Necdet Sevil / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Osmanlı ordusuna mukavemet edecek hiçbir Yunan kuvveti kalmamıştı ve bu sonuçla birlikte, Osmanlı ordusuna Atina yolu açılmıştı. Atina yolunun açılmasıyla da, Atina’da büyük bir korku yaşanmıştı.

Osmanlı Devleti, Balkan ülkeleri ile birebir karşı karşıya geldiğinde problemleri rahatlıkla kendi lehine çözebilecek güce sahipken, Avrupa devletlerinin olaylara müdahil olmalarıyla olaylar farklı bir mecraya sürüklenirdi. Nitekim 1897 yılında Girit meselesi yüzünden cereyan eden Osmanlı-Yunan harbi de böyle bir mecrada gelişip ilerlemişti.

Berlin Kongresi’nden sonra, Girit olayları ile Yunanistan’ın, Osmanlı Devleti’nden toprak ve kendi lehine sınır düzeltmesi yapılmasını istemesi, iki devleti karşı karşıya getirmişti. Ancak, Büyük Devletlerin baskıları ile Osmanlı Devleti’nin verdiği ödünler neticesinde, iki devlet arasındaki sorunlar bir süreliğine de olsa dizginlenmişti. Fakat, daha sonraları Yunanistan’ın kuzeye ve Ege adalarına doğru sürekli olarak genişlemek istemesi ve bu doğrultuda girişimlerde bulunması, Osmanlı-Yunan ilişkilerini yeniden gergin bir hale getirmişti. İlişkilerin bu denli gerginleşmesinde Girit meselesi önemli bir rol oynamıştı ve gerginleşen bu ilişkiler üzerine İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya devletlerinin Girit’e ortak bir donanma göndermeye karar vermeleri sonucunda ise Girit meselesi devletlerarası bir sorun halini almıştı.

Yaşanan bu gelişmelere rağmen, Yunan Prensi Yorgi’nin komutasındaki bir savaş filosu 10 Şubat 1897’de Girit sularına gelmiş ve 14 Şubat günü de Albay Timoleon Vassos yönetimindeki bir Yunan birliği Hanya yakınlarında karaya çıkarak Girit’in Yunanistan’a bağlandığını ilan etmişti.

Yunanistan’ın bu oldubittisi karşısında Osmanlı Devleti olayı şiddetle protesto etmiş ve Büyük Devletler de, Yunanistan’ın bu hareketlerinden bir an önce vazgeçmesini, aksi takdirde harekete geçeceklerini bildirmişlerdi. Yunan tarafının bu emirleri önemsemeyip reddetmesi üzerine de 21 Mart 1897’de Girit, mezkûr Büyük Devletler tarafından geçici olarak işgal edilmiş ve böylece Girit’te yeni bir statü tesis edilmişti.

Büyük Devletlerin yapmış oldukları bu hareket, Yunan kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmış ve kamuoyu ile Yunan Hükümeti, Osmanlı Devleti’ne savaş açılmasını istemişti. Ancak, bu durumda böyle bir harekete girişilemeyeceğini bilen Yunanlılar, tüm dikkatlerini Makedonya’ya çevirmişlerdi. Yunan çetelerinin Teselya sınırlarındaki saldırılarını çoğaltmaları üzerine ise Osmanlı Devleti, 17 Nisan 1897’de Yunanistan’a savaş ilan etmişti.

Esasen, bu dönemde Osmanlı Devleti’nin başında bulunan II. Abdülhamid, daha çok diplomasinden yanaydı ve savaşa pek taraftar değildi. Öte yandan, 1877-1878’de meydana gelen Osmanlı-Rus Savaşı’ndan büyük bir yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti, henüz kendini tam anlamıyla toparlamış değildi. Fakat, Yunanistan’ın bu umursamaz tavırları, Avrupa devletlerinin söylediklerini duymazdan gelmesi ve en önemlisi de Makedonya üzerine yaptığı saldırılar, artık bir Osmanlı-Yunan Savaşı’nı kaçınılmaz hale getirmişti.

Osmanlı Devleti’nin Yunanistan’a savaş ilan etmesi üzerine ertesi gün yani 18 Nisan’da savaş başlamış ve Müşir Ethem Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Yunanlıları art arda yenerek onları geri çekilmeye mecbur bırakmıştı. 15-17 Mayıs 1897’de Dömeke’de yapılan ve Yunanlıların büyük bir yenilgisiyle sonuçlanan mücadele ise, savaşın kesin sonucunu tayin etmişti. Artık Osmanlı ordusuna mukavemet edecek hiçbir Yunan kuvveti kalmamıştı ve bu sonuçla birlikte, Osmanlı ordusuna Atina yolu açılmıştı. Atina yolunun açılmasıyla da, Atina’da büyük bir korku yaşanmıştı ve Yunanları bu kötü durumdan yine Büyük Devletler kurtarmıştı.

Son olarak Yunanistan, Rusya’dan arabuluculuk yapmasını istemiş ve Rus Çarı, II. Abdülhamid’den harekâtın sona ermesini rica etmişti. Bu durum karşısında Osmanlı Devleti savaşı durdurmak zorunda kalmış ve 20 Mayıs 1897’de iki devlet arasında İstanbul Antlaşması imzalanmıştı. Sonuçta, Yunanistan savaştan yenik ayrılmasına rağmen hiçbir toprak kaybına uğramadan, sadece harp tazminatı ödemekle kurtulmuştu.

Kaynaklar:

Vahdettin Engin, Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı, İstanbul 2009.

Rıfat Uçarol, Siyasi Tarih (1789-2001), İstanbul, 2006.