Suriye'deki iç savaşın yıkıcı etkileri, ülkenin birçok bölgesini hayalet şehirlere çevirmiş durumda. Yeni Şafak Gazetesi’nde yayımlanan makalesinde Gazeteci Yazar Mahmut Osmanoğlu, Serakib kasabasına yaptığı ziyaretten edindiği izlenimleri aktardı. Serakib’e girdiklerinde şehrin tamamen tahrip edildiğini ve 40 bine yakın kişinin kasabayı terk ettiğini gözlemlediklerini belirtti.

Kasabanın Halep’i, sahil şehri Lazkiye’ye bağlayan M4 Karayolu ile M5 Karayolu’nun kesişme noktasında yer alması nedeniyle stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade eden Osmanoğlu, savaş boyunca kasabanın sık sık el değiştirdiğini ve 2021 yılında rejim güçlerinin burayı yeniden ele geçirdiğini belirtti.

Savaşın getirdiği yıkımın yalnızca fiziksel hasarla sınırlı kalmadığını, ev eşyalarının dahi yağmalandığını, altyapının büyük ölçüde tahrip edildiğini ve şehirde neredeyse kimsenin yaşamadığını gözlemlediklerini vurguladı.

KARA MAYINLARI: ÖLÜMCÜL TEHDİT

Osmanoğlu’nun makalesine göre, savaş sonrası bölgede yaşayanları tehdit eden en büyük unsurlardan biri kara mayınları ve patlayıcılar. BM Genel Sekreteri Sözcüsü Stéphane Dujarric’in Aralık 2024 verilerine dayanarak açıkladığı rakamlara göre, üçte biri çocuklardan oluşan 430’dan fazla kişi patlayıcılar nedeniyle hayatını kaybetmiş veya yaralanmış.

İngiltere merkezli insani yardım kuruluşu HALO Trust, Suriye genelinde yüzlerce kilometre boyunca patlayıcılarla dolu mayın hatlarının bulunduğunu ve bunların büyük çoğunluğunun haritalandırılmadığını bildiriyor. Özellikle çiftçiler ve hayvanlarını otlatan çobanlar için bu mayınlar büyük bir tehdit oluşturuyor.

Mayın temizleme çalışmalarına rağmen, ülkenin tamamen mayınlardan arındırılmasının Afganistan’daki benzer deneyimler göz önüne alındığında uzun yıllar alacağı öngörülüyor.

HER YER YIKIMA UĞRAMIŞ

Makalede, Osmanoğlu’nun gözlemlerine dayanarak Serakib’in yalnızca hayalet şehirlerden biri olduğu ifade ediliyor. Maarretün Numan, Han Şeyhun, Morik gibi bölgelerde de benzer bir tabloyla karşılaşıldığı belirtiliyor. Şam’ın kırsal kasabaları, Halep’in merkezi, Hama ve Humus şehirleri de savaşın izlerini taşıyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (HABİTAT) tarafından 2022’de yayımlanan rapora göre, Suriye’de 328 bin konut tamamen yıkılmış veya oturulamayacak hale gelmiş. Hafif ve orta derecede hasar gören konut sayısının ise 600 bin ile 1 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Savaşın getirdiği bu büyük yıkım, 23 milyonluk Suriye nüfusunun yarısından fazlasının evlerini terk etmek zorunda kalmasına yol açtı. Oslo merkezli Norveç Mülteci Konseyi’nin yaptığı araştırmaya göre, savaş sonrası evlerine dönmek isteyen Suriyelilerin önündeki en büyük engel, büyük çaplı yıkımlar ve temel hizmetlerin eksikliği olarak belirtiliyor.

YENİDEN İMAR: MALİYET VE ZORLUKLAR

Yıkılan şehirlerin ve altyapının yeniden inşası, oldukça büyük bir maliyet gerektiriyor. Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) tarafından 2020 yılında yayımlanan rapora göre, savaşın Suriye ekonomisine verdiği toplam zarar 442,5 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Bunun 117,7 milyar doları fiziksel sermaye tahribatı, 324,5 milyar doları ise kaybedilen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) olarak hesaplanmış.

