trump’ın bu kararını Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı takip etti. Sonunda 14 Mayıs'ta büyükelçiliği Tel Aviv'den Kudüs'e taşıdı. Avrupalı güçler ivedi bir şekilde bu karara desteklerini açıkladılar. Pek çok İslam ülkesi ise elçiliğin taşınma kararına karşı olduklarını deklare ettiler. Birkaç küçük ada ülkesinin dışında bütün büyük milletler bu karara karşı çıktılar ve bu durum Washington'u uluslararası toplum karşısında yalnız bir konuma itti.

Ardından, büyük Avrupa güçlerinin ABD'ye güvenmenin ne kadar tedbirsiz bir hareket olduğunu düşünmelerine yol açan İran nükleer anlaşmasından çekilme kararı geldi. Avrupa Birliği artık uzun vadeli dostu olan ABD'ye dayanmadan kendi dış politika ve savunma politikalarını düzenlemeye çalışıyor.

Burada ABD yaptırımlarının etkisinden sıyrılmanın Hindistan için kolay olmayacağını söylemek mümkün. Ancak Hindistan gibi büyük bir petrol ithalatçısının İran'dan petrol ithalatını tamamen dondurmayacağı da bir gerçek. Bu şartlar altında, Hindistan'ın ABD’nin yaptırımlarından bir miktar feragat ettiği ve karşılığında İran'ın petrol ithalatını azalttığı 2012-2016 yaptırımları gibi bir orta yol bulunacağını söyleyebiliriz.