Sovyetler Birliği'nin Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti üzerinden Afganistan’a komşu olduğu Amu Derya (Ceyhun) nehri üzerinde “Dostluk Köprüsü” kurulmuş ve 12 Mayıs 1982'de açılışı yapılmıştı. Afganistan’ın Belh vilayetine bağlı Hayratan kasabasını Özbekistan’ın Tirmiz kentine bağlıyordu. Normal dönemlerde iki ülke ilişkilerine, özellikle de bir kara ülkesi olan ve bu yüzden komşularına bağımlı Afganistan’a faydalı olabilirdi; ama köprünün inşa edilmesindeki asıl amaç, üç sene önce (27 Aralık 1979) Afganistan’ı fiilen işgale başlamış fakat Afgan halkının destansı mücadelesinden dolayı zor duruma düşmüş Kızıl Ordu’ya lojistik desteği hızlandırmaktı.

Hızlı bir zaferi hedefleyen Sovyetler’in Moskova’da yaptığı hesaplar, 1979'dan 1989'a kadar devam eden Afganistan işgalinde tutmamıştı. Afganistan'dan prestijlerini en az zarara uğratarak çıkmaya karar verdiler. Çekilmeye başladılar ve son Sovyet askeri işte bu Dostluk Köprüsü'nden 15 Şubat 1989’da çekildi.

9 yıl bir ay 19 gün süren Sovyet işgalinin ve Kızıl Ordu’nun Hindukuş dağlarında ağır bir hezimete uğrayarak çekilmesinin sadece bölge açısından değil, tüm dünya için önemli ve hatta dönem kapatıp açan etkileri oldu.

On yıllık savaşta 620 bin Sovyet askeri Afganistan'a ayak basmıştı. Afganistan'lı Müslümanlar yıllar boyu Sovyetler Birliği ile savaşıp sovyetlerin 15 bin kayıp verip çekilmesinin akabinde, 1992 yılında Sovyetler yanlısı Cumhurbaşkanı Dr. Muhammed Necibullah Ahmedzai (1947-1996)  önderliğindeki komünist rejimi de devirmişti.

Muhammed Necibullah Ahmedzai (1987-1992 yılları arasında Afganistan Demokratik Cumhuriyeti'nin devlet başkanı. Peştun bir ailenin oğlu olarak Kâbil'de doğdu. Habibiye Yüksek Okulunda eğitimine başladı ve Kâbil Üniversitesi'ni 1975'te doktor olarak bitirdi.)

Daha sonra  Burhaneddin Rabbani (1940-2011) iktidara gelmiş, ortada sovyetler gücü kalmayınca mücahit gruplar birbirleriyle iç çekişmelere girmiş ülkede kan gövdeyi götürmüştü. Savaş ağaları bu durumu istismar ediyordu, halk perişan idi. 

برهان الدين رباني,

Burhaneddin Rabbani, Taliban'ın 1996'da iktidara gelmesiyle fiilen devrilen; ama bu tarihten itibaren Taliban'ın 2001 yılında devrilmesine kadar geçen süreç boyunca Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası alanda hukuken Afganistan'ın devlet başkanı olarak tanınan Tacik asıllı Afganistan eski devlet başkanı

Taliban’ın doğuşu

Katı İslami uygulamalarıyla dünyanın dikkatini üstüne çeken ve 11 Eylül saldırılarının ardından ABD'nin hedefi haline gelen Taliban rejimi, savaş beyleri, farklı aşiret, boy ve etnik gruplar arasında bölünmüş olan Afganistan'da 1994'te ortaya çıktı. 

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne (SSCB) karşı açılan savaş sırasında Pakistan'a göç eden mülteciler savaş sonrası geri dönmeye başladı. Pakistan'da, özellikle Deobandi Medresesi'nde eğitim görmüş öğrenciler de geri dönen mülteciler arasındaydı. Aynı dönemde halkı etkileme potansiyeline sahip yeni bir lider dikkatleri çekiyordu. 20'li yaşlarda hareketi inkılabı islamiyye'ye katılmış, birçok cephede Sovyetlere karşı direnmiş ve komutanlık yapmış, Kandahar doğumlu medrese öğrencisi Molla Muhammed Ömer (1960-2013). Bunlardan biri olan Molla Ömer etrafında birçok öğrenci ve Peştun mücahitle Taliban'ı kurdu.

Talib, İslam öğrencisi anlamına geliyor ve Taliban da bunun çoğulunu ifade ediyor.

Molla Muhammed Ömer 1979 yılında Pakistan camia el ulum el islamiyye'ye gitmiş, hanefi / maturidi / diyobend geleneğinde eğitim almıştır. Eğitimini tamamlayamadan Afganistan'a dönüp Sovyetler'e karşı savaşmış ve 1 gözünü savaşta kaybetmiştir.

