Mansur, Kafkas hanlarının sempatisini kazanır ve bölge halkını etrafında toplamaya muvaffak olur. Ruslara göre, Buhara’dan gelen Nakşibendi rüzgarı Mansur ve etrafındakilere kimlik kazandırmış, teşkilatlandırmış ve bir mukavemet ordusu haline getirmiştir.

Mansur’un Rüyası:

Mansur, bir gece rüyasında Peygamber Efendimizi görür. Efendimiz kendisinden halkı doğru yola davet etmesini ister. Mansur, halka vaaz ve nasihat edecek bilgi birikimi olmadığını beyan eder. Efendimiz, sen bildiklerini anlat, hitabındaki tesiri verecek olan Allahtır der. Bunun üzerine Mansur, doğduğu köyün camiinde vaaz vermeye başlar. İnsanlar etrafında yavaş yavaş çoğalırlar. Halk dinledikçe Mansur’un hitabet kabiliyeti ve beyanlarındaki tesiri de artar. Bilahare İmam Mansur, Peygamber Efendimiz tarafından kendisine tebliğ görevi verildiğini beyan edecektir. Yaptığı nasihatların ana esasını birlik olmaları, İslam ahlakı üzere yaşamaları, ruslardan uzak durmaları, onlardan kız almamaları /vermemeleri teşkil eder.

Mansur, Çeçenistan Devletinin ilk kurucusudur. Yaktığı diriliş meşalesi, İmam Şamil’in halef ve selefleri (4 imam) tarafından 100 yıldan fazla yanmaya devam eder. Fikirleri Kafkas halkları arasında destek bulur. Mansur Rusları 3 savaşta mağlup eder (Aldi, Kumkale, Kızılyar). Neticede esir alınır. Çariçe Katerina kendisini görmek için Petersburg’a getirmelerini ister ve görüşür. Sonra cezaevine konur ve orada vefat eder.

İmam Mansur

İmam Mansur

İmam Mansur ve talebeleri Osmanlı Devletinin Kırım mağlubiyetinden sonra kuzeydoğudan gelecek tehlikelere karşı Anadolu ve Kafkasya coğrafyasını bir kalkan gibi korumuş ve fedakarca savunmuştur. Aldı Savaşında 36 adet Savaş topları ile gelen Rus ordusunu bıçak, kazma, balta, kürek ellerine ne geçmişse hezimete uğratmıştır. Antep’ten de Seyyid Halil Efendi isimli bir zat 200 kadar adamıyla beraber Mansur’a destek vermek için Çeçenistan’a gider. Rus Tarihcisi Aleksander Bennigsen, bu hareketin lideri Şeyh Mansur ve tarikatının; “1783’ten 1921 tarihine kadar (138 sene) Kafkasya’da Ruslara karşı yapılan savaşlarda pek büyük bir prestij kazandıkları”nı dile getirir.

İmam Mansur o kadar takdir toplamıştır ki İtalyanlar, böyle bir kahraman ancak bizim aramızdan çıkar, diyerek Mansur’un önce bir misyoner olduğunu, sonra Osmanlı tekkelerinin tesirinde kalarak dervişlik yolunu seçtiğini iddia ederler. Tarihçiler bu iddianın doğru olmadığını bildirirse de Mansur’un ne kadar itibar elde ettiğini anlatması açısından önemlidir.

TARİHÇİNİN NOT DEFTERİ: XVI. YÜZYILIN İKİNCİ YARISINDA OSMANLI ÇERKEZİSTANI  (I) | Gusips

Arşiv kayıtlarına göre, İmam Mansur’un Soğucak Muhafızı Ferruh Ali Paşa ile bir teması yoktur. Belgelerden, Ruslarla yapılan anlaşma gereği Osmanlı istihbaratının ve paşalarının İmam Mansur’la hiçbir alakalarının olmadığı anlaşılmaktadır. Destek vermeye niyetlenenler de itaatsizlikten idam edilmiştir. Zira, Osmanlı Padişahı 1. Abdülhamit, kendisine intikal eden istihbarat bilgilerine istinaden İmam Mansur hakkında bilgi toplanması için emir çıkarır. Bu belgeler İmam Mansur’un bir Osmanlı görevlisi olmadığını göstermektedir. Oysa Ferruh Ali Paşa Çerkezistan’da evlenmiş, askerlerine de orada evlenmelerini tavsiye etmiş, maiyetiyle birlikte adeta yöre halklarıyla kaynaşmış ve sert mizaçlı Kafkas toplumu ile uyum içinde geçinerek İslamiyeti yaymış ve Osmanlı topraklarını Kuzeydoğudan gelecek İkinci Kırım saldırılarına karşı örgütlemiştir.

