Nejdet Sevil-Tarih Dosyası/Dünya Bülteni - 2011

16. yüzyıldan itibaren Osmanlı sosyal hayatında yerini alan kahvehaneler, Osmanlı’nın altın çağını yaşadığı bu yüzyıldan başlayarak Tanzimat’ta, Meşrutiyet’te ve Cumhuriyet döneminde yaşanan sosyal değişim ve Batılılaşma sürecinde aktif mekânlar olarak yer almışlardır. Kahvehaneler bu değişim esnasında eleştiri gibi, kültürel dönüşüm ve değişim süreçlerinin en önemli araçlarından birini bünyesinde barındırabildiği için etkin bir role sahip olmuşlardır. Bilhassa, Tanzimat akabinde ortaya çıkan kültürel çeşitlilik ve sosyal zenginliğin en iyi gözlenebildiği kurumlardan biri olarak kahvehaneler, gündelik hayatı; ev, çarşı ve cami üçgeninde yer alan Osmanlı insanını sosyal bir hayatın içine çekebilmiştir. İlk etapta, sohbetlerin konusu belirli geleneksel sınırlar içerisinde kalmış ise de kahvehaneler zamanla müdavimlerin özelliklerine göre, gündelik hayatı ve sosyal yaşamı derinden etkileyebilecek sohbetlerin ve bilgi alışverişlerinin yapıldığı mekânlar olmuşlardır. Bu bakımdan kahvehaneler,  Türk siyasî, sosyal ve kültürel hayatının geçirdiği değişim sürecinde önemli bir yer teşkil etmişlerdir.

 Fikir ve bilgi alışverişlerinin yoğun olarak gerçekleştirildiği bu mekânlar, mevcut siyasi otoriteler için devamlı surette tehlike arzeden kurumlar olarak algılanmışlar ve Osmanlı ülkesinde özellikle İstanbul’da cami ve mescidin yerini alan ilk siyasal dedikodu yerleri olan kahvehaneler hükümet için korkulacak bir gücün, siyasal muhalefetin odak yerleri haline gelmişlerdir. Buna binaen, IV. Murat döneminden itibaren kahvehaneler baskı altında tutulmaya çalışılmış ve III. Selim ile II. Mahmud dönemlerinde de baskı altında tutulmalarının yanında, kapatılma girişimlerine de maruz kalmışlardır. Özellikle II. Mahmud’un, Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırdıktan sonra Yeniçerilerin devam ettiği kahvehaneleri de kapatması, iktidar tarafından bu kurumlara yöneltilen olumsuz bakış açısının ve bu kurumların tehlike arz eden kurumlar olarak görüldüğünün bir işaretidir.

1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla birlikte, bir kurum ve topluluk olarak Yeniçeriliğin devamını sağlayan bütün semiotik şebeke ve Ocak mensuplarının yanısıra ahalinin farklı kesimlerinden kişilerin de sosyalleştiği sivil kamu alanları olan kahvehaneler de söz konusu köksüzleştirme ve kurumsuzlaştırma operasyonunun başlıca muhatabı olmuşlardır. Çünkü, geleceğe yönelik planlı bir ideolojik ajandaları olmasa da şiddet kullanmaktan imtina etmedikleri için müesses nizam için tehdit görülen alt kesim, Yeniçeriler ve işsiz güçsüz takımı bu mekanlarda bir araya geliyorlardı ve sabahtan akşama hatta yatsıya kadar oturup devlet erkanını çekiştiriyorlardı.

 Genel olarak bu nedenlerden ötürü çıkarılan bir emirle, halkın ‘san’at ve ticaret ile meşgûl olub battal kalmamaları’ gerektiği söylenerek İstanbul’da, Eyvan-ı Saray (Ayvansaray)’dan Yedikule’ye kadar mahalle aralarında, çarşı ve hanlarda ‘ne mikdar kahve var ise hiç birisi kalmayarak’ hepsinin yıkılması yada bundan böyle kahvehane olarak işletilmemesi neticesinde, payitahta isimleri kayda geçirilen, 1133 kahvehaneden (Eyüb’de 182; Galata’da 511; Üsküdar’da 250) bir kısmı yıktırılmıştı.

 Öte yandan, Asakir-i Mansure Seraskeri Hüseyin Paşa’ya ve İstanbul kadısına Bâbıâli’den gönderilen bir buyrulduya bakılırsa, be mekânların bir kısmının kapatılmasına gerekçe olarak, ‘daima işsiz ve güçsüz bir takım kimesneler(kimseler)in’ bir araya gelip namaz vakitlerinde camiler ve mescidler yerine oralarda toplanıp ‘şer’i şerifin yasakladığı’ sohbetler yapmaları gösterilmekteydi. Oysa devlet ricali, tebaasının bu şekilde ‘hem ibadet ve itaat hem de kisb u ticaretten kalıp vakitlerini beyhûde geçirmelerine’ razı değildi.

 Netice olarak; Türk siyasî, sosyal ve kültürel hayatının geçirdiği değişim sürecinde önemli bir yer teşkil eden kahvehaneler, her dönem farklı bir fonksiyona sahip olmuşlar ve her dönem farklı bir karaktere bürünerek günümüze değin varlıklarını sürdürmüşlerdir.

 Kaynaklar:

 İsmail Ediz, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’in İlk Yıllarına Kahvehaneler ve Sosyal Değişim” Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Dergisi, 10 (1), s. 179-189 (2008)

 Gültekin Yıldız, Neferin Adı Yok, İstanbul 2009.

 Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, İstanbul 2003.