İran ile ABD arasında aylardır devam eden diplomatik gerilim, peş peşe gelen iki farklı açıklamayla yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington yönetimiyle herhangi bir müzakere yürütmediklerini ve belirledikleri şartlar yerine getirilmeden masaya oturmayacaklarını ilan etti. ABD cephesi ise bu açıklamayı kısa sürede yalanlayarak teknik temasların sürdüğünü savundu.

Tarafların aynı gün içinde birbirini tamamen çürüten açıklamalar yapması, uluslararası kamuoyunda diplomatik sürecin perde arkasına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Özellikle "Gizli müzakere mi yürütülüyor, yoksa taraflar kamuoyuna farklı mesajlar mı veriyor?" soruları yeniden tartışılmaya başlandı.

İRAN'DAN SERT MESAJ: "ŞU ANDA MÜZAKERE YOK"

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, katıldığı televizyon programında ABD ile herhangi bir müzakere yürütmediklerini açık şekilde ifade etti.

Kalibaf, İsviçre'de gerçekleştirilen temasların yalnızca mutabakat zaptındaki beş şartın uygulanmasına yönelik olduğunu belirterek, söz konusu maddeler eksiksiz yerine getirilmediği sürece yeni bir müzakere sürecinin başlamayacağını söyledi.

İranlı yetkili, şartların yerine getirilmemesi halinde yalnızca diplomatik sürecin duracağını değil, ülkesinin olası bir çatışmaya da hazır olduğunu belirterek dikkat çeken ifadeler kullandı. Bu açıklama, Tahran'ın Washington'a yönelik en sert mesajlarından biri olarak değerlendirildi.

HÜRMÜZ BOĞAZI KONUSUNDA GERİ ADIM YOK

Kalibaf, açıklamalarında Hürmüz Boğazı'na da geniş yer verdi.

İran'ın boğaz üzerindeki egemenlik haklarından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğini söyleyen Kalibaf, bölgedeki geçiş kurallarının İran'ın belirlediği düzenlemeler çerçevesinde yürütüldüğünü ifade etti. Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin arttığını savunan İranlı yetkili, gemi sigorta maliyetlerinin de düşmesi gerektiğini dile getirdi.

Uzmanlara göre dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı'na ilişkin yapılacak her açıklama, küresel enerji piyasaları açısından kritik önem taşıyor.

PETROL İHRACATI VE DONDURULAN VARLIKLARLA İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN İDDİALAR

Kalibaf, ekonomik gelişmelere ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'den Venezuela'ya 2 uçakla yardım gönderildi
Türkiye'den Venezuela'ya 2 uçakla yardım gönderildi
İçeriği Görüntüle

İran'ın petrol yaptırımlarının kaldırıldığını ve ham petrolünü önceki döneme göre yüzde 20 daha yüksek fiyatla sattığını öne süren Kalibaf, deniz ablukasının sona ermesinin ardından 10-12 gün içerisinde 40 milyon varilden fazla petrol ihraç ettiklerini söyledi.

Ayrıca İran'ın yurt dışında bulunan 24 milyar dolarlık varlığından 12 milyar dolarının temel ihtiyaç ürünlerinin temininde kullanılmak üzere Merkez Bankası'nın tasarrufuna bırakılacağını ifade etti.

"URANYUM ZENGİNLEŞTİRME BİZİM HAKKIMIZ"

Kalibaf, nükleer program konusunda da geri adım atmayacaklarını belirtti.

İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na taraf olduğunu vurgulayan Kalibaf, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliğinin sürdüğünü ancak uranyum zenginleştirmenin ülkesinin meşru hakkı olduğunu söyledi. Füze programının ise hiçbir şekilde müzakere konusu olmayacağını dile getirdi.

ABD'DEN ANINDA YALANLAMA GELDİ

İran'dan gelen sert açıklamaların ardından ABD Başkan Yardımcısı JD Vance farklı bir tablo çizdi.

Vance, İran'ın kamuoyu önünde müzakereleri reddettiğini ancak bunun bir müzakere taktiği olduğunu savunarak iki ülke arasındaki teknik görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.

ABD'li yetkili, İranlıların kamuoyuna "Görüşme yok" mesajı verdiğini ancak perde arkasında barış anlaşmasına yönelik teknik çalışmaların devam ettiğini söyledi.

KİM DOĞRU SÖYLÜYOR?

İran ve ABD'nin aynı süreç hakkında tamamen zıt açıklamalar yapması uluslararası kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı.

Diplomatik çevreler, tarafların iç kamuoyuna farklı mesajlar vermeyi tercih edebileceğini değerlendirirken, teknik temaslarla siyasi müzakerelerin birbirinden farklı süreçler olabileceğine de dikkat çekiyor. İran yönetimi resmi olarak müzakere yürütülmediğini savunurken, ABD teknik düzeyde temasların devam ettiğini öne sürüyor.

Bu nedenle mevcut tablo, taraflardan birinin kesin olarak yanlış söylediğini ortaya koymaktan ziyade, aynı diplomatik sürecin farklı tanımlarla kamuoyuna aktarıldığını gösteriyor. Önümüzdeki günlerde yapılacak yeni açıklamalar, iki ülke arasındaki temasların gerçek boyutunu daha net ortaya koyabilir.