Emre Gül / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Osmanlı tarihinin gölgede kalmış konularından biri de I. Dünya Savaşı sırasında Filistin Cephesi’nde yapılan “Gazze Muharebeleri”dir. Özellikle Filistinli kadınların yardım ve desteğini gören Osmanlı askerleri, burada 7 aydan fazla bir süre Gazze’yi büyük bir özveri ve kahramanlıkla savunmuştur

Anzaklar da Gazze’de

Mısır’daki İngiliz kuvvetlerini sıkıştırmak ve Süveyş Kanalı’nın kontrolünü ele geçirmek için yapılan başarısız “Kanal Harekâtı”ndan sonra Osmanlı kuvvetleri, Gazze-Tellü’ş-Şeria-Birü’s-Sebi’ye doğru çekilmiş ve kesin müdafaa hattı burada kurulmuştur. Bölgedeki Osmanlı kuvvetlerinin zayıflaması İngilizlerin, Filistin ve Suriye üzerine yürümelerine zemin hazırlamıştır.

Bir sene süren çalışmanın ardından General Archibald Murray komutasında İngilizler, Anzak birlikleriyle beraber, Şerif Hüseyin’in başlattığı ayaklanmadan da faydalanarak harekete geçmişlerdir. Amaçları, Kudüs ve Filistin’i ele geçirip Suriye, Irak ve Arap Yarımadası’ndaki Osmanlı güçlerinin bağlantısını kesmektir.

Gazze’deki Çanakkale Alayı

Alman Von Kress Paşa’nın komutasındaki Osmanlı Ordusu ise erzaksız ve yorgundur. Anadolu ve Irak’tan takviye birliklerin gelmesi beklenmekte, bu bağlamda Gazze’ye Çanakkale Cephesi’nde savaşmış askerler ve alaylar da gönderilmektedir. Her iki tarafında güçlerini burada pekiştirmesiyle İngilizlerle 7 ay 11 gün sürecek olan “Gazze Muharebeleri” 26 Mart 1917’de başlamıştır. Ani bir baskınla gerçekleşen ilk İngiliz taarruzu, donanma, zırhlı otomobiller, uçaklar ve süvari kıtalarıyla desteklenen kara piyadeleriyle yapılmıştır. “Birinci Gazze Muharebesi” bu şartlar altında Osmanlı askerlerinin süngü hücumuyla zaferle neticelenmiştir.

Bu ilk zaferde Çanakkale’den gelen alayın etkisi büyük olmuştur. Bu alayın varlığını haber alan İngiliz askerleri psikolojik olarak etkilenmiştir. O sırada Gazze’de bulunan Falih Rıfkı Atay, “Zetindağı” adlı eserinde yaşananları: “İngilizler cepheyi yorgun ve boş bulan taarruza kadar Gazze ordusuna iki defa taarruz ettiler. Denizden büyük gemi topları şehri birkaç defa yerle bir etti. Artık harap olan Gazze’yi ilk müthiş hücumdan kurtaran alay, bizim tarihte en iyi isimlerinden birini bırakmıştır.

Bu alay kendinden en aşağı dört beş defa üstün kuvvetlere karşı Gazze’yi kurtardı. Bir düzine demir yağmuru altında insanı deli gibi eden bu “Gazze Muharebeleri”nde Kudüs’e dönen yaralıları ziyaret ederken, bir arkadaşım, neferlerden birine demişti ki: “Nasıl, yine gelirler mi dersin?””Gelemezler Efendi! Bizim alayı gördüler! Sözleriyle anlatmıştır.

Kaçan fırsat

Üstün askeri güçlerine rağmen geri çekilmek zorunda kalan İngilizler, 17 Nisan’da “İkinci Gazze Muharebesi”ni başlatmışlardır. Bu sırada İngiliz Ordusu ile Osmanlı Ordusu arasındaki güç farkı açılmaya başlamıştır. Asker ve silahla desteklenen, döşedikleri su boruları vasıtasıyla çöl sıcağında susuzluklarını giderebilen İngilizler, hazır konservelerle aç kalmazken, Osmanlı askerleri tüm bu imkânlardan mahrum halde savaşmıştır. Üç gün süren bu şiddetli taarruz sırasında Osmanlı askerleri cephane sıkıntısına rağmen başarılı bir savunma yaparak düşmanı ağır zayiatla mağlup etmeyi başarmışlardır.