***

Bir Alperen Ferruh Ali Paşa

Küçük Kaynarca Antlaşmasından sonra Osmanlı Devletinin Kafkasya üzerinden gelebilecek tehlikelere karşı tedbir alması gerekiyordu. Bu işe Ferruh Ali Paşa görevlendirildi. Ferruh Ali Paşa bir Gürcü kölesi idi. Fıtri olarak yüksek kabiliyet sahibi bir zat idi. Kendini eğitti ve bir süre meşhur Koca Abdi Paşa’nın divan katipliğinde bulundu. Pek büyük hizmetlere vesile oldu ve şöhreti yayıldı. Taşra memuriyetlerinde dolaşarak nam kazandı. Sıkıldıkça şeyhi Mahmut Efendinin yadigarı olan tac ve hırkayı giyip halvethanesinde murakabeye dalar ve Allah’a yalvarırdı. Kocaeli Mutasarrıfı iken “Soğucak” muhafızı tayin olunur. Misyonu, Küçük Kaynarca Antlaşmasından (1774) sonra Kafkas milletlerini Osmanlı emrine almak ve orada bir mukavemet gücü hazırlamaktı. Anapa’yı bayındır hale getirdikten sonra Çerkez kabileleri arasında İslam dinini yaydı. Bütün Kafkasya’da Devlet-i Aliyyeye bir büyük kuvvet tedarik etmek için hazırlık yaptı ve hedefine kısmen nail oldu. Çerkez kabilelerinin Rusya’ya karşı durmaları ve Osmanlı Devletine olan asli bağlarını muhafaza etmeleri Feruh Ali Paşa’nın orada sarf etmiş olduğu gayretin neticesidir. Özellikle Çerkez ve Abazalarla anlaşmalar yaptı ve Osmanlıya dost olanlarla dost düşman olanlarla düşman olmaları ve re’sen hareket etmemelerini Çerkezlere kabul ettirdi ve onlardan yazılı senet alarak kayıt altına aldı. (Cevdet Tarihi , Cild: 3, Sayfa: 228)

Ferruh Ali Paşa’nın Çerkezistan’da sarf ettiği gayret pek büyüktür: Çerkezistan; 1781 tarihinden iki - üçyüz sene evvel Osmanlıların eline geçmiş ise de Kırım’ın uzantısı sayılmakla ne Osmanlı Devleti Çerkezlerin halini bilirdi ne Çerkezler doğrudan doğruya Osmanlıyı tanırdı. Kırım Hanları çocuklarını kabileler içinde terbiye ettirmek gibi bir adetleri vardı. Çerkezistan Kırım hanlarının çiftliği mesabesinde olup kabilelerin beyleri de hanzadelerin atalıkları yani süt babaları olmak hasebiyle Tatarlar ile yakınlık kurarlardı. Başka milletlere karışmamışlardı. Oraya Osmanlı Devleti tarafından vali nasp olunmadığından din ve devleti tanımazlar ve belki bu yüzden de Tatarlardan başka adam olduğunu dahi bilmezlerdi.

Rusya Anapa Hem Dinlenmek Hem Eğlenmek İçin - Anapa Gezilecek Yerler

Anapa

Rusya Devleti, Kırım, Taman, Koban taraflarına asker sevkedip, Dağıstan ve Gürcistan cihetlerine el uzatmaya başlayınca Anadolu insanı huzursuz oldu. Hem Kırım limanlarına bedel olmak hem Anadolu tarafından Rusya’ya bir set çekmek üzere Çerkezistan’ın imarı devletçe düşünüldü. Ferruh Ali Paşa’nın uhdesine Rumeli Beylerbeyi payesi ile Soğucak Muhafızlığı verilip gönderildi ve kendisine istediği kadar asker, mühimmat, zahire vs imkan verildi.

Ferruh Ali Paşa Soğucak Limanında:

Ferruh Ali Paşa Soğucak Limanına girince bindiği gemiden atılan selam toplarına kaleden mukabele edilmedi. Ali Paşa buna bir anlam veremedi ve şaşırdı. Sebebini anlamak için güvendiği adamlardan birini gizlice kaleye gönderdi. Meğer kale muhafızlarının tamamı, o sene İstanbul’dan zahireleri gönderilmediğinden açlıktan ölmüşler, yalnız bir kişi kalıp bunun eşi evlerindeki un çuvallarını silkerek elde ettiği tuz ile çorba gibi pişirip bununla hayatta kalmayı başarmışlar. Bir gün evvel bu unlar da tükenip karı koca ölümü beklemişler.

Ali Paşa, askerlerinin korkmaması için bu durumu gizli tutmuş. Mutemedini tekrar kaleye gönderip oradaki toplardan bir kaçına, şenlik var zan edilsin diye ateş verdirmiş ve bilahare kaleyi mamur bir hale getirdikten sonra askeri karaya çıkarmış.