Kendisinin, halkı nasıl etkilediğine dair birçok olay anlatılır. Savaş ağalarına karşı yürüttüğü faliyetlerin yanısıra, halk'a "sizleri sömürgeden kurtaracağım" vaadleri gibi. Bölgede zülüm ve çocuk istismarıyla tanınan bir savaş ağası, Molla Ömer'den etkilenen medrese taleberince gerçekleştirilen bir saldırıda öldürülmüş ve cesedi bir tankın namlusuna asılmıştı.

Kandahar'da Taliban'ı kuran Molla Ömer bir süre sonra bölgede tanındı ve büyük destek buldu. Binden fazla alimin toplanıp, Allah rasulü (Sav)'nün hırkası olduğu söylenen hırkayla düzenledikleri törende Molla Ömer'e biat etmeleri ise sürecin büyük dönüm noktalarındandır. Molla Ömer Arapçaya da hakim biriydi. Halka "Şeriat yönetimi" vaadederek destek alan Molla Ömer yönetimindeki Taliban, kısa sürede Kandahar da dahil Afganistan'ın birçok yerinde güçlenmiş, nihayetinde başkent Kabile harekat başlatmıştı. Taliban 1996 yılında Başkent Kabil'e girdikten sonra ülkeye hakim olmuş ve ilk işlerinden biri de eski cumhurbaşkanı Dr. Necibullah'ı idam etmek olmuştu. Taliban’ın bu eylemi müttefiki olan Pakistan ve Suudi Arabistan'ı da sıkıntıya soktu.

Taliban Başkent Kabil'i ele geçirmiş, devlet olmuş ve geçit töreni düzenlemişti.

Afganistan İslam Emirliği'nin ilk gazetesi Hivad

Çocuklar Taliban'ın resmi gazetesi olan Hivad gazetesin sokaklarda dağıtmaya başladı. "Afganistan İslam Emirliğinin" ilan edildiğini ve şeriatın ülke geneli hakim olduğunu halka bildiriyorlardı. 

Pakistan'ın Belucistan eyaletinde öğrenim gören binlerce genç Afgan Peştun ve Kuzeybatı Sınır Eyaleti'nden gelen gönüllüler, Taliban'a katılmak üzere Kandahar'a gitti. Daha sonra bunlara Pakistan'daki birçok medreseden Afganistan'daki yeni İslami harekete katılmak isteyen Pakistanlı gönüllüler eklendi. Aralık 1994'te 12 bin Afgan ve Pakistanlı öğrenci Kandahar'da Taliban güçlerine katıldı.

Talibanın devlet olması uluslararası  alanda tepki çekmişti. Örneğin  türk medyası resmi tören düzenleyen taliban hakkında "cicilerini giydi" diyerek alay etmişti.
(Milliyet Gazetesi)

Suudi Arabistan ve Pakistan Taliban'ı tanımış ve Afganistan devletinin meşruluğunu kabul etmişti.  Bamyan vadisinde 1.500 yıllık buda heykellerinin yıkılma kararını verdikten sonra uluslararası alanda tepki çeken Taliban, kendisine bunu uygulamamasını söylemek için gelen Mısırlı heyeti ve Çinli budistlerin milyar dolarlarca para ödeme teklifini kabul etmemiş heykelleri imha etmişti.

Ülkeyi yönetmeye başlayan Taliban'ın halkı ekonomik olarak tatmin etmemesi zayıf yönleri idi.

11 Eylül saldırısı ve Taliban'ın hedefe konması

11 Eylül 2001'de ABD'de ikiz kulelere düzenlenen saldırı Afganistan İslam Emirliği için kötü günlerin başlangıcı idi. Yaklaşık 3 bin kişinin öldüğü saldırı ile ilgili sorumlu tutulan El Kaide lideri Üsame Bin Ladin, Taliban lideri Molla Ömer'e biatlı olup Afganistan'da yaşadığı için ABD bu olayla ilgili doğrudan Taliban'ı sorumlu tuttu.

Taliban, Afganistan ve İslamın bugünkü savaşı

 Küresel Cihad düşüncesinin oluşmasında oldukça kritik bir rol oynayan stratejistlerden biri de Ebu Mus'ab El Suri, o günleri "Taliban, Afganistan ve İslamın bugünkü savaşı" isimli eserinde şöyle bildiriyor. "ABD Arap kamplarını ve Afgan  kamplandan birisini kruz füzeleriyle vurunca,  Ortalık ABD'nin darbesiyle sarsıldı.

