Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra merkezli Şarku’l Avsat gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel’in sorularını cevaplayarak Türkiye’nin Orta Doğu’daki diplomasi, güvenlik ve bölgesel iş birliği yaklaşımına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Mülakatta Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması başta olmak üzere ABD-İran gerilimi, Körfez güvenliği, Hürmüz Boğazı, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri, Lübnan ve Suriye’deki gelişmeler ele alındı. Erdoğan, Mekke’de oluşturulan üçlü mekanizmanın günlük gelişmelere verilmiş bir tepki olmadığını, değişen bölgesel koşullar karşısında ortaya konulan stratejik bir irade olduğunu ifade etti.
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikrinin bölgede yaşanan gelişmeler sonucunda ortaya çıkan yeni şartlar ve ortak sorumluluk anlayışının sonucu olduğunu söyledi. Türkiye’nin uzun süredir bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından sahiplenilerek çözüme kavuşturulmasını savunduğunu kaydeden Erdoğan, son dönemde yaşanan gelişmelerin dost ve kardeş ülkeler arasındaki dayanışmanın önemini yeniden ortaya koyduğunu belirtti. Türkiye’nin anlaşmazlıkların derinleşmesi yerine diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduğunu ifade eden Erdoğan, kalıcı barışın çatışmaların sona ermesinin yanında karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifiyle mümkün olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın bir araya gelmesinden ibaret olmadığını belirterek bölgenin istikrarı ve halkların huzuru açısından tarihî bir sorumluluğun üstlenildiğini söyledi. Anlaşmanın bölgede huzur ve istikrar isteyen diğer ülkelere de açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin taraf ülke sayısının artırılmasına karşı olmadığını kaydetti. Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın bölgede yeni bir iş birliği ve dayanışma döneminin kapısını açtığını belirterek söz konusu kapının açık tutulması yönünde iradeye sahip olduklarını ifade etti.
“VİZYONUMUZ BÜTÜN BÖLGE ÜLKELERİNİ BU ÇATININ ALTINDA TOPLAMAK”
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ABD ile İran arasındaki gerilim nedeniyle oluşturulup oluşturulmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, iki ülke arasındaki gerilimin bölgesel gelişmeler açısından önemli olduğunu ancak anlaşmayı yalnızca söz konusu gerilime bağlı konjonktürel bir adım şeklinde değerlendirmenin doğru olmayacağını söyledi. Anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesinde yer alan meşru savunma hakkını teyit ettiğini belirten Erdoğan, mekanizmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve bölgenin huzuru, refahı ve istikrarını amaçlayan ülkelere açık olduğunu ifade etti.
Erdoğan, “Vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır” diyerek Türkiye’nin anlaşmaya yönelik uzun vadeli yaklaşımını açıkladı. Mekanizmanın geçmişinin yalnızca son dönemdeki gelişmelere dayanmadığını kaydeden Erdoğan, anlaşma konusunun Türkiye’nin hem imzacı ülkeler hem de bölgedeki diğer ülkelerle uzun süredir yaptığı görüşmelerde ele alındığını söyledi.
ERDOĞAN: DIŞARIDAN DAYATILAN REÇETELERİN SONUÇLARINI BİLİYORUZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için ilgili ülkelerin düzenli istişare içerisinde bulunması gerektiğini uzun süredir dile getirdiklerini söyledi. Bölgesel sorunların çözümünde dışarıdan dayatılan modellerin geçmişte yol açtığı sonuçlara işaret eden Erdoğan, Türkiye’nin bölge ülkelerinin kendi iradesinin ve ortak aklının belirleyici olması yönünde politika izlediğini belirtti.
Mekke’de oluşturulan üçlü mekanizmanın günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki şeklinde değerlendirilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, atılan adımın değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir irade olduğunu kaydetti. Türkiye’nin gerilim yerine diplomasiyi, çatışma yerine diyaloğu ve ayrışma yerine bölgesel iş birliğini desteklediğini söyleyen Erdoğan, bütün taraflarla görüşebilen bir ülke olarak kalıcı barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmeye devam edeceklerini belirtti.