Ali Paşa orada takip edeceği hareket tarzını tayin ettikten sonra Kırım ve Taman muhacirlerini Soğucak’ta iskan eder. Çerkez kabileleriyle kaynaşmak ve onları dine davete kolaylık olmak üzere kendisinin ve maiyetinin her kabileden kız almasına karar verir, en evvel kendisi “Şabsinç” kabilesi beylerinden Hacı Hasan Beyin kızını alır. Maksat kabileleri etkilemektir. Yörenin mizaç ve adetlerine göre düğün alayları ve ziyafetler düzenlenerek kabilelere hediyeler dağıtır.

İlk tohum: Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü İlk tohum: Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü

Ali Paşa Soğucak’ta önce bir cami, hamam, kütüphane ve medrese şeklinde bir saray yaptırır. Kalenin etrafı mamur bir şehir halini alır. Fakat kış gelince bazı bozguncu askerler, “Soğucak oturulacak yer değildir, bu paşanın sözüne bakıp ahiret hevesiyle burada kalmak ahmaklıktır” diyerek limanda duran iki gemiye binip kaçmaya karar verirler. Paşa bunu önceden haber alır, gizlice gemilerin dümenini söktürür. Askere de nasihat verirse de asker dinlemez ve gemilere biner. Paşa, topçubaşıyı çağırır “şu gemiye girenlerin cezaları şer’an lazımdır. Lakin belki tevbe ederler. Önce geminin direğini sonra dümenini kır” der. Topçubaşı aldığı emri yerine getirir. Asiler, kurtuluş olmadığını anlayarak gemiden çıkıp karaya dönerler. “Madem ki padişah hayattadır bize kurtuluş yoktur. Bir olalım, paşayı ve etbaını öldürelim” derler ve paşanın kapısına doğru yürürler. Paşanın Enderun ağaları bunları karşılayıp önlerine gelenleri tepeler. Kalanlar yalvarıp af dileyince af olunurlar.

Çerkezlerin minare tarifi:

Çerkez kabileleri, askerlere kız vererek yakınlık ve alaka peyda ettiklerinden şehre (Anapa) gelip gitmeye başlarlar. Özellikle minarede ezan okunduğunu işitince şaşırıp bunları aralarında yayarlar. Hiç görmedikleri ve işitmedikleri şeyleri görüp işittikçe, halk; “İçi oyuk taştan bir direk içinden günde beş defa bir adam zuhur edip ve ellerini kulağına koyup döne döne bağırırmış, sonra taş onu yutar kaybolurmuş, gidelim, görelim” diyerek Soğucağa gelirler. Kalenin orta yerinde başı külahlı bir yüksek taş direk görürler. Hakikaten içinden adam çıkacak mı diye gözlerini dikerler. Müezzin çıkıp ezan okumaya başladığını görünce şaşkınlıkla Osmanlı askerleriyle evlenen kızlarına gidip bunun ne demek olduğunu sorarlar.

Çerkezleri İslamiyeti kabul edişi:

Kızları İslam dinini kabul etmiş olduklarından babalarına şu cevabı verirler: “Buna ezan-ı Muhammedî derler. Ağam, yani kocam bana söyledi: Yerleri, gökleri, adamları ve sair şeyleri yaratan Allahın, Peygamberi Muhammed Aleyhisselam vasıtasıyla gönderdiği emri üzere amel etmeyi hatırlatmak için bu ezan okunur. Bu sesi işiten su ile abdest aldıktan sonra gün battığı tarafı sağ koluna doğduğu tarafı sol koluna alıp yüzünü önce Peygamber İbrahim’in bina eylediği Beytullaha (kıbleye) çevirip cenabı hakkın peygamberine gönderdiği Kur’anın bir miktarını okurlar, namaz kılarlar. İşte ağamın öğrettiğini size göstereyim” diyerek abdest alıp kıbleye doğrulup namaz kılar ve bildiği kadar İslamın şartlarını kendilerine bildirirler.

Paşa, Çerkezlere İslam dininin ahkamını tarif edince onlar İslam dinini beğenip kabul ederler. Kabilelerine hoca gönderilmesini ister. Paşa onlara hocalar gönderir. Çerkezler o seneye “İmam Senesi” derler. İslam Dini bu şekilde Çerkezler arasında yayılır.

Ferruh Ali Paşa bir taraftan İslam dinini Çerkezler arasında yaymakla beraber diğer taraftan da o havalinin imarına çalışır.

Soğucak Anadolu tarafındaki “Gelincik” Limanı Çerkezistan sahillerindeki limanların en iyisi olduğundan Ruslar burasını bir bahane ile zabt etmeden evvel Ferruh Ali Paşa orada odalar, tabyalar ve birkaç cami inşa eder ve top ve cephane ile takviye ederek Delibaşını ağa tayin eder.

