Somali'de faaliyet gösteren Eş-Şebab örgütünü anlatmadan önce ülkenin yakın tarihine bir göz atmakta fayda var. Çünkü yakın tarihteki gelişmeler bu örgütün ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. Bunları göz önünde bulundurmadan bugün yaşananları anlamak biraz güç olabilir.
Somali, 19. yüzyılın başlarında geniş bir coğrafyaya sahipken, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi sömürgeci güçlerin bölgedeki hâkimiyeti sonucu topraklarının önemli bir kısmını kaybetti. Bu süreçte Somali topraklarının bir kısmı Kenya, Etiyopya ve Cibuti’ye bırakıldı. Aynı dili ve inancı paylaşan halkların arasına sınırlar çizilerek, bölgedeki Somali nüfusu parçalanmış oldu.
Somali, 1960 yılında bağımsızlığını ilan etse de, sınırlarında ve komşu ülkelerde yaşayan büyük Somali nüfusu nedeniyle, "Büyük Somali" fikri sürekli gündemde kaldı. Özellikle, yaklaşık 5 milyon Somalilinin yaşadığı Ogaden bölgesi Etiyopya ile gerilimlerin merkezinde yer aldı. Kenya sınırındaki topraklar da benzer şekilde Somali’nin hak iddia ettiği alanlar arasında bulunuyordu.
1977-1978 OGADE SAVAŞI VE SOMALİ’NİN GERİ ÇEKİLMESİ
Somali’nin en büyük toprak mücadelesi, 1977-1978 yıllarında Etiyopya ile yaşadığı Ogaden Savaşı oldu. Somali, bu bölgede hak iddia ederek Etiyopya ile savaşa girdi. Ancak Sovyetler Birliği ve Küba’nın Etiyopya’yı desteklemesi savaşın seyrini değiştirdi. Somali, ağır kayıplar vererek 25 bin civarında askerini yitirdi ve geri çekilmek zorunda kaldı.
Bu savaşın ardından Somali’de siyasi istikrarsızlık daha da arttı.
SİAD BARRE DÖNEMİ VE İÇ SAVAŞIN BAŞLANGICI
1969 yılında Siad Barre’nin askeri darbeyle iktidara gelmesi, ülkenin siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. 1992’ye kadar süren bu yönetim, ülkeyi giderek iç savaşa sürükledi. 60 bine yakın insanın öldüğü bu süreçte, Somali’de yağmalamalar ve silahlı çetelerin baskısı arttı. 400 bin Somalili, Etiyopya’ya sığınmak zorunda kaldı.
Bunun yanı sıra, Somali kıtlık ve ekonomik çöküşle karşı karşıya kaldı. 1990’ların başlarında açlık nedeniyle binlerce insan hayatını kaybetti.
ULUSLARARASI MÜDAHALELER VE GEÇİCİ HÜKÜMETLER
Somali’de iç savaşın şiddetlenmesi, uluslararası toplumun müdahalesine yol açtı. 1992-2000 yılları arasında, ülke tamamen dış müdahalelere açık hale geldi.
1992’de Birleşmiş Milletler Somali Operasyonu (UNUSOM) devreye girdi.
ABD önderliğinde UNITAF (Birleşmiş Milletler Görev Gücü) Somali’de barış ve istikrarı sağlamaya çalıştı.
2000 yılında ABD’nin arabuluculuğuyla Geçici Federal Hükûmet (TFG) kuruldu.
Ancak bu dış müdahaleler, Somali içinde yeni çatışmalara sebep oldu. Halkın bir kısmı bu girişimleri desteklerken, diğer kısmı dış güçlerin ülkeye müdahale etmesine karşı çıktı.
İSLAMİ MAHKEMELER BİRLİĞİ VE EL ŞEBAB’IN ORTAYA ÇIKIŞI
2000’li yıllara gelindiğinde, Somali’de siyasi otorite boşluğu hâlâ devam ediyordu. Bu süreçte en güçlü muhalefet, İslami Mahkemeler Birliği (İMB) tarafından yükseltildi.
İMB, ülkenin güney bölgelerinde etkinlik kazanmaya başladı ve Somali'de geniş bir destek topladı. Ancak bu süreçte, İMB içinden Eş-Şebab adlı ayrı bir grup ortaya çıktı.
El Şebab’ın güç kazanmasıyla, Somali'deki çatışmalar daha karmaşık bir hale geldi.
2012 SONRASI SİYASİ YAPILANMA VE FEDERAL DÜZEN
Somali’de İMB ile Geçici Federal Hükûmet (TFG) arasındaki çatışmalar devam ederken, TFG’nin görev süresi 20 Ağustos 2012’de sona erdi. Bunun yerine Somali Federal Meclisi kuruldu.
