ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısının Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askeri gerilime dönüşme riski taşıdığını açıkladı. Reuters’a konuşan Barrack, Türkiye’nin İsrail saldırısından önceden haberdar edilmediğini, Türk makamlarının kuzeye doğru hareket eden savaş uçaklarını gözlemlediğini ve gelişmelerin Ankara tarafından askeri bir tehdide dönüşebilecek şekilde algılanabileceğini belirtti. Barrack, tarafların tutumuyla durumun daha fazla kötüleşmesinin önüne geçildiğini ifade ederken, saldırının Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha güçlü bir iletişim ve çatışmayı önleme mekanizmasına duyulan ihtiyacı yeniden ortaya çıkardığını söyledi.

BARRACK: TÜRKİYE SALDIRIDAN ÖNCE UYARILMADI

Barrack, Reuters’a telefonla yaptığı açıklamada Türkiye’ye İsrail’in saldırı planı konusunda önceden bilgi verilmediğini belirtti. ABD’li temsilci, Türkiye’nin saldırı sırasında savaş uçaklarının kendi toprakları yönünde kuzeye ilerlediğini gözlemlediğini aktararak, Ankara’nın söz konusu hareketlilik karşısında kendi askeri yanıtını hazırlamasının makul olabileceğine işaret etti. Barrack, tarafların kontrollü davranması sayesinde olayın daha ileri bir noktaya taşınmadığını ve gerilimin büyümesinin engellendiğini kaydetti.

ABD’li temsilcinin açıklamasında öne çıkan unsur, İsrail’in Washington’a saldırı öncesinde bilgi verdiğine ilişkin haberlerin bulunmasına karşın Türkiye’nin bilgilendirilmemiş olması oldu. Axios’un ABD’li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre İsrail hükümeti, Ebu Zuhur saldırısından önce Beyaz Saray yetkililerini bilgilendirdi. Aynı haberde saldırıdan yaklaşık üç saat önce ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildiği ancak Ebu Zuhur konusunun görüşmede ele alınıp alınmadığının bilinmediği aktarıldı.

İSRAİL SALDIRIYI TÜRKİYE’NİN ÜSSE YERLEŞECEĞİ İDDİASIYLA AÇIKLADI

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, saldırının ardından yaptığı açıklamada Suriye’nin İsrail ile güvenlik alanında üzerinde mutabık kalındığını savunduğu statükoyu ihlal etmenin eşiğinde olduğunu ileri sürdü. İsrail tarafı, Şam yönetiminin Halep yakınlarındaki hava üssüne Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermeye hazırlandığını, söz konusu ihtimalin İsrail açısından güvenlik tehdidi olarak değerlendirildiğini bildirdi. Netanyahu’nun ofisi ayrıca Suriye yönetiminin Türk askeri varlığı konusunda daha önce uyarıldığını ve uyarıların dikkate alınmadığını savundu.

İsrailli yetkililerin ABD tarafına verdiği bilgiye göre saldırının amaçlarından biri Türkiye’nin Ebu Zuhur’a gelişmiş askeri sistemler göndermesini ve bölgede daha geniş kapsamlı bir askeri yapılanma oluşturmasını engellemekti. Axios’a konuşan bir Türk yetkili ise İsrail’in iddiasını reddederek saldırı sırasında Ebu Zuhur Hava Üssü’nde Türk askeri bulunmadığını söyledi. Türkiye’nin 18 Ağustos tarihli resmi açıklamasında da Ebu Zuhur’da Türk askeri konuşlandırılıp konuşlandırılmadığına ilişkin herhangi bir bilgi verilmedi.

BARRACK: İSRAİL’İN ALGILADIĞI TÜRKİYE İHTİMALİ SALDIRIDA ETKİLİ OLDU

Barrack, saldırının İsrail tarafında Türkiye’nin yakın gelecekte Ebu Zuhur’daki varlığını artırabileceğine yönelik bir algı bulunduğunu gösterdiğini söyledi. ABD’li temsilci, söz konusu değerlendirmenin doğru ya da yanlış olabileceğini özellikle vurgularken, ortaya çıkan durumun üç ülke arasında iletişim eksikliğinin doğrudan askeri sonuçlara yol açabileceğini gösterdiğini ifade etti.

Türkiye, Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin başlıca bölgesel destekçileri arasında yer aldı. Ankara, Suriye ordusuna eğitim desteği sağlarken devlet kurumlarının ve altyapının yeniden oluşturulmasına yönelik faaliyetlere de destek veriyor. Reuters, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu ve Suriye’de hem askeri hem diplomatik açıdan etkin bir konumda bulunduğunu aktarırken, İsrail’in Türkiye’nin Suriye’de artan askeri etkisini yakından izlediğini bildirdi.