BİR ÜLKEYE YÖNELİK TEHDİT ORTAK GÜVENLİK MESELESİ SAYILACAK
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda taraflardan birine yönelik saldırı veya tehdidin diğer tarafları da ilgilendiren bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesine ilişkin madde hakkında konuşan Erdoğan, anlaşmanın ortak savunma yaklaşımına dayandığını açıkladı. Cumhurbaşkanı, anlaşmanın Mekke’de üç kardeş ülke tarafından imzalanmasının ayrıca anlam taşıdığını söyledi.
Erdoğan, mekanizmanın temelinde kolektif caydırıcılığın bulunduğunu belirterek anlaşmanın güvenlik ve savunma alanındaki iş birliğini ilerletmesi, savunma sanayiinde ortak projelere zemin hazırlaması ve terörizmle mücadeleyi güçlendirmesinin amaçlandığını ifade etti. Anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulayan Erdoğan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik tehdidin diğer taraflar tarafından da ortak güvenlik meselesi olarak değerlendirileceğini söyledi.
“BİRİMİZİN GÜVENLİĞİ HEPİMİZİN GÜVENLİĞİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmadaki ortak güvenlik hükmünün yalnızca askerî açıdan ele alınmaması gerektiğini belirterek asıl amacın caydırıcılığı artırmak, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma içerisinde güçlendirmek ve bölgesel istikrarı korumak olduğunu söyledi. Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanındaki çalışmalarını dost ve kardeş ülkelerle yaptığı iş birlikleriyle bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacak şekilde sürdürdüğünü ifade etti.
Anlaşmaya imza atan ülkelerin birbirlerine tehdit oluşturmama ve karşılıklı güvenliği destekleme taahhüdünde bulunduğunu aktaran Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın temel mesajını “Birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir” sözleriyle açıkladı. Erdoğan, söz konusu anlayışın kapsayıcı şekilde uygulanması halinde bölgede kalıcı barış, istikrar ve refah ortamının oluşturulabileceğini belirtti.
“BÖLGENİN GELECEĞİ BÖLGE ÜLKELERİNİN İRADESİNDEN BAĞIMSIZ ŞEKİLLENDİRİLEMEZ”
Orta Doğu ülkelerinin güvenlik ve istikrar konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerinin, istikrarlarının ve geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki sorunları en iyi bölge ülkelerinin ve halklarının bildiğini kaydeden Erdoğan, bölgesel gelişmelerin küresel sonuçlar doğurabilmesine rağmen bölgesel sahiplenme, dayanışma ve ortak iradenin güçlendirilmesinin küresel istikrara da katkıda bulunacağını belirtti.
Türkiye’nin bölge ülkelerinin kendi aralarında daha güçlü ve kalıcı mekanizmalar oluşturmasına önem verdiğini aktaran Erdoğan, mevcut iş birliklerinin kurumsal hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Erdoğan, bölgedeki ülkelerin güvenliklerini ve ekonomik istikrarlarını kendi aralarında kuracakları kurumsal ilişkiler yoluyla güvence altına almalarının önemine dikkat çekerek bölgenin geleceğinin, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız şekilde oluşturulamayacağını söyledi.
DIŞLAYICI BLOKLAR YERİNE BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİ MESAJI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hedefinin dışlayıcı bloklaşmalar oluşturmak olmadığını belirtti. Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygı, karşılıklı güven ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel iş birliği düzeninin amaçlandığını kaydeden Erdoğan, Türkiye’nin gerektiğinde sorumluluk almaya ve bölgesel barış, güvenlik ve istikrar için diplomatik girişimlerini sürdürmeye devam edeceğini ifade etti.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın da aynı yaklaşım doğrultusunda değerlendirildiğini belirten Erdoğan, mekanizmanın taraf ülkeler arasında savunma alanıyla sınırlı olmayan daha kapsamlı bir dayanışmanın kurumsallaştırılmasına katkı sağlamasının amaçlandığını anlattı.
KÖRFEZ GÜVENLİĞİ VE KÜRESEL EKONOMİ VURGUSU
Erdoğan, Mekke Anlaşması’nın Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inandığını belirtti. Körfez güvenliğinin yalnızca bölge ülkeleri açısından değil küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, enerji arz güvenliği, deniz yollarının güvenliği, ticaretin sürekliliği ve küresel ekonomik istikrarın bölgedeki huzurla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ortak güvenlik ve dayanışma anlayışını güçlendirmesinin amaçlandığını kaydeden Erdoğan, güvenlik ile ekonomik kalkınmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Siyasi istikrar ile ekonomik kalkınmanın birlikte ilerlediğini ifade eden Erdoğan, Avrupa’nın büyük savaşların ardından güvenlik, istikrar ve ekonomik entegrasyon yoluyla refaha ulaştığını hatırlatarak bölge ülkelerinin aynı noktaya ağır çatışmalar yaşamadan ulaşabileceğini belirtti.