Eylül 2012’de yapılan seçimlerde Hassan Sheikh Mohamud (Hasan Şeyh Mahmud), Cumhurbaşkanı olarak seçildi.
Bu yeni yönetim, Somali’nin tüm bölgelerinde kontrolü sağlamaya çalışsa da, Eş-Şebab örgütü büyük bir tehdit olarak varlığını sürdürdü.
GÜNÜMÜZ VE EL ŞEBAB ÖRGÜTÜ
Eş-Şebab, tam adıyla Harakat al-Shabaab al-Mujahideen, Somali merkezli bir silahlı örgüt olarak faaliyet yürütüyor. Örgütün varlığını sürdürebilmesinde ekonomik kaynaklar büyük rol oynuyor. Şebab, kontrol ettiği bölgelerde kendi idari sistemini kurarak zorla “vergi” topluyor. Köylerdeki çiftçilerden, pazarlardaki satıcılardan, küçük işletmelerden ve zaman zaman liman ticaretinden gelir elde ediyor. Bazı limanlarda gümrük benzeri uygulamalar yaparak ticaretten pay alıyor.
Ayrıca yasadışı ticaret faaliyetleri de örgütün önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor. Özellikle kömür kaçakçılığı dikkat çekiyor. Somali’den Arap Yarımadası’na yapılan kömür sevkiyatları, örgütün dış gelir elde ettiği yollar arasında. Silah ve insan kaçakçılığı gibi faaliyetlerden de kazanç sağladığı biliniyor.
Önceki yıllarda bazı Körfez ülkelerinden gelen bağışlar da örgütün finansmanında etkili olmuştu. Ancak son dönemde bu tür dış desteklerde azalma yaşandığı belirtiliyor. Yine de örgütün karanlık kaynaklardan belli miktarda maddi destek almaya devam ettiği iddia ediliyor.
ULUSLARARASI BAĞLANTILAR VE EL KAİDE DESTEĞİ
Şebab, 2012 yılında El Kaide'ye bağlılık yemini etti. Bu bağlantı, örgütün sadece yerel değil, aynı zamanda uluslararası bir yapının parçası haline gelmesini sağladı. El Kaide ile olan ilişkisi sayesinde Şebab, diğer gruplarla eğitim, istihbarat ve taktik iş birlikleri yürütüyor. Bu iş birlikleri örgüte savaş tecrübesi kazandırıyor ve operasyonel kabiliyetini artırıyor.
BÖLGE ÜLKELERİNİN ŞEBAB’A YAKLAŞIMI
Eş-Şebab faaliyet alanı Somali ile sınırlı değil. Örgüt zaman zaman komşu ülkelere de saldırılar düzenliyor. Bu durum bölge ülkelerinin güvenlik politikalarında önemli bir başlık haline geliyor.
Kenya, Eş-Şebab saldırılarından en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Okullar, alışveriş merkezleri ve otobüs terminallerine düzenlenen saldırılar, Kenya’nın güvenlik önlemlerini artırmasına neden oldu. Kenya, Somali’ye asker gönderen ülkelerden biri konumunda.
Etiyopya, sınır güvenliğine önem veriyor. Ülkede yaşanan iç sorunlar nedeniyle Şebab’a karşı mücadelede daha çok savunma hattı kurma yaklaşımı tercih ediliyor.
Uganda, Afrika Birliği Barış Gücü içerisinde yer alıyor. Örgütün geçmişte Uganda’da gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle, ülke Şebab’ı ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor.
Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkeleri, geçmişte dolaylı yollarla örgüte destek sağladığı iddialarıyla gündeme geldi. Ancak son yıllarda bu ülkelerin örgütle arasına mesafe koyduğu gözlemleniyor.
EŞ-ŞEBAB LİDER KADROSU
Örgütün lider kadrosu, farklı sorumluluk alanlarına göre yapılandırılmış durumda. En üst düzey isim Ahmed Diriye (diğer adıyla Ahmed Umar, kod adı Abu Ubaidah) olarak biliniyor. 2014’ten bu yana örgütün liderliğini sürdürüyor. İkinci önemli isim Mahad Karate, istihbarat ve suikast faaliyetlerinden sorumlu. ABD tarafından hakkında yakalama kararı bulunan Karate, örgütün saldırı planlamasında kilit rol üstleniyor. Örgütün sözcüsü ise Abu Musab olarak biliniyor.
ÖRGÜTÜN SAYISAL BÜYÜKLÜĞÜ
Somali’de faaliyet gösteren Harakat al-Shabaab al-Mujahideen isimli yapı, yaklaşık 5.000 ila 10.000 arasında militan barındırıyor. Sayı zaman içinde değişiklik gösteriyor. Ordu operasyonlarıyla bu sayı azalabiliyor ancak yeni katılımlarla yeniden yükseliyor.