TÜRKİYE, İSRAİL SALDIRISINI GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINADI

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 18 Ağustos’ta yayımladığı resmi açıklamada İsrail’in sabaha karşı Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıları güçlü şekilde kınadı. Bakanlık, İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve yeteneklerini hedef alan saldırılarının ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal ettiğini belirterek uluslararası topluma daha kararlı tutum sergileme çağrısı yaptı. Ankara ayrıca uluslararası hukuku ihlal eden eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması gerektiğini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının her geçen gün yeni bir boyut kazandığı belirtilirken, uluslararası toplumdan saldırıların sona erdirilmesine yönelik adım atılması istendi. Açıklamada Ebu Zuhur’daki olası Türk askeri varlığına veya İsrail’in Türkiye’ye ilişkin ileri sürdüğü iddialara dair bilgi yer almadı.

TÜRKİYE VE İSRAİL DAHA ÖNCE TEKNİK TEMAS BAŞLATMIŞTI

Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında doğrudan askeri karşılaşmaları önlemeye yönelik temaslar Ebu Zuhur saldırısından önce de yürütülüyordu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9 Nisan 2025’te yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suriye’de faaliyet yürütürken İsrail savaş uçaklarının da aynı bölgede operasyon gerçekleştirmesi nedeniyle ABD ve Rusya ile kullanılan sistemlere benzer bir çatışmayı önleme mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu söylemişti. Fidan, askeri unsurların birbirlerini yanlış anlamasını engellemek amacıyla teknik ekiplerin gerektiğinde temas kurduğunu açıklamıştı.

Fidan, söz konusu teknik görüşmelerin İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi anlamına gelmediğinin de altını çizmişti. Reuters’ın aktardığına göre Türkiye ve İsrail 2025 yılında Suriye’de iki ülkenin askeri unsurları arasında meydana gelebilecek olayların önüne geçmek amacıyla bir iletişim hattı oluşturdu. Ebu Zuhur saldırısının ardından Barrack’ın açıklamaları, mevcut iletişim düzeninin daha kapsamlı ve kurumsal bir yapıya dönüştürülmesinin Washington’un gündeminde olduğunu ortaya koydu.

ABD, TÜRKİYE-İSRAİL-SURİYE MEKANİZMASI ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR

Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye’nin dahil olacağı yeni ve daha kapsamlı bir çatışmayı önleme mekanizması oluşturmak için aktif biçimde çalıştığını açıkladı. Mekanizmanın askeri ve siyasi aktörler arasında yanlış anlamaların ve kazara yaşanabilecek çatışmaların önlenmesini sağlayacak doğrudan bir iletişim kanalı şeklinde tasarlandığını aktaran Barrack, Washington’un önceliğinin gerilimi düşürmek ve tarafların daha ölçülü hareket edebilmesi için alan yaratmak olduğunu söyledi.

ABD’li temsilci, Washington’un taraflar arasında halihazırda bilgi paylaşımı ve diyalog sağlayan bir düzeni kolaylaştırdığını ancak daha fazla kaynak ayrılan, daha güçlü bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Barrack, diplomatik ve teknik iletişim mekanizmalarına yatırım yapılmasının askeri güç kullanılarak iletişim kurulmasından çok daha düşük maliyetli olduğunu ifade ederek, askeri operasyonların yüz milyonlarca dolara ulaşabilecek maliyetlerine dikkat çekti.

İSRAİL VE SURİYE OCAK AYINDA İLETİŞİM MEKANİZMASINDA ANLAŞMIŞTI

İsrail ile Suriye arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen temaslarda 6 Ocak 2026’da ayrı bir iletişim mekanizması kurulması konusunda anlaşmaya varılmıştı. Paris’te yapılan görüşmelerin ardından açıklanan ortak bildiride mekanizmanın güvenlik ve istihbarat paylaşımının yanı sıra askeri gerilimin azaltılması, diplomatik temaslar ve ticari konularda koordinasyon sağlamak amacıyla ABD gözetiminde kullanılacağı belirtilmişti.

Suriye tarafı aynı dönemde İsrail’in Esad yönetiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından ele geçirdiği Suriye topraklarından çekilmesi için bağlayıcı ve açık bir takvim talep etmişti. Suriye devlet medyası, Paris görüşmelerinin 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden işler hale getirilmesine odaklandığını bildirmişti. Taraflar arasında sonraki aylarda gerilimi azaltma ve sınır güvenliğine ilişkin görüşmeler devam etmesine rağmen kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamadı.

EBU ZUHUR ÜSSÜNE SEKİZ HAVA SALDIRISI BİLDİRİLDİ

Suriye devlet televizyonu El-İhbariye, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde İsrail’in 18 Ağustos sabahı Ebu Zuhur Hava Üssü’nün pistine ve depolama alanlarına sekiz hava saldırısı düzenlediğini bildirdi. Anadolu Ajansı’nın bölgedeki yerel kaynaklara dayandırdığı ilk bilgilerde ise İsrail savaş uçaklarının yerel saatle yaklaşık 03.00’te üsse dört hava saldırısı gerçekleştirdiği aktarılmıştı. Suriyeli askeri kaynak daha sonra toplam saldırı sayısını sekiz olarak açıklarken, pist ile hangardaki kullanılmayan bir yapının hedef alındığını belirtti.