Gazze Muharebeleri’nden gözlemler de aktaran Falih Rıfkı Atay: “Gazze’nin içinde “Gazze Muharebeleri”nin en şiddetli günlerini geçiren bir arkadaşın üç mektubunu alıyorum. “Bilsen Gazze’de ne kadar rahatım. Harp zamanı cephede yaşamaktan başka teselli olmadığına artık inanıyorum. Önümüzde Gazze’nin bütün kısa dağlarına ve düşmanın cephesine hâkim külaha benzer bir küçük tepe var. Bu tepede Şeyh Ali Mantar’ın çıplak türbesiyle iki ölü ağaç duruyor, Gazzeliler kıymetli adamlarını da Şeyh Ali Mantar’ın mukaddes toprağı etrafına gömmüşler. Kısaca, “Mantartepe” denen bu toprak çıkıntısı, “Gazze Muharebeleri”nde unutulmaz bir isim bıraktı. Cephemizle karşı cephe arasındaki en elverişli tarassut yeri burası idi. Arap mezarlarının altında sekiz tünel deldik, cesur tarassut zabitleri, bu tünellerden geçip top ateşlerini idare ediyorlar.

İkinci Gazze taarruzunda İngilizler karadan ve denizden en ağır toplarıyla üç gün Şeyh Ali Mantar’ın tepesini dövdüler. Korkunç bir gürültü ile toprağı karıştıran mermiler altında ufak tepenin irtifaı birkaç metre azalmış, ateş altında bir yanardağa benzeyen tepe, toz toprak, sarı ve siyah dumanlar içinde boğulmuş idi. Kaç defa türbe, mezar , ağaç ve taş parçaları ve senelerden beri ılık mezarlarının içinde uyuyan ölülerin kemikleri bize kadar geldi… Mantartepe, İngilizler’e o kadar şüphe verdi ki, biz terk ettikten sonra üstündeki taşın hareketine karşı yüzlerce mermi attılar. Şeyh Ali Mantar’ın tepesi altında sebat eden tarassut zabitleriyle neferler, Gazze günlerinin hakikaten en büyük kahramanlarıdırlar.” Şeklindeki cephe mektuplarına da eserinde yer vermiştir.

Hem cephede hem Osmanlı kamuoyunda sevinç ve memnuniyetle karşılanan bu sonuçlar İngilizler açısından tam bir fiyasko olmuştur. Yenilgilerin faturası General Murray’a kesilmiş ve görevinden alınarak yerine General Allenby getirilmiştir. Toparlanma sürecinde önemli bir harekâta girişmeyen Allenby yenilgilerden ders çıkararak eksiklerini giderirken, moral ve psikolojik üstünlüğe sahip Gazze’deki Osmanlı Ordusu’nda işler ters gitmektedir. Asker ve cephane takviyesi yapılmadığı gibi Başkumandanlık ve Cephe Kumandanlıkları arasındaki anlaşmazlıklar savaşla birleşince Gazze ordusu yıpranmıştır.

Emir Faysal’ın ihaneti ve Gazze’nin kaybı

İlk iki mağlubiyetin intikamını almak ve Gazze savuma hattını yararak bu defteri kapamak isteyen General Allenby, ikmal hazırlıklarını tamamladıktan sonra “Üçüncü Gazze Muharebesi” için planlarını yapmıştır. Bu sırada Mekke Şerifi Hüseyin’in oğullarından Emir Faysal da kumandası altındaki kuvvetlerle düşmanla işbirliği yaparak Osmanlı Ordusu’nu arkadan vurmaya başlamıştır. 6 Kasım 1917’ de hava, kara ve denizden yapılan bombardımanlar ve yaşanan şiddetli muharebe sonucunda İngiliz ilerleyişi durdurulamamıştır. Din kardeşleri olan Emir Faysal kuvvetlerinin ihaneti sebebiyle manevi açıdan da yara almış Osmanlı askerleri daha fazla Gazze-Tellü’ş-Şeria-Birü’s-Sebi hattında tutunamayarak Gazze’yi tahliye etmiştir. Önünde durabilecek mühim bir güç kalmayan General Allenby ise bu başarıyla yaşanan iki yenilginin zararlarını tamir etmiş ve Kudüs’ü işgale muvaffak olmuştur.

Kaynaklar:

İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c.4, İstanbul, 2011.

Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı, İstanbul, 1943.