Buna karşılık Molla Ömer 'Eğer Afganistanda sadece benim kanım kalsa, Arap mücahitleri (el kaide örgütü kastediliyor) korurum ve onları teslim etmem' açıklamasında bulundu.  Daha sonra ABD'ye kimyasal ve biyolojik silahlar kullanmak tehditlerinde bulundu. Tüm Taliban bakanları Molla Ömer'in yanında toplandılar ve üç gün boyunca toplantı düzenlediler. Bakanlardan birisi şöyle dedi: 'Mü'minlerin Emiri (Afganistan devlet başkanı Molla Ömer kastediliyor) korku ve tereddüte kapılanlarımızı azarlayıp onlara, Allah'a tevekkül nasihat etti ve  Allahın onların elleriyle, ABD'den daha güçlü ve bölge olarak ABD'den daha yakın olan Rusları hezimete uğratıp devletlerini yıktıktan sonra- ABD'den korkmama konusunda bir ders verdi"

ABD, 150 bin NATO askeri ve yerel Afgan demokrat müttefikleri ve İrana' bağlı Şii Hazara milislerle Taliban'a savaş açtı. Bu kadar şiddetli bir bombardımanda şehirleri korumanın mümkün olmadığını anlayan Taliban, kısa sürede Başkent Kabil'den kırsala çekildi. Bu çekilmeyi; kendisi bir nakşibendi olan, ve aynı zamanda el Kaide'yle çok sıkı ilişkileri olan "Afganistan İslam Emirliği Hudut Bakanı Celaleddin Hakkani" kordine etti. Yabancı savaşçılar (yani el Kaide) ve Taliban mensuplarını Pakistan sınırına taşıdı.


Taliban kırsala çekilip ABD'ye karşı düzenli ordu biçiminde savaşamayacağını anlamış ve gayrı nizami suretinde savaşmaya başlamıştı. Bugün gelinen noktada ülkenin yüzde 50'sinden fazlasına hakim. Şu an Talibanın yöneten isim Heybetullah Akhundzade. Kendisi hadis alanında alim olduğu için Şeyh'ul hadis olarak anılıyor. "Emir'ul Mu'minin Şeyh'ul Hadis Heybetullah Akhundzade" olarak biliniyor. Şeyh Heybetullah Akhundzade dönemi Taliban elindeki toprakları büyüttü.

Afganistan İslam Emirliği Bayrağı

Amaç ideal İslam toplumu idi

Taliban, siyasetle de arasına bir çizgi çekti. Grubun yetkili isimleri, iktidarı ele geçirmeye çalışan bir parti olmaktan çok halkı farklı grupların çekişmesinden arındıracak bir hareket olduklarını ifade etti. Öğrencilerin mücahit liderlerle ilgili yaşadığı hayal kırıklığı, onların bu kurtarıcı rolünü üstlenmelerine neden olmuştu. Taliban'ın hedefi, Hz Muhammed dönemindeki ideal İslam toplumunu yaratmaktı.

İslamcı bir devlet yapısı oluşturmak isteyen Taliban, hem Afganistan hem Pakistan'da yönetimi elinde bulundurduğu bölgelerde katı kurallar uyguladı. Hüküm giymiş katillerin ve zina yapanların halkın önünde idam edilmesi ve hırsızların ellerinin kesilmesi bunların örnekleri. 

Kızların okula gitmesine engel

Örgütün, 10 yaşının üzerindeki kızların okula gitmesini yasaklaması uluslararası toplumda oldukça eleştirildi. Özellikle, kızların eğitim hakkını savunan Malala Yusufzay'ın, örgüt tarafından 2012 yılında Pakistan'da saldırıya uğraması sonucu Taliban, dünyanın dört bir tarafından gelen suçlamalarla karşı karşıya kaldı.

Taliban'ın yasakları sonucu savaşta kocasını kaybeden kadınların evden çıkamayacak hale gelmesiyle 25 bin aile açlıktan ölme sınırına geldi. Taliban'ın bu politikası dünya basınında geniş yankı buldu.

İran ve Orta Asya'nın tavrı

Özbekistan, Afganistan sınırına 3 bin, Tacikistan ise 25 bin Rus askeri yığdı. Türkmenistan'daki Rus sınır muhafizlarıyla mahalli ordu birlikleri alarm durumuna geçti.

Özbekistan ve Tacikistan Kuzey Afganistan'la olan sınırlarını kapattı. Kırgızistan, Afganistan'la ortak bir sınırı olmamasına karşın Rusya'dan asker takviyesi istedi.

İran da Afganistan'da Taliban'a karşı savaşan ittifakı destekliyordu. Çünkü Taliban, hem Şii Hazarileri katletmiş, hem de Mezar-ı Şerif'te 9 İranlı diplomatı öldürmüştü.

Bu olayın ardından İran 250 bin askerini Afganistan sınırına yığarak Afganistan'ı işgal etmekle tehdit etti.

Kaynak: al Jazeera, Ajanslar