ABD merkezli Bloomberg tarafından yayımlanan kapsamlı analiz, Donald Trump yönetiminin Libya’ya yönelik artan ilgisini gündeme taşıdı. Haberde, ABD ile İran arasında 107 gün süren savaşın ardından Washington’un beklediği stratejik ve ekonomik kazanımları elde edemediği belirtilirken, Trump’ın dikkatini Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri olan Libya’ya yönelttiği öne sürüldü.

Savaşın ilk dönemlerinde İran petrolünün ABD açısından önemli bir kazanım olacağını dile getiren Donald Trump’ın, sahadaki gelişmelerin beklentileri karşılamaması nedeniyle alternatif enerji kaynaklarına odaklandığı ifade edildi. Bloomberg’e göre bu kapsamda Libya, sahip olduğu dev hidrokarbon rezervleri, Avrupa’ya yakınlığı ve üretim kapasitesini artırma potansiyeli nedeniyle Washington’un yeni stratejik öncelikleri arasına girdi.

Tek suçu savaşta yaraları sarmaktı
Tek suçu savaşta yaraları sarmaktı
İçeriği Görüntüle

WASHINGTON’UN HEDEFİNDE LİBYA’DA SİYASİ UZLAŞI VAR

Habere göre ABD yönetimi, yıllardır iki ayrı siyasi ve askeri güç odağı arasında bölünmüş durumda bulunan Libya’da yeni bir denge kurmaya çalışıyor. Bu kapsamda Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti'nin lideri Abdülhamid Dibeybe ile ülkenin doğusunda etkili olan Halife Hafter arasında iş birliği zemini oluşturulması hedefleniyor.

Washington’un beklentisi, siyasi ve askeri istikrarın sağlanmasıyla birlikte yeni petrol sahalarının geliştirilmesi ve üretimin artırılması yönünde şekilleniyor. Böylece Libya’dan çıkarılacak ham petrolün hem küresel piyasalara hem de Amerikan şirketleri aracılığıyla uluslararası enerji ticaretine daha güçlü şekilde entegre edilmesi planlanıyor.

SAHADAKİ GÜVENLİK SORUNLARI EN BÜYÜK ENGEL

Bloomberg’in analizinde Libya’daki güvenlik sorunlarının halen çözülemediğine dikkat çekildi. Silahlı milis grupları, farklı yabancı ülkelerin etkisi ve petrol gelirlerinin paylaşımına ilişkin anlaşmazlıklar, enerji projelerinin önündeki en büyük riskler arasında gösterildi.

Liman kenti Sirte yakınlarında gerçekleştirilen askeri tatbikat da bu sürecin bir parçası olarak değerlendirildi. Çöl şartlarında yapılan eğitim faaliyetlerinde askerlerin İslam Devleti militanlarına karşı operasyon senaryoları üzerinde çalıştığı aktarıldı.

REHİNE KURTARMA TATBİKATI DİKKAT ÇEKTİ

Tatbikat kapsamında askerlerin alçak yapıların bulunduğu bir bölgede ilerleyerek simüle edilmiş rehine kurtarma operasyonu gerçekleştirdiği belirtildi. Sert rüzgarların etkisiyle kumların havalandığı bölgede silah seslerinin yankılandığı, birliklerin sokak sokak ilerleyerek esirleri kurtarma senaryolarını uyguladığı ifade edildi.

Söz konusu faaliyetlerin, Libya güvenlik güçlerinin uzun süredir gerçekleştirmekte zorlandığı karmaşık operasyon kabiliyetlerini yeniden canlandırmayı amaçladığı kaydedildi.

ABD’NİN LİBYA’YI BİRLEŞTİRME ÇABASI

Bloomberg, bu tatbikatı ABD’nin Libya’nın parçalanmış siyasi yapısını yeniden bir araya getirme girişiminin son halkası olarak değerlendirdi. Analizde, Washington’un Libya politikasının son dönemde daha belirgin bir ekonomik ve ticari boyut kazandığı vurgulandı.

Trump yönetiminin enerji kaynaklarını Amerikan ekonomik gücünün temel unsurlarından biri olarak gördüğü belirtilirken, Libya’daki petrol potansiyelinin bu yaklaşımın merkezinde yer aldığı ifade edildi.

LİBYA PETROLÜNDE HEDEF GÜNLÜK 2 MİLYON VARİL

Libya makamları ülkenin mevcut günlük yaklaşık 1,3 milyon varillik petrol üretimini orta vadede 2 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Afrika’nın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olan ülkenin, üretim kapasitesini artırması halinde küresel enerji arzında daha etkin rol oynayabileceği değerlendiriliyor.

Ancak bu hedefe ulaşabilmek için geçmişte petrolü siyasi baskı ve güç mücadelesi aracı olarak kullanan grupların üretim tesislerini kapatmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Uzmanlar bunun Libya’daki en zor konulardan biri olduğuna dikkat çekiyor.

