ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington’da düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde yaptığı uzun ve dağınık konuşmaya yeni bir tartışma daha ekledi. Basına yönelik eleştirilerini, siyasi rakiplerine dönük göndermelerini ve alaycı ifadelerini peş peşe sıralayan Trump, konuşmasının sonunda 2028 başkanlık seçimlerini işaret ederek yeniden aday olacağını söyledi. Ne var ki Trump’ın sözlerinin ciddi bir siyasi ilan mı, anayasal sınırları zorlayan yeni bir meydan okuma mı, yoksa salondaki gazetecilere yönelik bir gösteri mi olduğunu anlamak yine kolay olmadı.

Trump, “ABD başkanlığına dördüncü kez aday olma niyetim var. Resmî bir adım atacağım. Aslında sanırım bunu zaten yaptım; üç kez kazandım, şimdi bunu tekrar yapacağım” ifadelerini kullandı. Açıklamanın ardından cebinden çıkardığı kırmızı renkli “TRUMP 2028” şapkasını başına takan ABD Başkanı, konuşmasının en çok tartışılan görüntüsüne de imza attı. Gazetecilerle dolu salonda bir süre sessizlik yaşanırken Trump’ın şapkası, sözlerinin şakadan daha fazlası olduğu yönündeki tartışmaları büyüttü. Associated Press ve Reuters’ın aktardığına göre konuşma, ciddi bir adaylık bildiriminden çok üçüncü dönem ihtimali üzerine kurulmuş kışkırtıcı ve alaycı bir çıkış niteliği taşıdı.

TRUMP’IN HESABINDA ÜÇ ZAFER VAR, RESMÎ SONUÇLARDA İKİ

Trump’ın “Üç kez kazandım” sözü, gecenin en dikkat çekici olduğu kadar en tartışmalı iddiasıydı. Donald Trump, 2016 seçimlerini kazanarak ilk kez ABD Başkanı oldu, 2020 seçimlerinde Demokrat aday Joe Biden’a yenildi ve 2024 seçimlerini kazanarak Beyaz Saray’a geri döndü. Dolayısıyla resmî seçim sonuçlarına göre Trump’ın kazandığı başkanlık seçimi sayısı üç değil, iki. Trump ise 2020 seçimlerinin kendisinden alındığı yönündeki kanıtlanmamış iddialarını yıllardır sürdürdüğü için kendisini üç seçimin de galibi olarak göstermeye devam ediyor.

Sahnedeki sözler, yalnızca geleceğe yönelik bir adaylık mesajı vermedi; Trump’ın 2020 seçimleri hakkındaki kişisel anlatısını bir kez daha resmî gerçekliğin yerine koyduğunu da gösterdi. “Üç kez kazandım” ifadesi matematiksel bir seçim değerlendirmesinden çok, Trump’ın kendi siyasi dünyasında oluşturduğu alternatif sonucun ilanı niteliğindeydi. Salondakilerin neyin şaka, neyin ciddi tehdit ve neyin siyasi propaganda olduğunu ayırt etmekte zorlanmasının temel nedeni de tam olarak buradaydı.

“DÖRDÜNCÜ KEZ ADAYIM” DEDİ AMA ÜÇÜNCÜ KEZ SEÇİLEMİYOR

Trump’ın “dördüncü kez adaylık” ifadesi, katıldığı başkanlık seçimleri üzerinden değerlendirildiğinde teknik olarak anlaşılabilir. Trump, Cumhuriyetçi Partinin adayı olarak 2016, 2020 ve 2024 seçimlerine girdi. 2028’de yeniden yarışması hâlinde dördüncü kez başkan adayı olacak. Ancak adaylık sayısı ile bir kişinin kaç kez başkan seçilebileceği aynı anlama gelmiyor.

ABD Anayasası’nın 22. Ek Maddesi, herhangi bir kişinin başkanlık makamına ikiden fazla seçilemeyeceğini açık biçimde düzenliyor. Trump 2016 ve 2024 yıllarında iki kez başkan seçildiği için yürürlükteki anayasal hükümlere göre 2028’de üçüncü kez seçilemez. Dolayısıyla “TRUMP 2028” şapkası siyasi açıdan dikkat çekici bir propaganda ürünü olsa da hukuken Trump’a yeni bir dönem kazandırabilecek sihirli bir araç değil. Kongre’nin resmî anayasa kaynağında yer alan hüküm, “Hiç kimse başkanlık makamına ikiden fazla seçilemez” ifadesini taşıyor.

Trump’ın 2028 seçim pusulasında yer alabilmesi için yalnızca siyasi destek toplaması veya Cumhuriyetçi Parti içinde rakipsiz kalması yeterli olmayacak. Önündeki asıl engel rakip adaylar değil, doğrudan ABD Anayasası olacak. Mevcut kuralın değiştirilmesi ise Kongre’nin her iki kanadında üçte iki çoğunluk ve ardından eyaletlerin dörtte üçünün onayı gibi son derece ağır bir anayasa değişikliği sürecini gerektiriyor. Temsilciler Meclisi ile Senato’daki üçte iki desteğin tek başına yeterli olacağı yönündeki değerlendirmeler eksik kalıyor; değişikliğin yürürlüğe girmesi için eyaletlerin gerekli çoğunluğunun da onayı gerekiyor.