2024 yılı itibarıyla rejimin devrildiği düşünüldüğünde, bu rakamın daha da arttığı öngörülüyor. Ülkedeki mayın temizleme faaliyetlerinin ve altyapının yeniden kurulmasının zaman alacağı, bu süreçte ise göçmenlerin evlerine dönüşünün gecikeceği belirtiliyor.

BM İnsan Yerleşimleri Programı (UN-HABITAT) üst düzey yetkilisi İrfan el-Ali, Suriye’nin yeniden imar sürecinin 400 ila 500 milyar dolar arasında bir maliyet oluşturacağını tahmin ediyor. Ancak bunun yalnızca tahmini bir rakam olduğunu ve gerçek maliyetin daha yüksek olabileceğini ifade ediyor.

SURİYE’NİN YIKIM HARİTASI

Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü ile Operasyonel Uydu Uygulamaları Programı (UNITAR-UNOSAT) tarafından yayımlanan Suriye Hasar Atlası, savaşın en çok zarar verdiği bölgeleri tespit etmeyi amaçlayan uydu görüntüleriyle hazırlanmış bir rapor olarak dikkat çekiyor.

Bu rapora göre, Halep (2016), Doğu Guta (2018), Humus (2014), Rakka (2017), Hama (2016), Deyrizor (2017), Yermuk ve Hacer Esved (2016), Zebedani (2015) gibi şehirler en ağır yıkıma uğrayan bölgeler arasında yer alıyor. Raporun güncellendiğinde, yıkımın daha da geniş bir alana yayıldığı tahmin ediliyor.

Özellikle Halep, Humus, Der’a ve Busra gibi şehirlerdeki eski yerleşim alanlarının büyük zarar gördüğü, birçok tarihi ve kültürel yapının da yok olduğu belirtiliyor.

SURİYE NASIL YENİDEN İMAR EDİLECEK?

Yeniden imar sürecinin en büyük zorluklarından biri, finansmanın nasıl sağlanacağı. Osmanoğlu’nun makalesinde yer alan değerlendirmelere göre, Suriye'nin yeni yönetimi, savaştan sonra ekonomik olarak büyük bir yük altında olacak.

Makalede şu önerilere yer veriliyor:

- Komşu ülkeler ve özellikle zengin Arap ülkeleri, Suriye’nin yeniden imarında rol üstlenmeli.

İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan İsrail'in Suriye saldırısına kınama İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan İsrail'in Suriye saldırısına kınama

- Esed yönetimine yönelik uluslararası yaptırımlar kaldırılmalı, böylece ekonomik canlanma hızlandırılmalı.

- Körfez ülkeleri ve Batı’daki diaspora, finansal destek sağlayarak yeniden inşa sürecine katkı sunmalı.

Makaleye göre, savaş nedeniyle büyük bir travma yaşayan Suriye toplumunun yeniden ayağa kalkabilmesi için, uluslararası işbirliği şart. Ancak bu sürecin uzun vadeye yayılacağı ve on yıllar alabileceği öngörülüyor.

Makalede yer verilen izlenimlere göre, savaşın etkileri Suriye’de uzun yıllar devam edecek. Büyük şehirlerin yerle bir olduğu, milyonlarca insanın evsiz kaldığı bu süreçte, yeniden imar sürecinin ekonomik, sosyal ve politik olarak zorlu bir süreç olacağı belirtiliyor.

Serakib’de gün batarken, Osmanoğlu ve ekibi kafalarındaki sorularla yollarına devam etmişler: “Bu kadar büyük bir yıkımdan sonra Suriye kendini nasıl toparlayacak? Geleceğini nasıl inşa edecek?”