Reuters’a konuşan ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınlarında yaşayan bir sivil saldırılarda can kaybı olmadığını bildirdi. Ebu Zuhur Hava Üssü, Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre doğusunda bulunuyor ve 2013 yılından beri düzenli askeri havaalanı olarak kullanılmıyor. Üs, Suriye’de yaklaşık 14 yıl süren iç savaş sırasında Esad yönetimine bağlı güçlerle muhalif gruplar arasında birkaç kez el değiştirdi.

SALDIRIDA PİSTLER VE HANGARLAR HEDEF ALINDI

Axios’un ABD’li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde saldırıda en az sekiz bombanın Ebu Zuhur’daki pistleri ve bazı hangarları vurduğu belirtildi. Habere göre kısa süre önce yeniden inşa edilen pistlerde hasar meydana geldi ancak saldırıda can kaybı yaşanmadı. İsrail ordusu saldırının ilk saatlerinde resmi açıklama yapmazken Netanyahu’nun ofisi yaklaşık 20 saat sonra saldırının gerekçesini açıklayarak sorumluluğu üstlendi.

Suriye yönetiminin İsrail’in üs konusundaki endişelerinden saldırı öncesinde haberdar olduğu da Axios tarafından aktarıldı. Konuya yakın bir kaynağa göre Şam yönetimi pistin neden yeniden inşa edildiğine ilişkin İsrail tarafına mesaj göndermiş ve çalışmaların İsrail’e karşı saldırgan bir amaç taşımadığını bildirmişti. İsrail ise söz konusu açıklamalara rağmen Türk askeri unsurlarının veya gelişmiş silah sistemlerinin üsse konuşlandırılması ihtimalini güvenlik tehdidi olarak değerlendirdi.

BARRACK İLK AÇIKLAMASINDA “GEREKSİZ TIRMANMA” DEMİŞTİ

Barrack, saldırının ardından sosyal medya hesabından yaptığı ilk açıklamada Washington’un Ebu Zuhur’a yönelik İsrail hava saldırılarından derin endişe duyduğunu bildirdi. ABD’li temsilci saldırıyı bölgesel istikrara katkı sağlamayan “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirirken, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin İsrail’e yönelik saldırgan bir tutum benimsemediğini ve İsrail ile gerilimi azaltma iradesini birçok kez ortaya koyduğunu söyledi.

Barrack, ABD’nin askeri yöntemler yerine diplomatik sürecin sürdürülmesini teşvik etmek amacıyla görüşmelere ev sahipliği yapmaya devam edeceğini belirtti. Tarafları yeni askeri olaylara yönelmek yerine diyaloğa öncelik vermeye çağıran Barrack, kalıcı gerilim azaltma düzenlemelerinin ilgili ülkeler arasındaki sürekli iletişim yoluyla kurulabileceğini ifade etti.

SURİYE SALDIRIYI EGEMENLİK İHLALİ OLARAK NİTELENDİRDİ

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Ebu Zuhur saldırısını gerekçesiz bir saldırı ve bölgesel güvenlikle istikrarı tehdit eden tehlikeli bir tırmanma olarak nitelendirdi. Şam yönetimi, İsrail saldırılarının 8 Aralık 2024’ten bu yana devam ettiğini belirtirken, Suriye hükümetinin gerilimi önlemek ve ülkedeki istikrarı güçlendirmek için itidal politikası izlediğini savundu.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani de İsrail’e saldırılarını durdurma çağrısı yaptı ve Şam yönetiminin diplomatik girişimlerini sürdüreceğini söyledi. Şeybani, İsrail’in Suriye politikasını yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirtirken ülkesinin İsrail saldırılarına karşı diplomatik yollardan girişimlerde bulunmaya devam edeceğini ifade etti.

BM DE İSRAİL’E SALDIRILARI DURDURMA ÇAĞRISI YAPTI

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Ebu Zuhur saldırısına ilişkin açıklamasında İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarının ülkenin toprak bütünlüğü ve hava sahasının ihlali anlamına geldiğini belirtti. Dujarric, BM’nin söz konusu saldırılara karşı olduğunu ve İsrail’in Suriye’ye yönelik hava operasyonlarının durdurulması gerektiğini bildirdi.

Netanyahu, "Erdoğan da benim kazanmamı istemiyor" afişiyle oy istedi
Netanyahu, "Erdoğan da benim kazanmamı istemiyor" afişiyle oy istedi
İçeriği Görüntüle

İsrail, Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden önce Suriye’de özellikle İran bağlantılı unsurları ve Lübnan Hizbullahı’na silah aktarımında kullanıldığını ileri sürdüğü noktaları hedef alıyordu. Yönetim değişikliğinin ardından İsrail, Suriye’deki askeri operasyonlarını sürdürerek ağır silahları, füze ve silah depolarını ve çeşitli stratejik askeri tesisleri hedef aldı. Reuters’a göre Ebu Zuhur saldırısı, İsrail’in Mart 2026’dan bu yana Suriye hükümetine ait tesisleri hedef aldığı ilk saldırı olarak kayıtlara geçti.