Nogayların Anapa civarına yerleşmeleri denge kurulmasına vesile olur:

40.000 nüfuslu Nogay Tatarları da Rusya’ya itaat etmeyip Çerkezistan’ın bir tarafında iskan edilmeleri için Ferruh Ali Paşa’ya müracaat eder. Ali Paşa, ziraatla meşgul olmaları, aşar-ı şeriyeyi vermeleri, Çerkezler kurallara aykırı hareket ederse validen tarafa olmaları ve Rusya ile cenk etmek lazım gelirse valinin izni ile hareket etmeleri şartlarıyla 10.000’ini Hacılar Kalesinde, 10.000’ini Labe nehri önünde, 10.000’ini Hatukayda, 10.000’ini de Anapa Kalesinde iskan eder.

Çerkezistan’a başkent olabilecek ve Rusya’ya karşı istihkam verilecek yegane mevki Anapa olduğundan Ferruh Ali Paşa 1783 senesinde Anapa’yı tesis etmeye başlayarak Taman ahalisinden hicret edenleri oraya yerleştirir. Han ve gümrük ve çarşı ve bir büyük yeniçeri kışlası ve ağakapısı ve iki cami ve iki hamam ve liman başında tabyalar ve bir kütüphane ve cami ve saray ve saire devlet binaları inşa eder. Çerkez ve Tatar kabileleri arasındaki Çingene taifesi meydana çıkarıp kendilerini bir nizama bağlar, Ermenilere de bir mahalle ayırır.

Bilahare İstanbul erkanı arasında Ferruh Ali Paşa hakkında linç kampanyası başlatılır. Bu dedikodular Paşa’yı üzer ve bitirir.(1785). Yüklenmelerinin sebebi Ferruh Ali Paşa’nın kendilerine cariye göndermemesidir. Ferruh Ali Paşa Anapa’da vefat eder. Yerine atadıkları Faş Muhafızlığından görevden azledilmiş olan esir tüccarı Bîcanzade Ali Paşa Soğucak Muhafızlığına atanır. Ancak bu zatın niyetini halk bildiği için isyan çıkarırlar. Galeyana gelerek saraya hücum eder, padişaha şikayet ederler. Esir Tüccarı Bicanzade canını zor kurtarır.

Hülasa-i kelam:

Meğer Nakşibendiler bu milleti nelerden korumuş da maalesef bunu bizden gizlemişler. Acaba, tarihle helalleşme sürecine girdiğimiz bugünlerde İmam Mansur ve Ferruh Ali Paşa’nın da kabrine gidip özür dileyecek miyiz? Yukarıda arz ettiğimiz, İmam Mansur ve Ferruh Ali Paşa, hepimizin medyun olduğumuz iki değerli şahsiyettir. Rusların müridizm dedikleri tarikat odaklı halkı bir araya getirmişler. Bu yüzden Kafkasya tarihini tasavvuftan arındırmak mümkün değildir.

Ferruh Ali Paşa da yolundan tasavvuf hareket ederek muvaffak olmuştur. TV’lerde her akşam salya sümük tarikatları çapraz ateşe alıp yerden yere vuranlara İmam Mansur ve Ferruh Ali Paşa’nın bu millet için yaptıkları fedakarlıklar hatırlatılsa acaba ne diyecekler merak ediyorum? Mansur gibi bir mücadele adamı kaz çobanıdır ve hayatıyla “Çobanlar, güneş, bulut ve yıldızlardan başka bir şey bilmezler” tezini tersyüz etmiştir. Şurası bir gerçektir ki, Anadolu, kuzeyden gelecek tehlikelere karşı İmam Mansur ve Şeyh Şamillerin yolunda giden “mürid”lerin fedakarlıklarıyla korunmuştur. Milli Mücadele sırasında da Mustafa Kemal doğuda Nakşibendi şeyhlerinden Muhammed Küfrevi Hazretlerinden yardım almış, onlarla mektuplaşmış hatta ziyaret etmişti.

Bilahare yollarının ayrılması ayrı bir yazı konusudur.

Kaynaklar:

Cevdet Paşa, Tarihi Cevdet

Osmanlı Arşiv belgeleri

Osmanlı Rus İlişkileri Tarihi

Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi

Evkaf Tarihi, Vamık Şükrü

B. Batırhan, “Şeyh Mansur” Kafkasya

Paul Henze, Kafkaslarsa Ateş ve Kılıç

M.Özsaray, Osmanlı Belgelerinde Kafkasya

Zübeyde Güneş Yağcı, Ferruh Ali Paşa’nın Soğucak Muhafızlığı

Tarık Cemal Kutlu, İmam Mansur.

Kölelik Dönemeci, Roman, Kemal Bilbaşar

Not: 16 Kasım 2021 tarihinde aramızdan ayrılan mütefekkir şair Sezai Karakoç’a rahmet ve mağfiret

dileriz.