İngiliz The Economist dergisi, İsrail ile Türkiye arasındaki rekabetin İran savaşı sonrasında yeni bir aşamaya geçtiğini belirten kapsamlı bir analiz yayımladı. Analizde, Ankara ile Tel Aviv arasındaki anlaşmazlığın siyasi görüş ayrılıklarının ötesine geçerek Orta Doğu'daki bölgesel düzenin geleceğine ilişkin stratejik bir mücadeleye dönüştüğü ifade edildi.
Dergiye göre İsrail'deki güvenlik çevreleri, Türkiye'nin bölgesel etkisinin giderek arttığını değerlendirirken, özellikle Suriye sahasında yaşanan gelişmeler ile Ankara'nın diplomatik girişimlerinin İsrail açısından yeni güvenlik hesaplarını beraberinde getirdiği belirtiliyor.
HAKAN FİDAN'A İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
Analizde, ismi açıklanmayan bir İsrailli istihbarat analistine dayandırılan değerlendirmelere yer verildi. Söz konusu analistin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı İsrail açısından bölgedeki en önemli tehditlerden biri olarak gördüğü ve eski Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı olması nedeniyle bölgesel dengelerde önemli bir aktör olarak değerlendirdiği aktarıldı.
The Economist, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakınlaşmadan ve Washington yönetiminin Suriye konusunda Ankara ile iş birliğine açık yaklaşımından rahatsızlık duyduğunu yazdı.
Analize göre Netanyahu'ya yakın kaynaklar, Trump'ın Beşşar Esed yönetiminin devrilmesini Erdoğan'ın başarısı olarak değerlendirmesinin İsrail yönetiminde rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti. Netanyahu'nun ise Esed yönetiminin çöküşüne giden sürecin temelinde İsrail'in Hizbullah'a yönelik askeri operasyonlarının bulunduğunu düşündüğü aktarıldı.
F-35 PROGRAMINA DÖNÜŞ İHTİMALİNE İLİŞKİN KAYGILAR
Dergi, İsrailli yetkililerin Trump'ın Türkiye'nin F-35 programına yeniden katılabileceğine ilişkin mesajlarını dikkatle takip ettiğini belirtti.
Analizde, İsrail tarafının Türkiye'nin yeniden Lockheed Martin F-35 Lightning II savaş uçağı programına dahil edilmesinin bölgedeki askeri dengeyi etkileyebileceği değerlendirmesini yaptığı ifade edildi.
REKABETİN STRATEJİK BOYUTA ULAŞTIĞI DEĞERLENDİRMESİ
The Economist, Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilimin artık yalnızca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binyamin Netanyahu arasındaki siyasi anlaşmazlıktan kaynaklanmadığını belirtti.
Analizde, bazı İsrailli siyasetçilerin Türkiye'yi İran'a yakın düzeyde stratejik tehdit kategorisinde değerlendirdiği aktarılırken, iki ülke arasındaki rekabetin Orta Doğu'daki bölgesel düzenin nasıl şekilleneceğine ilişkin farklı yaklaşımlardan beslendiği ifade edildi.
KARŞILIKLI SUÇLAMALAR VE DİPLOMATİK GERİLİM
Analizde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İsrail'i bölgesel istikrarı bozmakla suçladığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği yönündeki değerlendirmelerini sürdürdüğü hatırlatıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki askeri faaliyetlerini Türkiye'nin milli güvenliği açısından doğrudan tehdit olarak değerlendirdiği belirtilirken, İsrail'in 28 Haziran'da "Ermeni soykırımını" tanımasının da iki ülke arasındaki siyasi gerilimi artıran gelişmeler arasında gösterildiği aktarıldı.
SURİYE SAHASI ÖNE ÇIKIYOR
Brookings Enstitüsü araştırmacısı Aslı Aydıntaşbaş'ın değerlendirmelerine de yer verilen analizde, Türk karar alıcıların İsrail'i dış politika hedeflerinin önündeki temel engellerden biri olarak gördüğü ifade edildi.
Analize göre İsrail'in temel kaygısı, Türkiye'nin Hamas ile ilişkilerinden ziyade Suriye'de artan etkisi olarak öne çıkıyor. Dergi, Türkiye'nin güçlü ve merkezi bir Suriye devleti kurulmasını desteklediğini, buna karşılık İsrail'in daha zayıf ve parçalı bir Suriye yapısını kendi güvenlik çıkarları açısından daha uygun gördüğünü yazdı.
Buna rağmen iki ülkenin orduları ile istihbarat teşkilatları arasında sürdürülen koordinasyon mekanizmalarının şimdiye kadar Suriye sahasında doğrudan askeri çatışmayı önlediği ifade edildi.
DOĞU AKDENİZ VE BÖLGESEL DENGELER
The Economist, İsrail'in Yunanistan ve Kıbrıs ile geliştirdiği askeri ve istihbarat iş birliğinin de Ankara ile yaşanan gerilimin önemli başlıklarından biri olduğunu belirtti.
Analizde, İsrail'in Yunanistan'a hassas güdümlü çok namlulu roket sistemleri, Güney Kıbrıs'a ise hava savunma sistemleri sağladığı, Türkiye'nin ise Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve doğal gaz sahalarına ilişkin tezlerini sürdürdüğü aktarıldı.
İran savaşı sonrasında Türkiye'nin bölgesel konumunun güçlendiği değerlendirmesine yer verilen analizde, Ankara'nın Washington ile Tahran arasında arabuluculuk rolü üstlendiği, NATO içindeki önemini artırdığı ve Trump yönetimiyle ilişkilerini koruduğu ifade edildi.
Türkiye'nin son bir yılda Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan ile bölgesel güvenlik düzenlemelerine yönelik temaslarını hızlandırdığı belirtilen analizde, İsrail ile Türkiye arasında doğrudan askeri çatışma ihtimalinin halen düşük olduğu ancak geçmişe kıyasla daha gerçekçi bir senaryo olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Dergi, iki ülkenin diplomatik ilişkilerini sınırlı düzeyde sürdürdüğünü, ticaret ve enerji alanındaki bazı temasların ise üçüncü ülkeler üzerinden devam ettiğini belirterek, stratejik anlaşmazlıkların artık liderlerden bağımsız ve daha derin bir nitelik kazandığı değerlendirmesinde bulundu.




