Wall Street Journal (WSJ), Batılı şirketlerin Doğu Türkistan’daki yatırımlarının büyük oranda sona erdiğini yazdı. Haberde, Pekin’in 2010’lu yıllarda çağrısıyla başlayan projelerin önemli bir kısmının iptal edildiği veya elden çıkarıldığı belirtildi.
New York merkezli gazetenin aktardığına göre, Volkswagen, kısa süre önce Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi'deki fabrikasını sattı. Gazete muhabiri, bölgeye yaptığı ziyaret sırasında fabrikanın atıl durumda olduğunu gözlemledi. Aynı haberde, şirketin insan hakları ihlalleri nedeniyle küresel baskılarla karşılaştığı bilgisi paylaşıldı.
VOLKSWAGEN VE BASF TESİSLERİNİ TERK ETTİ
Volkswagen gibi, Almanya merkezli kimya devi BASF da 2016’da Korla kentinde başlattığı faaliyetlerini sonlandırdı. Fransız sanayi gazı üreticisi Air Liquide ise 2013 yılında planladığı üretimi askıya aldı.
WSJ’nin haberinde, bu gelişmelerin ardından bölgedeki yatırımların azaldığı ve çok sayıda projenin durdurulduğu kaydedildi.
UFPLA YASASI SONRASI TEPKİLER ARTTI
Amerika Birleşik Devletleri’nin 2022 yılında yürürlüğe koyduğu Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası (UFPLA), Doğu Türkistan’dan ithalatı yasakladı. Bu gelişme, bölgedeki yabancı yatırımların yeniden gözden geçirilmesine yol açtı. Otomotivden tekstile birçok şirket, Doğu Türkistan ile ticari ilişkilerini sınırlama yoluna gitti.
WSJ, Çinli kaynaklara dayandırdığı bilgide, “ABD, Doğu Türkistan'ın refahını ve istikrarını hedef alıyor” ifadelerine yer verdi.
ÇİN YÖNETİMİ TEPKİLERE KARŞI ÖNLEM ALIYOR
Çin hükümeti ise bu eğilimi tersine çevirmek için çeşitli adımlar atıyor. Calvin Klein ve Tommy Hilfiger markalarının sahibi PVH şirketi, Doğu Türkistan kaynaklı pamukları boykot ettiği gerekçesiyle “güvenilmez şirketler” listesine alındı. Şirket, yaptırım tehditleriyle karşı karşıya kaldı.
Resmi rakamlara göre, son yıllarda Batılı şirketlerin bölgeye ilgisi azaldı. WSJ, Kazakistan ve Türkiye’nin 2021 yılında Doğu Türkistan’da sırasıyla 40 ve 38 kuruluşla yer aldığını bildirdi.
BÖLGEDEKİ İNSAN HAKLARI TARTIŞMALARI
Çin yönetimi, Doğu Türkistan’da zorla çalıştırma, işkence ve toplu alıkoyma suçlamalarıyla karşı karşıya. İnsan hakları örgütleri, yaklaşık 1 milyon kişinin yeniden eğitim kamplarında veya hapishanelerde tutulduğunu öne sürüyor. ABD ise bu uygulamaları “soykırım” olarak niteliyor. Çin hükümeti ise bu iddiaları reddediyor.
ABD'DEN VİZE KISITLAMASI HAMLESİ
Son olarak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, güvenlik endişesi taşıyan etnik ve dini grupların sınır dışı edilmesine katkı sağlayan yabancı hükümet yetkililerine vize kısıtlaması uygulanacağını duyurdu. 27 Şubat’ta 40 Uygur Türkünü sınır dışı eden Tayland hükümeti yetkilileri, bu uygulamanın ilk hedefi oldu.
Rubio, yapılan yazılı açıklamada “Bu adımla Pekin'in baskılarına karşı durulacağı” ifadelerini kullandı.