KÖRFEZ ASYA, AVRUPA VE AFRİKA ARASINDA STRATEJİK KONUMDA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, huzurun bulunmadığı bir ortamda ticaretin, yatırımların ve refahın sürdürülebilir olamayacağını söyledi. Körfez’in istikrarının Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağlantıların güvenliği bakımından stratejik önem taşıdığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin Körfez’deki barış ve istikrarı kendi güvenlik ve bölgesel barış yaklaşımından ayrı değerlendirmediğini kaydetti.
Türkiye’nin gerekli sorumlulukları almaya ve diplomatik çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini ifade eden Erdoğan’ın açıklamaları, Mekke Anlaşması’nın yalnızca askerî güvenlik çerçevesinde değil enerji, ticaret ve ekonomik istikrar açısından da ele alındığını ortaya koydu.
“HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL EKONOMİNİN ATAR DAMARLARINDAN BİRİ”
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, boğazın yalnızca bölgesel değil küresel öneme sahip stratejik bir geçiş noktası olduğunu söyledi. Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Erdoğan, bölgede yaşanan gerilimlerin etkilerinin yalnızca çevre ülkelerle sınırlı kalmadığını, petrol fiyatları üzerinden bütün dünyada hissedildiğini ifade etti.
Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nı “küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri” olarak nitelendirerek mevcut gerilimin sona ermesi ve boğazın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz biçimde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. Söz konusu hedefin tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı olduğunu ifade etti.
HÜRMÜZ, UKRAYNA VE FİLİSTİN İÇİN DİPLOMASİ MESAJI
Türkiye’nin gerilimin tırmanmasını desteklemediğini kaydeden Erdoğan, bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduklarını söyledi. Tarafları aynı masa etrafında buluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı, Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra Ukrayna ve Filistin’de de kalıcı çözüm yolunun çatışmadan değil diplomasiden geçtiğini belirtti.
Hürmüz gibi kritik bir su yolunun güvenliğinin sağlanmasında bölge ülkelerine önemli sorumluluk düştüğünü söyleyen Erdoğan, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin boğazın istikrarına katkı sağlayacağını ifade etti. Erdoğan, hedefin Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve söz konusu durumun kalıcı hale gelmesi olduğunu kaydetti.
SUUDİ ARABİSTAN İLE İLİŞKİLERE “STRATEJİK” TANIMI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri ortak tarih, kardeşlik bağları ve karşılıklı çıkarların şekillendirdiği stratejik bir ilişki olarak nitelendirdi. İki ülkenin yalnızca dost ve kardeş olmadığını, bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıdığını ifade eden Erdoğan, ilişkilerde son dönemde yakalanan ivmeden memnun olduklarını söyledi.
Siyasi diyaloğun güçlendirilmesinin yanında ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm alanlarındaki iş birliğinin de geliştirildiğini belirten Erdoğan, Suudi Arabistan ile ilişkilerin dönemsel gelişmeler yerine uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele alındığını kaydetti.
TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN İŞ BİRLİĞİNDE YENİ ADIMLAR
Bölgenin ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve iş birliğinin daha fazla önem kazandığını belirten Erdoğan, Mekke Anlaşması’nın başta savunma olmak üzere iki ülke arasındaki ilişkilerin farklı alanlarda güçlendirilmesine katkı sağlayacağını söyledi.
Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın ve diğer bölge ülkelerinin istikrar ve güvenliğine önem verdiğini aktaran Erdoğan, bölgede ortaya çıkan krizlerin özellikle göç ve terör başta olmak üzere etkilerinin bütün ülkeler tarafından hissedildiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı, önümüzdeki dönemde Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerini daha ileri seviyeye taşıyacak yeni adımların atılacağını söyledi.