Militanlar sadece silahlı çatışmalarda görev almıyor. İçlerinde istihbaratçılar, şehirlerde sivil kılığında çalışan kişiler, muhbirler ve lojistik destek sağlayan unsurlar da bulunuyor. Bu durum örgütün hem kırsalda hem şehir merkezlerinde yapılandığını ortaya koyuyor.
Bazı üyeler, kasaba ve kentlerde görünmeden faaliyet yürütecek şekilde görevlendiriliyor. Bu yapı sayesinde örgüt, yalnızca dağlık bölgelerde değil, kentlerde de çeşitli operasyonlara zemin hazırlayabiliyor.
SİLAH GÜCÜNÜN DETAYLARI
Şebab, kullandığı silahlar açısından geniş bir yelpazeye sahip. Genellikle klasik gerilla taktikleriyle hareket eden örgüt, hafif ve orta düzey silahlarla saldırılar gerçekleştiriyor.
BİREYSEL SİLAHLAR
Örgüt mensupları, genellikle AK-47 türü tüfeklerle donatılıyor. Bu hafif silahlar, çatışmalarda en sık kullanılan ekipmanlar arasında yer alıyor. Ayrıca RPG (roketatar) sistemleri de birçok bölgede operasyonel olarak kullanılıyor.
AĞIR SİLAHLAR
Bazı bölgelerde zırhlı araçlara monte edilen ağır makineli tüfekler dikkat çekiyor. Bu tür ekipmanlar özellikle köylere yönelik baskınlarda kullanılıyor. Sahada ağır silah desteği sağlayan bu sistemler, örgüte kırsal bölgelerde üstünlük sağlama imkânı tanıyor.
İNTİHAR SALDIRI ARAÇLARI (VBIED)
Kent merkezlerinde bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırılar, örgütün en yaygın taktiklerinden biri olarak biliniyor. Bu araçlar, gizli atölyelerde ya da garajlarda hazırlanıyor. Saldırı anında etkisi büyük olan bu sistemler, halk ve güvenlik güçleri üzerinde ciddi korku yaratıyor.
EL YAPIMI PATLAYICILAR (EYP)
El yapımı patlayıcılar, özellikle yollara döşenerek askeri konvoyların hedef alınmasında kullanılıyor. Bu tür saldırılar, Somali’de görev yapan askerlerin hareket kabiliyetini sınırlıyor ve güvenlik riskini artırıyor.
DRONE KULLANIMI
Şu ana kadar örgütün gelişmiş silahlı drone sistemlerine sahip olduğuna dair bilgi bulunmuyor. Ancak bazı bölgelerde keşif amaçlı insansız hava araçları kullanıldığı raporlandı. Bu sistemler, daha çok istihbarat toplamak amacıyla değerlendiriliyor.
SİLAHLARIN TEMİN YOLLARI
Örgütün silah temininde en önemli kaynaklardan biri kara borsa. Bölgedeki silah kaçakçılığı ağları üzerinden temin edilen silahlar, Şebab’ın cephaneliğini besliyor. Özellikle Sudan ve Yemen hattından gelen kaçak silahlar dikkat çekiyor.
Bazı durumlarda, Somali güvenlik güçlerinin envanterinden sızan silahların da örgütün eline geçtiği bildiriliyor. Yerel askeri birlikler içinde yaşanan sızıntılar, bu durumu mümkün kılıyor.
ABD VE BATI ÜLKELERİNİN TAVRI
ABD, insansız hava araçlarıyla Şebab liderlerine yönelik operasyonlar düzenliyor. Bazı üst düzey isimler bu saldırılar sonucunda etkisiz hale getirildi. Ayrıca örgütün finans kaynaklarını kurutmak amacıyla yaptırımlar uygulanıyor, bağlantılı kişi ve kuruluşların banka hesapları donduruluyor. Somali ordusuna da askeri eğitim ve silah desteği sağlanıyor.
NATO ve bazı Avrupa ülkeleri, özellikle deniz güvenliği ve lojistik destek açısından Somali’ye katkıda bulunuyor.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Türkiye, Somali’ye yaklaşımında silahlı mücadele yerine kalkınma ve eğitim desteklerini ön planda tutuyor. Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi sağlık projeleri, altyapı çalışmaları, eğitim bursları ve TURKSOM Askeri Eğitim Üssü ile Somali ordusuna eğitim desteği sağlanıyor. Türkiye’nin bu yaklaşımı Somali halkı ile ilişkilerin güçlenmesini hedefliyor. Diplomatik düzeyde de Somali hükümetiyle yakın temas sürdürülüyor.