GEÇMİŞ GİRİŞİMLER BAŞARISIZ OLDU

Libya’da Muammer Kaddafi’nin devrilmesinden sonra çok sayıda uluslararası girişim hayata geçirildi. Birleşmiş Milletler destekli siyasi yol haritaları, Avrupa ülkelerinin arabuluculuk çabaları ve dönemin CIA Direktörü William Burns’ün 2023 yılında gerçekleştirdiği ziyaretler kalıcı sonuç üretmedi.

Ülkede devam eden çatışmaların petrol operasyonlarını doğrudan tehdit etmeyi sürdürdüğü belirtilirken, enerji sektörünün kırılgan yapısının yabancı yatırımcılar açısından önemli bir risk oluşturduğu kaydedildi.

EN BÜYÜK RAFİNERİ ÇATIŞMALAR NEDENİYLE DURDU

Geçtiğimiz ay Zaviye kentinde rakip milis gruplar arasında yaşanan çatışmaların Libya’nın faaliyetteki en büyük rafinerisinin kapanmasına neden olduğu belirtildi. Bu gelişme, ülkedeki güvenlik sorunlarının enerji arzı üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu.

Libya’daki istikrarsızlığın yalnızca enerji piyasalarını değil, Avrupa’ya yönelik düzensiz göç hareketlerini ve bölgesel güvenliği de etkilediği ifade edildi.

WASHINGTON RUSYA ETKİSİNİ SINIRLAMAK İSTİYOR

Bloomberg analizine göre Libya’nın istikrara kavuşması halinde ABD ve Avrupa açısından yalnızca enerji arzı değil, jeopolitik avantajlar da ortaya çıkabilir. Özellikle Rusya’nın Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki etkisinin sınırlandırılması Washington’un öncelikleri arasında yer alıyor.

Daha istikrarlı bir Libya’nın Avrupa’ya yakın petrol ve doğal gaz kaynakları sağlamasının yanı sıra göç rotalarının kontrol altına alınmasına da katkı sunabileceği değerlendiriliyor.

ABD ŞİRKETLERİ LİBYA’YA DÖNÜYOR

Haberde Amerikan enerji şirketlerinin son dönemde Libya’ya yönelik ilgisinin belirgin şekilde arttığına dikkat çekildi. ConocoPhillips yeni enerji anlaşmaları imzalarken Chevron’un ülkeye geri dönüş hazırlığında olduğu belirtildi. Exxon Mobil’in de Libya’daki faaliyetlerini yeniden başlatma seçeneklerini değerlendirdiği ifade edildi.

Trump’a yakın isimlerden biri olarak bilinen ve Blackwater’ın kurucusu olan Erik Prince’in de enerji sektöründeki gelişmeler çerçevesinde yeniden Libya sahnesinde görünmeye başladığı aktarıldı.

ABD Afrika Komutanlığı Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ise Libya’daki ekonomik fırsatlara dikkat çekerek Batılı sanayi kuruluşlarının ülkeye yoğun ilgi gösterdiğini söyledi.

PETROL GELİRLERİ EKONOMİNİN TEMELİNİ OLUŞTURUYOR

Libya ekonomisinin büyük ölçüde enerji gelirlerine bağlı olduğu belirtiliyor. Petrol gelirleri ülkenin ihracatının ve devlet bütçesinin yüzde 90’dan fazlasını oluşturuyor.

2020 yılında Halife Hafter güçlerinin öncülük ettiği petrol ablukası sırasında üretimin günlük 1 milyon varilden yaklaşık 90 bin varile kadar düştüğü hatırlatılırken, enerji sektöründeki kırılganlığın halen devam ettiği vurgulandı.

20 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM BEKLENTİSİ

Ocak ayında Libya’nın devlet şirketi Waha Oil Co. aracılığıyla ConocoPhillips ve TotalEnergies ile 25 yıllık geliştirme anlaşması imzaladığı belirtildi. Libyalı yetkililer bu anlaşmanın ülkeye 20 milyar doların üzerinde yabancı yatırım çekmesini bekliyor.

Anlaşmanın ardından Chevron’un, Sirte Havzası’nda 2007 yılından bu yana gerçekleştirilen ilk lisans turunda yeni bir arama sahası elde ettiği aktarıldı. Exxon Mobil’in de geçen yıl yaklaşık on yıllık aranın ardından açık deniz sahalarında inceleme yapmak üzere dört blok için mutabakat zaptı imzaladığı ifade edildi.

TÜRKİYE FAKTÖRÜ DİKKAT ÇEKTİ

Bloomberg’in analizinde Türkiye’nin Libya’daki rolüne de yer verildi. Haberde Türkiye’nin geçmiş dönemde Trablus merkezli yönetimi desteklediği, buna karşılık Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya’nın Halife Hafter’e yakın durduğu hatırlatıldı.

Bu farklı uluslararası pozisyonların Libya’daki siyasi uzlaşı görüşmelerini zaman zaman zorlaştırdığı belirtilirken, ülkedeki enerji ve güvenlik denkleminde yabancı aktörlerin etkisinin devam ettiği vurgulandı.