ŞAKA DİYE BAŞLADI, ŞAPKAYLA BİTİRDİ

Trump, adaylık konusuna girerken açıklamasını basının reytinglerini yükseltecek bir “özel haber” gibi sundu. Konuşmasının bazı bölümlerinde üçüncü dönem tartışmasını şaka olarak işlerken, kapanışta “resmî bir adım atacağını” söylemesi ve 2028 şapkasını takması mesajın sınırlarını özellikle belirsiz bıraktı. Trump’ın siyasi iletişim tarzında sıkça görülen yöntem yine devredeydi: Önce espri görüntüsü altında tartışmalı bir fikir ortaya atıldı, ardından gelen tepkilere göre sözlerin ciddi veya şaka olduğu savunulabilecek bir alan bırakıldı.

Ortaya çıkan tablo, Trump’ın gerçekten anayasal değişiklik peşinde olup olmadığından çok, üçüncü dönem tartışmasını Amerikan siyasetinin gündeminde tutmak istediğini gösteriyor. Şapka, adaylığın resmî olarak ilan edildiğini kanıtlamıyor; ancak Trump’ın anayasal sınırları yeniden siyasi sadakat testine dönüştürmek istediğine dair güçlü bir sembol oluşturuyor. Nitekim uluslararası haber kuruluşları da konuşmayı resmî adaylık başvurusundan ziyade üçüncü ve dördüncü dönem üzerine yapılmış kışkırtıcı bir çıkış olarak aktardı.

DAHA ÖNCE “SEKİZ YILIN SONUNDA BIRAKACAĞIM” DEMİŞTİ

Trump’ın son açıklaması, daha önce üçüncü dönem konusunda söylediği sözlerle de çelişiyor. Trump, 5 Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada başkanlık görevini sekiz yılın sonunda devredeceğini söylemişti. Bir başka açıklamasında ise üçüncü dönem için önünün açılması hâlinde eski ABD Başkanı Barack Obama’yı rakip olarak görmek istediğini belirtmişti. Bir tarafta anayasal sınıra uyacağını söyleyen, diğer tarafta 2028 şapkasıyla yeniden adaylık mesajı veren Trump’ın hangi açıklamasının gerçek niyetini yansıttığı belirsizliğini koruyor.

Siyasi açıdan asıl dikkat çekici nokta, Trump’ın üçüncü dönem ihtimalini her gündeme getirdiğinde anayasal tartışmayı normalleştirmesi. Amerikan kamuoyu böylece “Trump aday olabilir mi?” sorusunu konuşmaya başlarken, daha temel gerçek arka plana itiliyor: Mevcut anayasa uyarınca iki kez seçilmiş bir kişinin üçüncü kez başkan seçilmesi yasak. Trump’ın meydan okuması da zaten hukuken mümkün olan bir adaylıktan çok, mümkün olmayanı sürekli tekrar ederek siyasi tabanını hareketli tutma stratejisine benziyor.

Estein dosyasındaki isimlerden biri daha öldü
Estein dosyasındaki isimlerden biri daha öldü
İçeriği Görüntüle

SALON NEDEN SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ?

Gazetecilerin Trump’ın açıklaması sırasında sessiz kalması, yalnızca şaşkınlıktan kaynaklanmadı. ABD Başkanı’nın basın özgürlüğünü temsil eden bir gecede, anayasal olarak gerçekleştiremeyeceği bir adaylığı “özel haber” gibi sunması salondaki gerilimi artırdı. Trump’ın konuşması boyunca basına yönelik saldırılarla basının önemini vurgulayan sözleri yan yana kullandığı, siyasi rakiplerini hedef alırken kendi dönem sınırlarıyla ilgili belirsiz mesajlar verdiği görüldü.

Kimsenin tam olarak anlayamadığı nokta ise Trump’ın adaylığını gerçekten ilan edip etmediğiydi. Söyledikleri resmî bir seçim kampanyasının başlangıç konuşmasına benziyordu, fakat hukuki gerçeklik böyle bir kampanyanın önünü kapatıyordu. Şapka ciddi bir siyasi mesaj veriyordu, konuşmanın tonu ise her an “şakaydı” denilerek geri çekilebilecek şekilde kurulmuştu. Trump yine herkesi aynı soruyla baş başa bıraktı: Söylediklerine inanmak mı gerekiyor, yoksa söylediklerinin ne anlama geldiğini çözmeye çalışmak mı?

NİSAN AYINDAKİ YEMEK SİLAHLI SALDIRI NEDENİYLE YARIDA KALMIŞTI

Waldorf Astoria Oteli’nde düzenlenen program, 25 Nisan’daki ilk etkinliğin güvenlik kontrol noktası yakınında silah sesleri duyulması üzerine yarıda kesilmesinin ardından gerçekleştirildi. Gizli Servis ajanları ilk program sırasında Trump’ı salondan tahliye etmiş, olayın ardından 31 yaşındaki Cole Tomas Allen gözaltına alınmıştı. Şüpheli hakkında ABD Başkanı’na suikast girişimi de dâhil olmak üzere dört federal suçlama yöneltildiği bildirildi.

Üç ay sonra daha sıkı güvenlik önlemleri altında yeniden düzenlenen yemekte yaklaşık 700 kişi yer aldı. Normalde yaklaşık 2 bin 600 kişinin katıldığı programın daha küçük bir salonda gerçekleştirilmesi, kırmızı halı ve kokteyl bölümünün kaldırılması, nisan ayındaki saldırının etkinlik üzerindeki etkisini gösterdi. Trump ise böylesine ağır bir güvenlik geçmişinin ardından çıktığı sahnede anayasal sınırlar, seçim yenilgileri ve 2028 ihtimali arasında dolaşan yeni bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi.