Yapay zeka sektöründeki teknolojik büyüme, küresel ölçekte devasa bir enerji talebini beraberinde getirdi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, büyük dil modelleri mevcut durumda dünya enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 1,5'ini karşılıyor. Modellerin karmaşıklığı arttıkça bu oranın da yükseldiği gözlenirken, veri merkezlerinin yaygınlaşması elektrik şebekeleri üzerinde yoğun bir baskı oluşturuyor. Uzmanlar, sektörün enerji kullanımının on yılın sonunda iki katına çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu enerji açığını kapatmak amacıyla teknoloji dünyasının önde gelen isimleri nükleer füzyon teknolojisini stratejik bir çözüm olarak değerlendiriyor. OpenAI CEO'su Sam Altman ve Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yapay zekanın sürdürülebilirliği için füzyon enerjisini destekleyen isimlerin başında geliyor. Sam Altman, enerji alanında büyük bir atılım yaşanmadan mevcut büyüme hızının korunmasının mümkün olmadığını ifade ederken, füzyon yatırımlarının artırılması gerektiğini savunuyor. Bill Gates ise kurucusu olduğu Breakthrough Energy adlı yatırım fonu üzerinden temiz enerji çözümleri geliştiren girişimleri finanse ederek sürece dahil oluyor.
GÜNEŞ'İN ENERJİSİ DÜNYA'YA TAŞINIYOR
Nükleer füzyon çalışmaları, Güneş'teki enerji üretim sürecini taklit ederek iki hafif elementin birleşmesiyle ağır bir element oluşturulması prensibine dayanıyor. Nükleer fisyondan farklı olarak tehlikeli radyoaktif atık üretmeyen bu süreç, teorik olarak sınırsız ve temiz enerji sağlama potansiyeli taşıyor. Fosil yakıtların aksine hammadde sorunu barındırmayan teknoloji, hem çevre dostu hem de kesintisiz bir kaynak olarak görülüyor. Geçmişte sadece devletlerin yürütebildiği devasa projelerin yerini, son yıllarda özel sektörün geliştirdiği daha kompakt ve yerel ölçekli reaktör tasarımları alıyor.
TEKNOLOJİK GELİŞMELER REKTÖRLERİ KÜÇÜLTÜYOR
Dünyanın en büyük füzyon deneyi olan ITER projesi bütçe aşımı ve gecikmelerle gündeme gelirken, yeni nesil girişimler mıknatıs teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde daha küçük reaktörler üzerinde çalışıyor. Plazmayı kontrol etmek için kullanılan ultra güçlü mıknatıslar, reaktörlerin boyutlarını küçülterek veri merkezlerinin yerel enerji ihtiyacını karşılayabilecek düzeye getirmeyi hedefliyor. Bu teknolojik dönüşüm, merkezi olmayan enerji üretim modellerinin önünü açarak veri merkezi yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerdeki altyapı maliyetlerini düşürmeyi amaçlıyor.
ENERJİ GÜVENLİĞİ STRATEJİK ÖNEM KAZANIYOR
Veri merkezlerinin hızla yayılmasıyla birlikte birçok bölgede elektrik şebekelerinde kesinti riskleri baş göstermeye başladı. Mühendislik boyutunu aşarak siyasi ve askeri bir nitelik kazanan enerji arzı meselesi, hükümetleri yeni iletim hatları ve altyapı projeleri geliştirmeye zorluyor. Enerji arzındaki olası aksaklıkların sadece yapay zeka hizmetlerini değil, sanayi ve savunma sistemlerini de doğrudan etkileme riski bulunuyor. Bu nedenle Silikon Vadisi devleri ile kamu otoriteleri, enerji dönüşümünü hızlandırmak için koordineli bir çalışma yürütüyor.