ERDOĞAN’DAN LÜBNAN MESAJI
Lübnan’daki gelişmeleri de değerlendiren Erdoğan, ülkenin Türkiye açısından yalnızca coğrafi olarak yakın değil tarihsel bağların bulunduğu dost ve kardeş bir ülke olduğunu belirtti. Lübnan’ın huzurunun, güvenliğinin ve istikrarının bütün bölge açısından önem taşıdığını ifade eden Cumhurbaşkanı, ülkenin egemenliğinin, siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini söyledi.
Lübnan’ın iç meselelerinin dış müdahaleler veya askerî yöntemlerle daha karmaşık hale getirilmesine ve ülkenin dış güçlerin rekabet alanına dönüşmesine karşı olduklarını belirten Erdoğan, Lübnan’ın geleceğine yönelik kararları Lübnan halkının kendi iradesiyle alması gerektiğini ifade etti. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının sona ermesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, ülkede ateşkes sağlanması amacıyla yürütülen görüşmeleri olumlu karşıladıklarını kaydetti.
“ARZUMUZ LÜBNAN’IN YENİDEN İSTİKRARA KAVUŞMASI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orta Doğu’nun geleceğinin sürekli çatışmalar, yıkımlar ve acılarla şekillenmemesi gerektiğini belirterek bölgenin barış, huzur ve refaha ihtiyacı olduğunu söyledi. Türkiye’nin diplomatik çalışmalarının merkezinde söz konusu yaklaşımın bulunduğunu kaydeden Erdoğan, uzun yıllardır savaş ve çatışmalarla anılan bölgedeki tablonun değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin Lübnan’ın yeniden istikrara kavuşmasını, kurumlarının güçlenmesini ve halkının geleceğe güven içerisinde bakabilmesini istediğini söyleyen Erdoğan, ihtiyaç duyulan teknik desteği sağlamaya ve iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını belirtti. Erdoğan, söz konusu iradeyi Türkiye’de ağırlanan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ve Başbakan Nevaf Selam’a da aktardıklarını ifade etti.
SURİYE’DEKİ DEĞİŞİM SÜRECİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de yaşanan değişim sürecini Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Türkiye’nin sürecin başından itibaren Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduğunu belirten Erdoğan, ülkede yıllarca devam eden savaş, terör ve istikrarsızlığın bütün bölgeye ağır bedeller ödettiğini söyledi.
Suriye’de yeni bir dönemin başladığını kaydeden Erdoğan, sürecin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara zemin hazırlamasını istediklerini ifade etti. Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek yapıların Suriye’nin kuzeyinde veya ülkenin başka bölgelerinde varlık göstermesine izin vermeyeceklerini belirten Erdoğan, Suriye’nin toprak bütünlüğü kadar Türkiye’nin millî güvenliğinin de önem taşıdığını vurguladı.
ARALIK 2024’TEN SONRA SURİYE’DE YENİ DÖNEM
Erdoğan, Suriye’nin Aralık 2024’ten itibaren güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin oluşturulması ve toplumsal uzlaşının sağlanması yönünde mesafe katettiğini söyledi. Bölgesel sahiplenmenin ve Suriye hükümetinin arkasında oluşturulan bölgesel desteğin söz konusu süreçte rol oynadığını belirtti.
Suriye hükümetinin bölgesel ve uluslararası toplumla ilişkilerini geliştirerek sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklandığını ifade eden Erdoğan, ülkenin yeni çatışmaların dışında kalma yönünde ilerlediğini söyledi. Suriye’nin normalleşmesinin artık bütün bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, ülkenin istikrarsızlık yerine bağlantısallık ve kalkınma projeleriyle anılmaya başladığını kaydetti.
TÜRKİYE SURİYE İÇİN BÖLGESEL VE ULUSLARARASI ORTAKLARLA ÇALIŞACAK
Türkiye’nin Suriye’nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlendirilmesi için sorumluluk almaya devam edeceğini belirten Erdoğan, bölgesel ve uluslararası ortaklarla iş birliği içerisinde hareket etme iradesine sahip olduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de açılan yeni dönemin yeni çatışmalar ve acılar yerine barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla şekillenmesi gerektiğini söyledi. Mülakat boyunca bölgesel sorunların çözümünde ortak güvenlik, yerel sahiplenme, diyalog ve diplomasi vurgusunu öne çıkaran Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da söz konusu yaklaşımın kurumsal adımlarından biri olarak tanımladı.




